GÜNCEL

Akif Beki : Damatlar mı yargılanıyor kayınpederler mi?

Tarih
05 January 2020
İzlenme
944 Kişi

Yüzleşmekten kaçınamayacağımız bir soru: FETÖ davalarının  ‘damat’ sanıklarına, şöhretin bedeli gibi bir bedel mi ödetiliyor? Suçları damat olmak mı, kayınpederlerinin siyasi günahlarının kefaretini mi ödüyorlar?

Aklınıza hemen Bülent Arınç’ın damadı etrafında kopan fırtına gelecektir.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, damat Ekrem Yeter’in beraatine medya üzerinden itiraz etmiş, Arınç da cevap vermişti.

Bu atışmada hangi taraf haklı, hangisi haksız; suçlama ve savunma argümanlarına bakarak bir fikre varabilirsiniz.

Fakat soruyu şöyle sorduğunuz andan itibaren işin rengi değişir: Ekrem Yeter, Arınç’ın damadı olmasa hala bu tartışmanın konusu olur muydu, beraati yine de göze batar, tepki çeker miydi?

Yani, damadı üzerinden asıl Arınç mı cezalandırılmak isteniyor?

Peşini başka sorular da takip edecektir: Amaç adaleti aramak mı, Arınç’ı sıkıştırmak mı; hukuk istismar edilerek siyasete mi alet ediliyor; FETÖ’yle mücadele kullanılıyor mu vesair...

Kamuoyunda ‘arkası ve parası olan yırtıyor, gariban yatıyor’ rahatsızlığına yol açan çarpık kayrılma örnekleri var mı, var.

‘Damat’ sanıklar da bu rahatsızlığı yatıştırmak veya gidermek için biçilmiş kaftan mı, kaftan.

Şeytanlaştırılmaya, sembolleştirilmeye onlardan uygunu bulunmaz diye, damatlara ayrımcılık yapılıyor, kamuoyu tatmini için özel bir muameleye tabi tutuluyorlarsa adaletten söz edebilir miyiz peki?

Damatlık, kanun önünde eşitliği bozan bir avantaj sağlamamalı, ayrıcalığa dönüşmemeli, eyvallah.

Ama mesele hakkın yerini bulması, kurunun yanında yaşın da yanmaması, suçlu cezasız kalmazken masumların araya kurban gitmemesi ise...Damatlığın bir dezavantaja dönüşmediğinden de, eşit muamele gördüklerinden de emin olmalı değil miyiz?

Aslında soruyu böyle sormak bile haksızlığa peşinen kapı açmak demek.

Çünkü her biri kendi şartları içinde değerlendirilmesi gereken ayrı davaları, ‘damat’ dediğimiz tek bir önyargı torbasına atmış oluyoruz.

En az hukukun siyasallaşması kadar bizi adaletten uzaklaştıran bir indirgemecilik ve toptancılık bu.

Arınç’ın damadı gibi, Kadir Topbaş’ın içeride unutulan damadını da yakından ne bilir ne tanırım.

Önümde, Silivri Cezaevi’nden gelen bir mektup ve ekli dosya var. Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı imzasını taşıyor.

TUSKON Davası’nda 42 aydır tutuklu yargılanıyor Kavurmacı. Fakat hukuki tablosu çok daha ağır sanıklar bir bir tahliye edilirken içeride kalan tek tutuklu sanık konumunda. Üstelik mahkeme başkanının, mevcut delil ve sağlık durumu yüzünden tahliyesinin gerektiği yönündeki görüşüne rağmen...

Mektubuna “Başından beri ‘damat’ algısı nedeniyle günah keçisi ilan edildim, bu sebeple yalnız bırakıldım” serzenişiyle başlıyor.

TUSKON’dan ilk istifa eden kişi, çocuklarını FETÖ okullarından almış, Bank Asya’ya destek çağrısına uymamış, FETÖ’yle örgütsel bağlantısına dair somut kanıt sunulamadığını söylüyor.

Yine de içeride yatan tek TUSKON tutuklusu olması, üzerindeki damat elbisesinin bedeli mi?

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER