GÜNCEL

Ali Karahasanoğlu : Madımak; yalanlar ve algılar!

Tarih
04 July 2021
İzlenme
602 Kişi

2 Temmuz 1993’te yaşanan Madımak olayı ile ilgili, öyle bir algı oluşturuluyor ki..

Öyle yalanlar söyleniyor ki..

28 yıldır düzeltmeye çalışıyoruz..

“Onda birini düzelttik” desek, o bile abartı olur.. Yalanlardan önce, algıdan başlayalım..

19 yıllık AK Parti iktidarı döneminde doğup büyüyen gençler, başka bir siyasi partinin hükümet olduğunu hiç görmedikleri için, biraz kendiliğinden, biraz da bu konuya kimse dikkat çekmediğinden olsa gerek, sanılıyor ki, Madımak olayı, AK parti iktidarı döneminde yaşandı..

Veya, en azından, Refah partisi’nin koalisyon ortaklığı yaptığı bir hükümet döneminde yaşandı..

Bu algıyı düzeltelim.

Sivas-Madımak olayı, ne AK Parti iktidarı döneminde, ne de Refah Partisi’nin koalisyon ortaklığı yaptığı bir hükümet döneminde oldu..

Daha ötesini söyleyeyim..

Bu söyleyeceğime, gençlerin şaşıracağından eminim:

“Madımak olayı, CHP’nin koalisyon ortağı olduğu bir hükümet döneminde yaşandı..”

Madımak Katliamı nedir? Madımak (Sivas) olayı ne zaman, nasıl oldu? - Günün HaberleriEvet ortağı DYP idi ama..

DYP’nin dindarlıktaki konumunu da, o tarihteki genel başkanı Süleyman Demirel’in, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğunda sarfettiği “Başörtülüler Arabistan’a falan gitsinler, orada okusunlar” sözünden anlayın..

Evet, Madımak olayının yaşandığı tarihte, Erdal İnönü de başbakan yardımcısı..

CHP’nin o günkü versiyonu olan SHP, koalisyon ortağı..

Belki çok daha da önemlisi..

Adalet Bakanlığı koltuğunda, Seyfi Dede oturuyor..

Şimdi buyrun, Madımak olayını, bu bilgiler eşliğinde yorumlayın..

Dürüstseniz, ahlaklı iseniz, ilkeli insanlarsanız..

Seyfi Dede’nin Adalet Bakanı koltuğunda, Erdal İnönü’nün Başbakan Yardımcısı koltuğunda, Fikri Sağlar’ın Kültür Bakanı koltuğunda, Erdal İnönü’nün özel kalemi olmasından başka bir özelliği bulunmayan ve SHP’nin kontenjanından atanan Ahmet Karabilgin’in Sivas Valisi koltuğunda oturduğu bir tarihte, Madımak olayı yaşandı..

İşe bakın ki..

Her yeri CHP’liler sarmış..

Ama ne hikmetse..

Suçlananlar, dindar insanlar..

Siyasi Partiler liderleri panosundaki PinAdalet Bakanlığı koltuğunda sen oturuyorsun..

Kültür Bakanlığı koltuğunda sen oturuyorsun..

Sivas Valiliği koltuğunda sen oturuyorsun..

Başbakan Yardımcılığı koltuğunda sen oturuyorsun.

Ama suçlu olanlar, dindar insanlar..

Hani ani gelişen bir olay olur..

Bir suikast olur..

“Ne kadar tedbir alırsanız alın, planlı olarak böyle bir eylem düşünülmüşse, engellemede ne kadar başarılı olunabilir ki?” diyebilirsiniz.

Madımak olayı, yarım gün süren bir gösterinin sonunda..

2-3 derin elin provokasyonu ile, ölümlü neticeye ulaştı.

Olay, gösteri boyutu ile kalmış olsaydı..

Veya..

Gösteri sonrasındaki, provakasyon mahiyetindeki otelin girişinde oluşturulan yangın önlenmiş olsaydı..

Yangın çıkmadan önce, olumsuz şeyler yaşanabileceği öngörüsü ile, otel boşaltılmış olsaydı..

Madımak’ta 35 insanın öldüğü tablo ile karşılaşılmamış olunacaktı. (Kadere itiraz anlamında söylemiyorum. Tedbirler/sebepler anlamında belirtiyorum.)

