YAŞAM

Erem Şentürk : "O paradan size zırnık koklatmazlar"

Tarih
26 April 2016
İzlenme
2506 Kişi

Kardeşim “takımına gönül vermiş adam” diyorlar sana, kandırıyorlar inanma, vaktini veriyorsun, paranı veriyorsun inan bana senin kalbinle, gönlünle ilgilenen yok. Sen gönlünü veriyorsun biliyorum, sen samimisin ama takımlar senin vaktinle ve paranla ilgileniyorlar. Aynı paran için seni sömüren güzel ama kötü kadınlar gibiler hepsi. Toplanıp kalabalık olmanla ilgileniyorlar. 

“Taraftar grubu” diyorlar sana, tuzak bu, seni bir kafesin içine toplayan tuzak. Kafeslere toplanıyoruz ve reklam kitlesi olarak satılıyoruz. Düşme bu tuzağa.  Düşen kardeşlerin varsa tut elinden kurtar.

“Sadık” diyorlar sana, yapma, sadıksın biliyorum ama düşünsene biraz, sadakatin bir ideale, bir fikre, insanlığa, ailene, bayrağına, evlatlarına değil,  pazarlıklarda en iyi fiyatı veren sponsor şirketlere. Sadık müşterisin yani aslında.

En çok çocuklara gözlerini dikmişler aman! Aman! Allah aşkına kendi düştüğün girdaptan çocukları koru bari. Küçük kardeşlerine, yeğenlerine forma alma kardeşim. Milyar dolarlık bir çarkın sürüsüne katma sevdiklerini. Kapıldılarsa eğer, geç önlerine kurtar onları.

Düşün kardeşim! Sadece topa tekme atarak milyon dolarlar kazanan adamlar için ağlıyorsun. Yarın o adamlar parayı veren başka takımlarda tekme atıyorlar yine ağlıyorsun. Bunun adına profesyonellik diyerek tevil ediyorlar ama sonra bu profesyoneller sevgiden söz ediyorlar. Profesyonel sevgi mi olur? Bu sevgi değil, ortada sevilecek bir şey de yok, kimseye bir yararları da yok. Yarın olmasalar hayatımızda hiçbir şey aksamaz, hiçbir şey eksilmez. Başkalarının ortada hiçbir fayda olmadığı halde durup dururken aldığı milyon dolarlar için ağlama, yıpratma kendini değmez.

“Spor” diyorlar. Vallahi spor değil, billahi spor değil. Bedene zerre faydası yok,  zekâya zerre faydası yok, sağlığa zerre faydası yok. Böyle spor mu olur? Yapılıyorsa eğer bir spor, sen yapmıyorsun ki, sahada koşan, ayağının parmağının tırnağının kenarına bile sigorta yapılan adamlar yapıyorlar. Spor değil yani, hiçbir zamanda olmadı zaten. Spor, başka şeydir kardeşim, sana ve sevdiklerine yararı var olur sporun. Sana yapılan bu tezgâhın asıl amacı senin sağlığın falan değil, inanma spor dediklerine. Bunun adı enerjini sömürmek, ailene, kendine ayıracağın vakti senden çalmak. Seni ya bir stada ya da ekranların başına zincirleyip reklam verenlere satıyorlar. Paranı geçtim sağlığını kaybediyorsun kardeşim. Kendini de, bizi de kurtar bu esaretten.

“Kazanmak” diyorlar. Ne kazanması? Kim kimden, ne kazanmış? Milyonlarca insana kumar oynatıyorlar, kazançlarımızı emeklerimizi sömürüyorlar bahis sistemlerinde. Onlar kazanıyor sen hep kaybediyorsun… Cebimizdeki para gidiyor, gitsin hadi, yeniden kazanırız ama bereketimiz de kaçıyor, onu işte telafi edemiyorsun ve son pişmanlık fayda vermiyor kardeşim.

“Ne tezahürat be, bilmem kaç desibel” diyorlar. Aç kulaklarını, biraz dikkatli dinle, inleyerek dönen dev bir çarkın dişlileri eziyor hepimizi, parçalıyor, çıkan ses onun sesi. Dikkatli dinlersen, duymak istersen gerçekten, duyarsın bu vahşi çarkın dönerken çıkardığı sesi. O bağırtılar aslında çarkın dişlileri arasında ezilenlerin acı çığlıkları, kurtar kendini de bizi de.

“Feda et” diyorlar. Ne için, kim için feda edeceksin kendini? Memleket için mi, sevdiğin kadın için mi, bayrak için mi, evlat için mi, yardıma ihtiyacı olan bir mazlum için mi? Hiçbiri!

Ben söyleyeyim sana, 150 milyar avroluk bir sermaye çarkı için!

Yüz elli milyar avro.

150 milyar avro.

150.000.000.000 Avro.

Bu işte kendini feda ettiğin şey, para, sömürü çarkı. “Aslansın, ne fedakar adamsın, gönül vermiş taraftarsın” diye evimize yolluyorlar. Bizden çaldıkları zamanla kazanıyorlar o parayı. Kullandırma kendini, ne olur kendine gel.

Zaman, heyecan, başarmanın mutluluğu ve enerji en kıymetli sermayelerin, haberin olsun. Hepsini sömürüyorlar, bizi arenalara toplayıp içimizi boşaltıyorlar. Eşlere, çocuklara, işe, okula, memlekete ve dostlara verecek bir şeyimiz kalmıyor. Hâlbuki başkasının vurduğu tekmeyle sen bir şey başarmış olmuyorsun, kandırıldın. İşinde, okulunda başarılı olacaktın ama artık mutlusun başarmaya ihtiyacın kalmadı. Üzülmek de ihtiyaç, sevinmekte. Bunlar bizi başarıya götüren dinamikler. Ne varsa bizi iyi ve güçlü adam yapacak hepsini aldılar elimizden, çünkü üzülecek ve sevinecek tek şeyimiz bir sahada gerçekleşti, oldu ve bitti.

Gitsene takımının kapısına, “ben 20 yıldır gönül verdim bu takıma, şimdi başım biraz dertte, şu altın kupanın bir parçasını verin bana” desene. Kapıda yiyeceğin dayağı seyreyle ondan sonra. Hani kocaman aileydik! Hani iyi günde kötü günde birlikteydik…

Benim sana ihtiyacım var kardeşim. Memleketin sana ihtiyacı var kardeşim. İşini yaparken “daha iyisini yaparım” diye cesaretlenip iyi şeyler yapacak enerjine ihtiyacımız var. O çok kıymetli enerjini, duygularını bir topun altında ziyan etme kardeşim.  Bir topa üzülmek yerine gerçek dertlere üzülmene, adamın biri tekme attı diye sevinmek yerine gerçek iyiliklere sevinmene ihtiyacımız var. Çünkü sen gerçeğe üzülmeyip, gerçeğe sevinmediğin sürece gelecek garip kalıyor. Yapma kardeşim yakma bizi. Eşin, annen, baban, evladın, arkadaşların seni bekliyor, onlara yüzünü dönüp sohbet etmeni bekliyor. O statlarda, o ekranın başında ziyan ettiğin zamanlar geri dönmeyecek. Sana ihtiyacı olan ailene dön ve çık o çarkın içinden.

Diriliş Postası
26 Nisan 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER