POLEMİK

Nihat Nasır : Pabucumun “Der”leri…

Tarih
05 September 2015
İzlenme
2574 Kişi

5 Eylül 2015

Bir klinik vak’ayla daha karşı karşıyayız.

Tıpkı, önceki yazıda suçüstü yaptığımız “ölüm seçen” medyanın zalim tarzına benzeyen hastalıklı yaklaşımda olduğu gibi.

Çoğunluğunu, solcu geçinen küçük burjuvaların ve Kemalistlerin kontrol ettiği, sözde “insan hakları”, “kadın hakları”, “meslek odaları” vesaire gibi operasyonel derneklerin, son gelişmeler karşısında takındıkları tutum itti, bu tespite bizi.

Zerre kadar etik kaygısı taşımayan bu yapılanmaların hedefinde ise neredeyse her şeyde olduğu gibi Cumhurbaşkanı ve AK Parti var.

Konu, Müslümanlık hassasiyetine çakmaksa eğer, hiçbir aşağılık eylemden ve söylemden kaçınmıyorlar.

Aslında öteden beri böyleler ama son gelişmelerin ardından konuşlandıkları mevzi, o kadar müptezel ki, bahusus değinmeden geçmek, eksiklik sayılacak…

Birkaç örnek verelim dilerseniz.

Önce, CHP Milletvekili Mahmut Tanal isimli haysiyetsizce başlatılan ve ardından Paralel İhanet Çetesi’nin şeytani medyasınca köpürtülen iğrenç iftiraya bakalım.

Cumhurbaşkanının kızı Sümeyye Hanımefendiyi hedef alan alçaklığı, bahsini ettiğimiz “bindirilmiş kıt’a” kıvamındaki “der”lerden bir tanesi bile görmedi.

Kendisine mikrofon uzatılanlardan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kulağının üzerine yattı ve tek kelime ile olsun cevap vermeden kayboldu ortalıktan.

Buna mukabil Kadın Hareketi Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Elif Loğoğlu cevap verdi ama rezaletin dibini bularak…

Sümeyye Hanıma yapılan iğrenç saldırıya neden tepki vermediklerini şu cümleyle izah etti (!) 

“Sümeyye Erdoğan’ı ben bir kadın olarak görmüyorum.”

Şimdi, biz bunlara; “Allah belanızı versin!” dersek abartılı bir tepki mi göstermiş oluruz?

Bunlar böyleler de sözde insan hakları dernekleri ile meslek odaları çok mu iyi?

“Daha beter ve daha rezil” dersek, doğrusu meramımızı tam olarak ifade edememiş olabiliriz.

AK Parti Diyarbekir eski Gençlik Kolları Başkanı Yunus Koca şehit edildiğinde, ucu ‘çiçek çocuklara’ değer endişesiyle, bunlar da yok oldular ortalıktan.

Bir çocuk paramparça edilirken de yoktular zaten.

Hele Türk Tabipler Birliği’nin, aracında vurularak şehit edilen Dr. Abdullah Biroğul ile ilgili yaptığı bir açıklama vardı ki, şeytanın bile yüzü kızarırdı.

Dikkat edin, bütün bu hadiselerin ortak noktası, mağdur ve maktullerin Müslüman kimliğine ve duruşuna sahip olması…

Başta da dedik, konu Müslümanlık olunca, mezkur yapılanmalar, sonu utançla ve rezaletle de bitecek olsa, derhal aleyhte bir tavır alıyor ve “üç maymunu” oynuyorlar.

Çünkü ahlâkları yahut ahlâksızlıkları bunu gerektiriyor.

Tam bu noktada, hatırı sayılır bir zamandan beridir HDP/PKK’ya angaje olup bu örgütün yaptığı zulümleri daha çok “otopsi raporunu” andıran açıklamalarla zoraki kınayan  ‘Mazlumder’in tavrına da değinmek gerekir sanırım.

Ama bunu başka bir yazıya ertelemek durumundayım zira başka mecralarda ifade ettiğim bazı kanaatlerimin ardından, bu dernek mensuplarının gösterdiği çok müeddep (!) tepkileri genel tavırlarıyla ve ayrıntısıyla yazmak gerekir.

Şimdilik sözüm Pabucumun ‘der’lerine…

Diriliş Postası

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER