GÜNCEL

İbrahim Karagül : Bilge insanlar sahaya inmeli. Çıkın artık ortaya! Ön sıraya yerleşin. Siz olmadan olmaz!

Tarih
19 April 2021
İzlenme
764 Kişi

Türkiye’nin bilge insanları sahaya inmeli.

Birikimlerini, donanımlarını Türkiye için harekete geçirmeli.

Yüzlerce yıllık bilgi, birikim, derinlik, miras, akıl, hafıza, yüz yıl sonra yeniden ayağa kalkan ülkemiz ve milletimiz için, geleceğimiz için, yarınlara bırakılacak güçlü miras için risk almalı, öne çıkmalı, çıkarılmalı.

Bu fedakârlığın, en üst insani ve milli değer olduğu gerçeği ile sorumluluk hissedilmeli.

Türkiye’nin yükselişine imza atın

Ülkemizin varlıklarının, değerlerinin sadece ekonomik, siyasi, güvenlik eksenli olduğu kanaati genişletilmeli. Sadece teknoloji, sadece iletişim, sadece zenginlik ölçütlerine kısılıp kalmadan bütün yönleriyle ülkenin, milletin yükselişine imza atılmalı.

Kültür de, sanat da, mimari de, felsefe de, medeniyet de, yaşam konforu da güç ve imkândan beslenir. Savunma, ekonomi, teknoloji nasıl güç üretiyorsa, nasıl güçten besleniyorsa diğerleri de öyle üretmeli, ürettiğini paylaşmalı, Türkiye’nin canlı hayatına sunmalı.

Tehditler ve tehlikeler yenilendi. Acımasız hırs ve çılgınlıklar çağı.

İnsanlığın belirsizliklerle dolu bir geleceğe yöneldiği, birçok ülkenin gücünün eridiği, her milletin geçmişinden bir şeyler bulmak için kendine yöneldiği, güçlü bir gelecek kurabilmek için her türlü arayışa girdiği yılları yaşıyoruz.

Sadece Covid-19 salgınının ülkeleri tüketebildiği, toplumsal psikolojiyi çökertebildiği, siyasi otoriteleri sarsabildiği, ülke bütünlüklerini tehdit edebildiği bir dünyada, tehditler, tehlikeler yenilenmiştir. Bir adım sonrasında belki de insanlık çok daha büyük sıkıntılarla yüzleşecek.

Dünyadaki güç düzeninin dağıldığı, yeniden yapılanamadığı, dengenin bozulduğu, adaletsizliğin korkunç boyutlara ulaştığı, insan ırkının en acımasız hırs ve tamahının kitleleri yok edebilecek ölçüde çılgınlaştığı, bunu sınırlayacak hiçbir mekanizmanın kalmadığı bir “yeni hayat”a uyandık.

Sadece devletin görevi değil. Ülke direncini, dayanışmayı sarsar, çok ağır yaralar alırız.

Şimdi; bu hayata tutunmanın yollarını, araçlarını, imkânlarını, donanımlarını arıyoruz. Böyle bir dünyada Türkiye’yi büyütmek, ayakta tutmak, ortak iyiliğimizi, ortak imkânlarımızı ve ortak geleceğimizi güvenceye almak sadece siyasilerin, hükümetin sorunu değil.

Türkiye’yi korumak sadece askerin, polisin mücadelesiyle sınırlı değil. Sadece Ar-Ge merkezlerinde harıl harıl “yeni” bir şey üretmeye çalışanların görevi değil.

Bütün beklentiyi devlete hasretmek, bu seferberliğe katılmamak, katkıda bulunmamak, imkân ve araçları alana hasretmemek toplumsal dayanışmayı, ülke direncini sarsar. Bunu yaşayan her ülke, bu olağanüstülükler çağında ağır yaralar alacak.

Aklımızı üç beş “kıvrak zeka”ya mahkûm etmeyin.

Siyasi çevrelerin, sivil oluşumların, üniversitelerin, eğitim kurumlarının, medyanın, bütün iletişim çevrelerinin, ilim/bilgi havzalarının, kanaat önderlerinin, Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmış ve toplumumuzu ayakta tutan sinir uçlarının bu seferberliğe katılması gerekiyor.

Mesele; para, pul, şan, şöhret, iktidar, ilişki, kişisel hesap, öfke, kin, küskünlük meselesi değil.

TV ekranlarında, sosyal medya ağlarında, internet sayfalarında atıp tutma, linç, hesaplaşma, yalan ve kurgularla toplumsal zihni felç etme, düşünce dünyamızı, siyasi hesaplarımızı, tarihi iddialarımızı, üç beş “kıvrak zeka”ya mahkum etme değil.

Büyük hesaplar, büyük iddialar, “Türkiye Yolu”…

Çok büyük hesaplarla yüzleşiyoruz. Çok büyük iddialarla çarpışıyoruz. Çok büyük hedeflere kapılar aralıyoruz. Olağanüstülükler çağında bir “Türkiye Yolu” çiziyoruz. Ve bu uğurda yüzyılların mücadelesini veriyoruz.

Entelektüel dünyamızdaki, bilgi dünyamızdaki yüzlerce yıllık hafıza uyanmalı, canlanmalı.

Türkiyeli bakış, Türkiyeli düşünce disiplini, Türkiyeli entelektüel dil, Türkiye ve dünyaya büyük katkılar sunacak, kapılar açacak tartışmalar geliştirebilir, üretebilir.

Bu ülkeden bilgi fışkırıyor. Odalarınızdan çıkın, öne geçin, risk alın.

Bu ülkeden bilgi fışkırıyor. Siyaset, tarih, felsefe, sanat, jeopolitik, teknoloji, iletişim, her alanda olağanüstü donanımlı insanlarımız var.

Bazen bir kişinin bir yazısını, bir çalışmasını okuyorsunuz, o bilgeliği görüyorsunuz. Sonra; “Hani bu insan nerede, neden hayatın içinde değil, neden Türkiye’nin bu mücadelesine omuz veren etkin bir alanda değil” diye hayıflanıyorsunuz.

Odalarınızdan çıkın, kampüslerden çıkın, konforlu alanlarınızı terk edin. Siyasi alana, toplumsal alana, medyaya açılın. Türkiye’nin önüne geçin, siyasete öncülük edin, risk alın, mücadeleye aktif biçimde katılın.

Yeryüzünün anavatanında dünyanın eksenini sarsacak iddialarla yola çıktı Türkiye.

Hiçbir kişisel hesap Türkiye’nin ve dünyanın yeni arayışlarından daha önemli değil. Hiçbir kişisel öncelik, gerekçe, insanlığın içinde bulunduğu büyük buhran, dönüşümden daha öncelikli değil.

Yüzyılların dönüşü yaşanıyor. Sadece bu coğrafyada son bin yılın belki de dördüncü büyük tarih kırılması yaşanıyor. Dünya, son beş yüz yılın güç kaymasını yaşıyor.

Türkiye olarak, yeryüzünün anavatanında, merkez coğrafyasında dünyanın eksenini sarsacak iddialarla öne çıktık. Büyük bir kuruluşun temelleri atılıyor. Selçuklu gibi, Osmanlı gibi, büyük güçlerin tarih sahnesinde çıktığı gibi bir dalga oluştu.

Çıkın artık ortaya! Ön sıraya yerleşin. Siz olmadan olmaz!

Bu, çok güçlü toplumsal dayanışma ile, bilge insanların öncülüğü ile başarılabilecek bir şey.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER