SİYASET

Faruk Aksoy : “Ha Gargat Ağacı ha HDP amblemi…”

Tarih
16 January 2016
İzlenme
3008 Kişi

Yaşananlara baktınız, düşündünüz taşındınız, vicdanınız el vermedi, barıştan yana, kardeşlikten yana bir tavır geliştirdiniz ama “biz vahşiler” sizin, bu niyetinizi anlamadık ve daha da kötüsü, çoluk çocuk demeden, insanların ölümüne alkış tutacak kadar alçaldık, öyle mi…?

Durumu böyle mi özetliyorsunuz gerçekten…

Önce akademisyenler, sonra edebiyatçılar ve sonra da sinemacılar olarak barış istiyorsunuz yani…

“Ama tek başına barış yetmez” diyorsunuz.

Önce saray da oturan “zalim diktatör!” gitmeli, sonra meclisteki hükümet ve sonra da halk, hepimiz, herkes ama herkes gitmeli!

Bin yıldır kirlettiğimiz cennetinizi, Asurdan çıkıp gelen Lamassu, Hintten el uzatan Çri, Mısır'dan seslenen Hathor, zaten Mezopotamya yerlisi olan Ninurta, ve daha nice mukaddes Tanrı(ça), anca temizleyebilir!

Bir tek, bizim Allahımız, savaş istiyor, bir tek, bizim Allahımız, barıştan yana söz söylemiyor, bir tek, bizim Allahımızın bayrağı var ve biz de, onun buyruklarıyla afyonlanmış ölüm makineleriyiz…!

Çocuklarınızı, eşlerinizi, kuşlarınızı, çiçeklerinizi öldürmek için yedi başlı ejderhaya dönüştürüldük ve her şeyinizin kökünü kazıyacağız!

Ama sizler, buna engel olmak için naif bir ressam gibi bembeyaz kağıda hiç duymadığımız şeyler yazdınız ve kelebekten imzalarınızı bıraktınız.

“Barış” dediniz, sadece barış…!

***

Hatlar ve saflar, hiç bu kadar netleşmemişti.

“Artık ciddiye alınacağınızı zannetmiyorum, helak olacak kadar yalan söylediniz çünkü…”

Daha da kötüsü, bir zaman sonra, o malum partinin amblemindeki ağacın “Gargat Ağacı” olduğunu da anlayacaksınız!

Bütün kötülükleri yapıp, bütün günahları işledikten sonra gizlenmek için arkasına geçeceğiniz ağaç vardı ya, hani dile gelecekti ve sizi şikayet edecekti!

Güya saklamaya çalıştınız, rengarenk boyadınız ama ağaç bu, hangi ilkbaharda yapraklarını dökmüş ki, kışın ayazında, sizin yalanlarınızı örtmek için yeşersin…

Birden bire dile geldi ve “O yalancılar, şu arkama saklananlardır” deyiverdi.

***

Taş ustası Sokrates'i öldüren zehri hazırlayan akademisyenler…!

Pinokyonun burnunu kalem zanneden edebiyatçılar…!

Kendi senaryosunu bile göremeyip üç boyutlu körlük yaşayan sinemacılar…!

Kaçıncı kez kuruldu, barış masası, kaçıncı kez “Sözünün erdemine güvenen gelsin ve konuşsun” denildi?

Her seferinde bir fitne, her seferinde bir pusu atılmadı mı?

Daha düne kadar “Hendekleri kazanlar, içinde kalacaklar, hendek kazmayla sorun çözülmez” diyen kimdi?

PKK'ya, AKP, silah bıraktıramaz, biz bıraktıracağız” diyen kimdi?

“Ortak vatanımızda kardeşçe yaşayacağız, bayrağımız birdir, biz, sadece anayasal güvenceyle kimliğimizin korunmasını istiyoruz” diyen kimdi?

***

Siz şimdi, bu ülkenin aydınları(!) olarak kalkmışsınız, bu kadar yalanı görmemezlikten gelmişsiniz, şehirleri işgal edip, halkın hayatını zindana çeviren eşkıya çetesini savunmak için “Gargat Ağacının” arkasına saklanıp, barış çağrısı mı yapıyorsunuz?

İki filminiz izleniyor, üç kitabınız okunuyor diye, alçakça yürüttüğünüz iftira kampanyasına boyun eğeceğimizi mi zannediyorsunuz?

Hangi törede var, barış masasının altına silah saklamak?

İki polis, elleri bağlanıp infaz edildiğinde, barış sürecini bitirenleri protesto etmek aklınıza gelmedi mi, imza atmak için beyaz bir kağıt bulamadınız mı, o zaman?

Bu kaçıncı yalan, bu kaçıncı iftira, bu kaçıncı ihanet…!

Turgut Özal'ın kurduğu barış masasını “otuz üç” silahsız askeri kurşuna dizerek devirmediniz mi?

Erdal İnönü'nün, meclise taşıdığı “ortak siyasi iradeyi” daha tartışmalar başlamadan, yemin töreninde boğmadınız mı?

Necmettin Erbakan'ın, geliştirdiği “ümmet birliği” heyecanını, Marksizmin çekiciyle kırmadınız mı?

Tayyip Erdoğan'ın, dillendirdiği “analar ağlamasın” niyetini, adamın mezardaki anasına küfrederek, bir kere daha öldürmediniz mi?

Şimdi barış istiyorsunuz demek…!

***

Peki, kabul, bir kere daha barış olsun ama siz de görüyorsunuz ki, boş kağıda “Barış istiyoruz” yazarak, barış olmuyor.

Bu sefer görevi devralın, gidin ve şehirlerde, emniyet güçleriyle çatışan teröristlerin elindeki bütün silahları, İstasyon Meydanı'nda toplayın ve ilk Nevruz'da, ateşe verin…!

Yapın bunu, aydınsınız ya, aydınlatın hepimizi, barış ateşinde…

Yenişafak
16 Ocak 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER