Amerikan’ın en prestijli Dış Politika Dergilerinden biri olan Foreign Affairs’te 21 Mart 2025 tarihinde çıkan bir yazının başlığı şöyle: ‘’Türkiye artık tam bir otokrasi.’’ Yazan, Amerika Merkezli ‘’Ortadoğu Enstitüsü’nde’’ çalışan ‘’Gönül Tol’’ isminde Türk bir hanım.
Yazı, son günlerde Türkiye’de olup bitenleri doğru değerlendirmekten çok, klasik bir Erdoğan karşıtlığı üzerine inşa edilmiş. Yazıda, İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilme nedeni olarak, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının önünü kesmek olduğunu belirtmiş. Şöyle diyor: ‘’İmamoğlu'nun mezun olduğu İstanbul Üniversitesi, Yüksek Öğrenim Kurulu düzenlemenin kuralları ihlal ettiği iddiasıyla diplomasını iptal etti’’
Peki, hangi gerekçe ile iptal etti? İptal gerekçesi haklı mı haksız mı? Diploma ile ilgili arşivde hangi bilgiler var? Yazıda bu tür sorgulamalar yok, sadece diplomanın sahteliğine dair bir ‘’iddia’’ deyip geçiştirmiş.
Hâlbuki kayıtlar diplomanın usülsüz elde ettiğini ortaya koyuyor. Zaten İmimoğlu’da şimdiye kadar diplomasının sahte olmadığına dair tutarlı bir cevap veremedi. Üstelik diploması sahte olan sadece İmamoğlu değil. İmamoğluyla beraber 27 kişinin daha diploması iptal edildi. Hatta aralarında bir de sözde ‘’profesör’’ bir Hanım var.
Ancak orada da tuhaf bir durum var. Sahtekârlık yapmış O Hanım alkışlanarak uğurlandı. Akıl alır gibi değil..Galatasaray Üniversitesi gibi puanı yüksek bir Üniversite’ye girmiş bir öğrenci zeki olmalı ama demekki sürü psikolojisi böyle bir şey...
Bilindiği gibi Üniversiteler belli sayıda öğrenci alır. Üniversite sınavını kazanamamış birini aldığınızda, o üniversiteyi emeğiyle kazanmış diğerinin hakkını gasp etmiş olursunuz. Başkasının hakkını gasp etmiş birinin savunulması mümkün mü? Ahlak ve vicdan sahibi savunamaz elbette. Yazıda İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk ve terör suçlamalarıyla ilgili olarak da ‘’Erdoğan rekabetçi siyasetin önünü kesmek’’ olarak değerlendirilmiş. Hatta Rusya örneğini vererek ‘’Türkiye’de seçimler göstermelik yapılır’’ iddiasında bulunmuş.
Bu iddia iki açıdan tutarsız. Birincisi, daha İmamoğlu’nun ifadesi bile alınmamışken, ‘’Foreign Affairs’in’’ yazarı nasıl böyle bir yargıya vardı? İkincisi, yazar bir taraftan ‘’Türkiye’de seçimler göstermelik’’ diyor, diğer taraftan İmamoğlu’nun üç defa seçimi kazandığını söylüyor(!) Eğer iddia edildiği gibi seçimler göstermelik ise, İmamoğlu üç defa seçimi nasıl kazandı? Görüldüğü gibi Erdoğan düşmanlığı o kadar yüksek seviyedeki tutarsızlıklarını fark etmiyorlar bile.
Yazıda İmamoğlu’nun yanısıra Selahattin Demirtaş’tan da bahsetmiş. Demirtaş’ın hapse atılmasının nedeni olarak, Karizmatik bir rakip olduğuna bağlamış Hanımefendi. Ancak yazıda Selahattin Demirtaş’ın çağrısıyla sokakları ateşe verip, 56 kişinin öldürülmesinden hiç bahsetmemiş. Gerçeğe dayanmayan bu tür yazılar ile ‘’Foreign Affairs’’ Amerikan kamuoyunu yanıltıyor.
Burada üzerinde durulması gereken bir soru, Foreign Affairs İmamoğlu hakkındaki yolsuzluk iddiaların araştırılmasından neden rahatsız olmuş olabilir? Bence bu, üzerinde önemle durulması gereken milli güvenlik meselesidir.
Milli güvenlik kavramını biraz açalım. Güvenlik, insanın tehlikeden, beladan uzak olma hâlini ifade eder. İnsanlar günlük yaşayışlarında canlarından, mallarından ve ırzlarından emin olmak isterler. Aynı şekilde üzerinde yaşayıp kök saldıkları ülkelerinin de her türlü tehlikeden, belâdan uzak olmasını ister. İşte bu istekler, bir ülkenin birlik ve beraberliğini var oluşu ile eşdeğer bir anlam kazanarak milli güvenlik kavramını oluşturur. Elbette milli güvenlik kavramının tanımını birkaç satırla yapmış olsak da kapsamı çok daha geniştir.
Milli güvenliğin, kapsamını tayin eden unsurlar toplumu birarada tutan değerler, tarihi hassasiyetlerdir...Ülkenin jeopolitiği ve uluslararası ortamdır... Ülkenin sosyal ve ekonomik yapısıdır...Dolayısıyla bütün bu açılardan bakınca, İmamoğlu meselesi, giderek milli güvenlik meselesi hâline geldiği görülüyor!!
Seslimakale.com.tr
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.