Bunun ötesinde, daha onlarca yalan var, Madımak olayının arkasında..

Mesela, “35 kişi yakılarak öldürüldü”.

Öldürülmüş olmak, ölmüş olmak, zaten bir acı..

Ama birileri, bu acıyı katlayarak artırmak, üzerinden rant devşirmek istiyor olmalı ki.

(Kimbilir belki de bu kişiler, zaten bu yangını çıkartanlarla ortak bir elin uzantısı oldukları için, “yangını çıkartıp, ölümleri yaşatıp, ardından da o ölümler üzerinden siyasi menfaat temini”ne çalıştıklarından..)

“Yakılarak öldürüldüler” söylemini, 28 yıldır tekrarlıyorlar.

Ben de, “İnsanların öldükleri gerçek. Ölümün şekli, ölüm gerçeğini değiştirmiyor. Ama oteli yakanların derin provokasyonuna alet olamamak için hatırlatalım ki, ölenler yanarak değil, devletin almadığı tedbirler sonucu, dumandan zehirlenerek öldüler..”

Hatta ikisi silahlı yaralanma sonucu öldü..

Bu bilginin, öyle büyük araştırmacı gazetecilik söylemleri ile elde edilen bir bilgi olmadığını da hatırlatayım.

Dava dosyasında, otopsi raporlarında, bu bilgiler apaçık yer alıyor..

2 Temmuz 1993 Madımak Olayı nedir Madımak Oteli'nde neler oldu? - Internet HaberBir başka yalan: “33 aydın öldürüldü..”

Sadece bir yanı ile vereyim..

33 kişiden birisi de, 15 yaşındaki bir çocuktu..

Bir çocuğun bile o otelde ölmesi bir başka büyük acı..

Ama bunu bile çarpıtıp, “Oteldeki aydınlar, özellikle öldürüldüler” diye söylenen bir başka yalanın, 28 yıldır tekrarlanması bir başka acı.

Ölen “aydın” imiş.. Veya “aydın değil” imiş..

Ölmesi tabii ki gerekmiyor..

Ama ölen kişiye, uç bir örnek olduğu için, aynı kişi üzerinden hatırlatıyorum, 15 yaşındaki çocuğa “aydın/düşünür” sıfatı yüklemenin, amacı nedir, anlamı nedir?

Şunu da hatırlatalım..

15 yaşındaki çocuğun bile, önünde 6-7 saattir gösteri yapılan bir otelin içinden güvenlik güçleri tarafından çıkartılmamış olması, başlı başına bir skandaldır.

Haydi, Aziz Nesin, posta koydu.

“Ben otelden çıkmıyorum” dedi. 

Diğer yetişkin kişiler, itiraz ettiler.

Can güvenliği söz konusu olduğu için, onları da polisin otelden çıkartma hakkı ve can güvenliklerini sağlamak için başka bir yere götürme yetkisi var ama..

15 yaşındaki bir çocuğun, o kadar tehlikeli bir ortamda, o otel içinde kalmaya devam etmesini anlamak mümkün değil..

Madımak üzerinden söylenen bir başka yalan, göstericilerin anayasal düzeni değiştirme konusunda slogan attıkları..

Bırakınız anayasal düzeni değiştirme amaçlı bir slogan..

Tam aksine..

Polis ve asker lehine sloganlar atıldığı, dava dosyasında bile yer alan bir gerçek..

Ama olayı, bambaşka bir şekilde gösterip, konu ile ilgisi bile olmayan kişilere çok ağır cezalar vermek için, suç isnadı anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs olarak gösterildi..

Ve idam cezası verildi..

Hem de 33 kişiye birden..

Yanlış okumuyorsunuz..

Hani “Sivas cezasız kaldı” diyorlar ya..

Sorsanız, “Tek bir dosyada, bu kadar çok kişiye, idam cezası verilmiş kaç olay vardır” diye..

Ben hatırlamıyorum..

Ama yine de, “Sivas cezasız kaldı” diye, birileri “Daha çok, daha çok kişiye idam” diye algı üzerine algı üretiyorlar..

Ki, bu kişilere, PKK’lı teröristler için idam cezası verilmesine yönelik bir talep dillendirildiğinde, ilk itirazları şudur: “İdam cezası, insan haklarına aykırıdır.”

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER