GÜNCEL

Fuat Uğur : Süleyman Soylu’nun o sözü AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı utandırmalıydı

Tarih
27 September 2020
İzlenme
1650 Kişi

Anayasa Mahkemesi son zamanlarda Türkiye’nin güvenlik altyapısını yerle bir eden kararlara imza atıyor ve âdeta Jüristokrasi’yi; yani “Yargıçlar Yönetimi” olarak adlandırılan demokrasi karşıtı oligarşik bir modeli hayata geçirmeye çalışıyor.

Devletin saklı belgelerini ifşa edenlerin bireysel başvurularını kabul edip “hak ihlali” olduğuna karar veriyor, şehirler arası kara yollarında herkesin istediği gibi yürüyüş düzenleyebileceğini hükme bağlıyor ve nihayetinde tüm bunların ötesinde devlet kadrolarına alınacak personelle ilgili güvenlik soruşturmaları yapılmasını da Anayasa’ya aykırı buluyor.

Düşünün, 15 Temmuz darbe girişimi olmuş bu ülkede. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun deyimiyle bu darbe girişimini esnaf, fabrika işçisi yapmadı. En başta TSK’ya, ardından AYM dâhil tüm yargı kurumlarına, emniyete ve bürokrasiye; Devlete sızan FETÖ’cü alçaklardı onlar.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TGRT Haber canlı yayınında soruları cevapladıPeki, bunca badireden sonra Devlet istihdam edeceği kadrolar hakkında güvenlik soruşturması yapmasın da ne yapsın?

Hâliyle İçişleri Bakanı Soylu da AYM’nin peş peşe verdiği bu kararlara tepki gösterdi. AYM Başkanı Zühtü Arslan ise ismini zikretmese de Süleyman Soylu’ya “Alınan kararları iyi okumak ve anlamak gerekir” mealinde cevap verdi.

Süleyman Soylu TGRT Haber’de katıldığı özel programda bu konuda bir soru gelince aynen şöyle dedi:

“Sayın Zühtü Arslan bir dönem Polis Akademisi Başkanı olarak görev yaptı. O dönemde kendisinin aldığı komiser yardımcılarının yüzde 41’ini ben FETÖ’den ihraç ettim.”

Her biri demir leblebi gibi olan bu sözler aslında Zühtü Arslan’ı utandırmalı ve “Anayasa hukuku”nun arkasına sığınarak devletin güvenliğini tehlikeye atacak kararları savunmamalıydı. Zühtü Arslan Polis Akademisi’ndeki başkanlığı sırasında eğer yeterli güvenlik soruşturması yapsaydı bu kadar FETÖ’cü sızmazdı emniyet kurumlarına. Onun batırdığını şimdi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu temizliyor. Ama anlaşılan o ki buna devam edecekler.

Zühtü Arslan yeniden Anayasa Mahkemesi BaşkanıAYM’nin süslü hukuk cümleleriyle donatılmış gerekçeli kararlarını inanın hiç merak etmiyorum. Hiç kimse güvenlik temelli bir ülke istemiyor. Ancak demokrasi adına ülke güvenliğini tehlikeye atacak kararların altına atılan imzalar da ileride ödenecek ağır bedeller ödetecek. Çünkü güvenlik, demokrasinin ayrılmaz bir parçası.

Kafaları duvara vurmadan önce; Selefiliğin Mısır serencamı Türkiye için bir ders olmalı

 

Yaklaşık 2000 Selefi dernek, hepsi silahlanıyor.

Cübbeli Ahmet gündeme getirdi konuyu. “Çağrılırsam en az 150’sinin ismini veririm” de dedi.

Kafalarda şu soru kaldı; bunu devlet bilmiyor da Cübbeli Ahmet mi biliyor diye! Konu TGRT’de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun konuk olduğu programda da gündeme geldi. Dün Cem Küçük’ün de ifade ettiği üzere Soylu 2016’dan beri Selefi örgütlenmelere yapılan operasyonlarla 5000 kişinin gözaltına alındığını, bunlardan 340’ının tutuklandığını, 26 ton bomba ele geçirildiğini, en son Uzi bile yakalandığını açıkladı.

Savcılar Cübbeli'yi ifadeye çağırmalıdır | Ahmet HAKAN | Köşe YazılarıÇok net anlaşılıyor ki Türkiye Selefileri de İsrail piyonu Vehhabilik tarafından FETÖ’nün sacayağı yapılmak üzere desteklenmekte. Yücel Koç yazdı, meğer iki yıl öncesine dek Din Dersi kitaplarında Selefilik itikadî tarikatlar arasında gösteriliyormuş. Bu bilgi üzerine kızımın bu yılki 7. Sınıf Din Dersi kitabını alıp baktım ve böyle bir ifade bulamadım. Demek tepkiler üzerine çıkarılmış.

Konu MGK belgesine girmeli. Yoksa tıpkı FETÖ gibi AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; sonuçta Türkiye’nin başına da bela olacak.

İsrail-Suudi Arabistan-BAE-FETÖ prodüksiyonu bu yapı yakın geçmişte Mısır’daki darbenin sacayağı oldular.

Tıpkı oradaki gibi bunlar da siyasallaşmayı ve Meclis’te temsil edilmeyi bile hedefleyebilirler eğer kökleri kurutulmazsa. Mısır’da İhvan-ı Müslimin diye anılan Müslüman Kardeşler, Mısır Diktatörü Hüsnü Mübarek’in 25 Ocak 2011 yılında Tahrir Devrimiyle devrilmesinden sonra hemen siyasallaştılar ve ülke yönetimine aday olduklarını açıkladılar. Ama o zamana kadar siyasallaşma hedeflerinin olmadığını söyleyen Selefiler de bir yerden gelen talimatla siyasallaşmaya karar verdiler. Peş peşe çeşitli Selefi partiler kuruldu. Selefiler İhvan’ı rakip olarak görüyordu.

Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanı olduğu seçimde bile Selefiler ilk turda kesinlikle Mursi’yi desteklemediler. Mursi Selefilerin tam desteğini alamadığı için yalnızca yüzde 51,73 gibi bir oranla Cumhurbaşkanı seçildi.

O kadar çok Selefi parti kuruldu ki sonunda bunların arasında Hizbu’n-Nur adlı parti öne çıktı. İki partiyle ittifak yaparak yüzde 24 oy oranıyla 121 milletvekili soktu Meclis’e.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER