GÜNCEL

Kurtuluş Tayiz : 'Tarafsız' olun ama biraz da gerçekçi olun

Tarih
23 July 2017
İzlenme
1569 Kişi
 Batı ile yaşanan her krizde dikkat edilirse siyaset ve medya dünyasında sanki suçlu hükümetmiş gibi bir üslup öne çıkıyor. Bu yaklaşım Almanya ile yaşadığımız diplomatik gerilimde de kendini gösterdi; “tarafsız”olmak adına kullanılan dil, daha çok Almanya’dan yana. Bu ülke ile ekonomik ilişkilerimiz gerekçe gösterilerek, dış dayatmalara boyun eğmemiz bekleniyor.

Oysa Alman destekli kuruluşların Türkiye’yi hedef alan faaliyetlerine göz yumulursa ülke ekonomisi asıl o zaman büyük kayıplar verir. Batı destekli Gezi olaylarında ekonominin aldığı darbeyi hatırlayacak olursak; faizler bir gecede 4.67’den 9’a fırladı ve bunun da ülkeye maliyeti 18.5 milyar dolar oldu. Türkiye’nin ekonomisini sağlama almak için öncelikle yabancı ülkelerin buradaki sinsi faaliyetlerini kontrol altında tutması gerekiyor.

Suriye’de iç savaşın patlak vermesinin ardından Türkiye casusların cirit attığı bir ülkeye döndü. Sadece Almanya bağlantılı casuslar değil elbet; hangi ülkeden arasanız, burada bolca var. Bunların hepsi de “sivil organizasyon” maskesiyle ülkeye sızıyor.

Bu sivil organizasyonların adları farklı olsa da hedefleri aynı. Türkiye’de faaliyet gösteren ABD ve Alman menşeli “sivil organizasyonların” neredeyse hepsi FETÖ ve PKK ile ilişki içinde. Buna en iyi örnek Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi Deniz Yücel. Ortaya çıkan bilgiler Yücel’in bir aktivistten daha çok PKK yöneticileriyle bağlantılı “casus” olduğunu gösterdi. İkinci örnek Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi yöneticisi Taner Kılıç; bu kişi de FETÖ bağlantılı operasyonda gözaltına alındı, ByLock kullanıcısı olduğu görüldü ve başka bir sürü daha gerekçeyle tutuklandı.

Almanya veya ABD ile diplomatik kriz yaşandığında siyaset ve medyasının Türkiye’yi peşinen mahkum etmekten vazgeçmesi gerekiyor. Yargı, yabancı devletlerin Türkiye’nin altını oymasını eli kolu bağlı izleyemez. Eğer bu tür faaliyetlere “ekonomik ilişkilerimiz bozulmasın” kaygısıyla yol verilirse ortada ne devlet kalır ne de zarar görmesinden endişe ettiğimiz bir ekonomi.

Almanya, daha yakın bir zaman önce Türkiye’ye bağlı din görevlilerini kendi ülkesinde “casusluk” yaptıkları suçlamasıyla tutukladı. Hükümetin dışında ne bir siyasetçi ne de medya bu tutuklamalara itiraz etmedi, tepki göstermedi. Ancak Alman casuslarına yönelik burada işlem yapıldığında, buradaki medya ve siyaset dünyası Almanya’dan daha çok tepki gösteriyor.

Bu çelişkiden kurtulmak gerekiyor; güvenlik güçlerinin operasyonlarını ve Türk Yargısı’nın kararlarını herkes soğuk kanlı değerlendirmek zorunda. Kimse canı sıkıldığı için gözaltı veya tutuklama işlemi yapmıyor. Almanya ile ticari ilişkilerin bozulmasını en son isteyecek kesim kuşkusuz hükümettir, muhalefet değil. Muhalefet zaten Almanya’nın yanında Türkiye’ye ambargo talep eden gayrimilli pozisyonunu korumaktadır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Alman medyasına verdiği demeçlerde Türkiye’deki kurumları şikayet eden, kötüleyen, aşağılayan bir dil kullanmakta ve Batı’yı “yardıma” çağırmaktadır. Türkiye’deki hakim medyanın pozisyonu da CHP’ninkinden farklı değil; Almanya’nın Türkiye’yi tehdit eden, aşağılayan, şantaj kokan açıklamalarını “Türk-Alman gerilimi” manşetleriyle “tarafsız” bir dil kullanarak vermekteler.

PKK ve FETÖ’ye verdiği destekle Almanya’nın Türkiye’ye karşı düşmanca bir politika izlediği açıkça görülmektedir. Bu kadar açık bir Türkiye düşmanlığı söz konusuyken topu taca atmanın, yarım ağızla “ama biz de kendimize bakalım” demenin doğru bir tarafı yok. “Tarafsız”kalabilirsiniz ama meseleyi biraz da gerçekçi değerlendirmek zorundasınız. Fazlasına zaten ihtiyaç yok!

Akşam
23 Temmuz 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

  • YORUMLAR
  • Asena

    24 July 2017
    0 0
    Daha temizlenmesi gereken vatan haini çok bu ülkede. Ne kadar satılmış varmış bu ülkede.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER