GÜNCEL

Süleyman Özışık : Siyasetçinin derecesi nasıl ölçülür?

Tarih
16 February 2020
İzlenme
1187 Kişi

Yerel seçimlerin ardından gerek yazdığım yazılarda gerekse TV ekranlarında yaptığım yorumlarda hep şunu söyledim:

"İstanbul halkı önümüzdeki süreç içinde Belediye Başkanı olarak seçtiği adamın, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bile beter bir siyasetçi olduğunu görecek."

Ekrem İmamoğlu 8 aylık görev süresi içinde Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bile beter bir siyasetçi olduğunu göstermiş oldu.

Nasıl...

Aklı başında hiçbir siyasetçi İstanbul'un temiz su isteğini karşılayacak ileri biyolojik arıtma projesini iptal etmezdi, İmamoğlu etti.

Aklı başında hiçbir siyasetçi milletle alay edercesine "Temel atmama töreni düzenliyorum, yapraklar bile beni alkışlıyor" demezdi, İmamoğlu dedi.

Aklı başında hiçbir siyasetçi, kendisinden önceki belediye başkanının, medyaya ödediği reklam bedellerini el altından kendine yakın medyaya sızdırmazdı, İmamoğlu sızdırdı.

imamoğlu ter ile ilgili görsel sonucuAklı başında hiçbir siyasetçi bu sızdırma hatasını yaptıktan hemen sonra, kendine yakın gördüğü medyaya sızdırdığı rakamların iki ve hatta üç katı para aktarmazdı. Mesela Cumhuriyet gazetesine aylık 400 bin lira para aktarımı yapmazdı, İmamoğlu yaptı.

Aklı başında hiçbir siyasetçi kendinden önceki belediye başkanının sanatçılara ödediği ücretleri açıklamazdı. Açıklama hatası yapmış olsa bile, sadece yılbaşında kendisine yakın sanatçılara 50 milyon lira para ödemezdi, İmamoğlu ödedi.

Ve aklı başında hiçbir siyasetçi, ülkenin Elazığ depremi ile acıya büründüğü bir dönemde Erzurum'a kayak tatiline gitmezdi, İmamoğlu gitti.

Azıcık siyasi zekâsı olan bir siyasetçi, "Bu tatil işini yanlış yaptım, özür dilerim" diye açıklama yaparak tepkileri bastırırdı. Azıcık siyasi aklı olan bir siyasetçi, "Benim siyaset tarzım bu, buna alışacaksınız" diye açıklama yapmazdı, İmamoğlu bunu da yaptı.

Ve daha da beteri...

Minnacık edep sahibi olan hiçbir siyasetçi, kendisine "Kayak yapıyorsunuz" diye eleştiri getiren başka bir siyasetçiye, "O kayak takımları senin bilmem nerene girsin" demezdi, Ekrem İmamoğlu dedi.

Bakın yukarıda saydığım hataların hiçbirini, siyasi akıl fukarası olarak tanıdığımız Kemal Kılıçdaroğlu bile yapmadı.

Yapmaz da...

Ekrem İmamoğlu bu hataları yapa yapa 8 ay gibi kısa bir süre içinde karizmayı çizdirdi. Hem de öyle bir çizdirdi ki seçim döneminde kendisini "Kurtarıcı" olarak gören, "Geleceğin Cumhurbaşkanı" ilan eden kendi partili arkadaşları bile şimdi yerden yere vuruyor başkanı...

Bir süre öncesine kadar, AK Parti döneminde yapılan parkların açılışını yaparak, AK Parti’nin başlattığı metro hatlarının inşaatına devam ettiğini açıklayarak çizilen karizmayı kurtarmaya çalışıyordu.

Şimdi onu bile yapamıyor.

AK Parti döneminde inşaatına başlanan sıradan bir köprülü kavşağın açılışını yapmaya çalışıyor, onu bile yapıyor!

Niye?

Çünkü Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı, AK Parti döneminde yapılan köprülü kavşağın açılışını yapıyor ve Bay Başkan boşa düşüyor!

Öyle bir acziyet yaşıyor ki...

Önceki gün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamayı okuyunca İmamoğlu adına ben utandım.

Büyükşehir Belediyesi'nin koskoca Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı, Başkan adına İstanbul halkına, "Otogarlarda bulunan tuvalet fiyatlarında indirime gittik. Buralarda tuvaletlerinizi artık 1 liraya yapabilirsiniz" diye müjde veriyor!

Twitter'dan duyurulan bu müjdenin altına gelen yorumları görseniz, inanın yüzünüz kızarır. Başkana ve belediyeye yapılan hakaretlerin, aşağılamaların bini bir para...

Ekrem İmamoğlu ise yüzüne çarpılan bu basiretsizliği, bu beceriksizliği perdelemek için yine kurnazca bir yol takip ediyor, Cumhurbaşkanı ile, bakanlar ile ağız dalaşına girmenin yollarını arıyor.

Dün bir deneme daha yaptı.

"31 Mart 2019 seçimlerinin birkaç gün öncesinde Erkan Karaarslan’ın avukatını İzmir’e hangi bakanınız davet etti? Hem de bilet alarak. Kabinede bulunan bu bakan, 'İmamoğlu’na önce FETÖ, yoksa, yolsuzluk suçu at, amacımız onları bitirmek' dedi mi, demedi mi? Bu kumpastan, bugün bu yalan ifadeleri kullanan Sayın Cumhurbaşkanı’nın haberi var mı yok mu? Onun onayıyla mı yapıldı? Yoksa haberi yok mu?" diye sordu.

Alıştı tabii...

Cumhurbaşkanı kendisine cevap verecek, beyefendi "Bakın bana cevap veriyorlar. Çünkü ben onlarla eşitim" diyerek reklamını yapacak. Sayın Süleyman Soylu ve Sayın Murat Kurum kendisine cevap verecek, o da bu açıklamalar üzerinden prim yapacak!

Ama geçti artık o günler...

Başkana kötü bir haberim var.

Sayın Cumhurbaşkanı ve bakanlar bu açıklamaya cevap vermeyecek.

Niyesini söyleyeyim.

Cumhurbaşkanı bundan bir süre önce "Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na cevap verecek dereceye düşmedim" demişti zaten. Birileri bunu "Cumhurbaşkanı ile Belediye Başkanı arasındaki makam derecesi" olarak anladı ama değil.

Sayın Cumhurbaşkanı, "Ben bir beceriksize, bir yalancıya, bir iftiracıya ve bir şantajcıya cevap verecek kadar düşmedim" dedi.

Ve Sayın Cumhurbaşkanı sonuna kadar haklı...

Derecesi yüksek siyasetçiler "Bir bakan geçmişte şöyle bir şey yapmışmıştı, bana tuzak kurmaya çalışmışmıştı, bunu da ilk kez açıklıyorum" gibi üstü kapalı, imalı cümleler kullanmaz.  

Ahlak sahibi siyasetçiler net olur, dürüst olur, dobra olur, söyleyeceği ne varsa açık açık konuşur.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

  • YORUMLAR
  • Okur Yazar

    16 February 2020
    1 0
    Tamam ne kadar eleştirilse de az. Ama bu zatı İstanbul' un başına getirenler yine İstanbul halkı. Oy verenler ise çok çeşitli. Kimisi zaten kemikleşmiş, fanatik Chp liler. Bir kısmı HDPKK lı seçmen. Bir kısmı sağın çakma proje partisi İyi Partililer. Bunların oyu bu zatı seçmeye yine de yetmeyecekti. Ama imdada küskün bir kısım eski Ak Partili seçmen yetişti.Dere geçerken at değiştirmeye kalkan bu kesim bu zatı İstanbul'un başına hediye etti.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER