DÜNYA

Ergün Diler : İsra-hell

Tarih
23 Kasım 2023
İzlenme
1571 Kişi
BAŞKAN Erdoğan'ın ülkedeki gündemi belirleme kabiliyeti, CHP'nin değişen ve ABD'ye uzak olmayacak yeni adımları, 50+1 tartışmaları, İYİ PARTİ'deki karışıklıklar, HDP ile arka bahçe diplomasisi, Mehmet Şimşek ve arkadaşlarının izledikleri para politikası, HAMAS, İsrail, ateşkes, istihbarat örgütleri, tehditler, ölenler, yıkılan hastaneler, Çin liderinin ABD'ye gitmesi, İngiltere'de kabinede önemli değişikliklerin olması ve dahası...
Adım adım gidelim. Belki daha rahat anlatabiliriz...
Binlerce kez yazdım.
Yorulmadan da ısrarla devam ediyorum! Olan bitene asla kendi sınırları içinde bakmayın. Bu bizi "SINIRLI ANLAMAYA" iter ki bu tümden gerçeği ıskalamakla sonuçlanır...
Açalım...
Netanyahu, 2022'nin sonu gibi İKTİDARA geldi. Koalisyonla. Bir hafta geçmeden bir el devreye girdi.
İSRAİL'i ayağa kaldırdı. Bizdeki GEZİ BENZERİ bir organizasyonla karşı karşıya kaldılar. Netanyahu iktidara gelince kendine İTTİFAK bulmak zorundaydı. Her devlet için bu geçerliydi. Hata yok, kusur yok.
Netanyahu'nun İNGİLTERE'ye yakın olduğunu siz bilmeseniz de ABD biliyordu. Bunu engellemek için, yanlış adım atılmasının önüne geçmek için Başkan Biden, Genelkurmay Başkanı Mark Milley'i Tel Aviv'e yolladı.
İsrailli mevkidaşı Herzi Halevi, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Mossad Başkanı David Barnea ve diğer güvenlik görevlileri ile masanın etrafında toplandı. Elbette Netanyahu ile de bir araya geldi. Medyaya konunun İRAN OLDUĞU sızıntısı yapıldı. Doğaldı. Nasıl olsa kimse arkasına bakmayacaktı. Ancak mesele başkaydı. Yeni seçilen NETANYAHU HÜKÜMETİNE MUHTIRA VERMEK İÇİN oradaydı Milley! 
Mark Milley Takes Safety Precautions After Trump Suggests He Should Be Executed | Vanity FairYani İsrail'e birinci ağızdan "İngiltere ile aynı yola girmeyin. İşin faturası olur. Aklınızı başınıza toplayın" deniliyordu.
Medya arka planı bilmese de MOSAD eski Başkan Yardımcısı Ram Ben-Barak, Twitter hesabından işaretler veriyordu! BARAK yaptığı paylaşımda: "ABD'liler "aptal liderlerimizin" ateşli arka cepheler açıp İran'la savaşmak, yargıya yönelik çılgınca saldırı düzenlemek, nüfusun yüzde 60'tan fazlası ile anlaşmazlığa girmek gibi eylemlerle ne yapmak istediğini anlamak için peş peşe ziyaret gerçekleştiriyor..." ifadelerini kullanıyordu.
Beyaz Saray ve özellikle PENTAGON bu ziyaretten oldukça ümitliydi. Ancak bekledikleri gibi olmadı. Olaylar başka bir kulvardan akıyordu. Bunu üzerine NETANYAHU'nun oğlunun da altını çizdiği gibi ABD kendini daha fazla hissettirdi, sokak eylemleri iyice büyüdü ülke ayağa kalktı. Gerilim tavan yapıyordu. Netanyahu'nun oğlu Yair, sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarda "Eylemlerin arkasında kesin olarak ABD var" diyordu...
Neyse...
Bunun yeterli olmadığını düşünen Pentagon, bu kez ikinci önemli ismi Tel Aviv'e yolluyordu.
Bu kez Netanyahu'nun karşısına dikilen Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Lloyd Austin'di...
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Erbil'e geliyor | Rudaw.netABD'li Bakan İsrail'de iki gün geçirdi. Maalesef o da BEYAZ SARAY'ın istediklerini alma başarısı gösteremedi. Netanyahu bir türlü Washington çizgisine girmiyordu.
Bunun üzerine sokaklar daha da karışıyordu. İstihbarat ve ordu işin içine giriyordu. Uçaklara binecek pilot bulunamaz oluyordu. Peki Netanyahu mesajı alıyor muydu?
Geri adım atıyor muydu? Kesinlikle hayır! Bildiğinden vazgeçmiyordu.
YARGI YASASI'nı çıkarmaktan geri durmadığı gibi çok ama çok önemli bir hamle yapıyordu. Zaten ÇİN'e giden yolun başlangıcı buydu!
Bardağın taştığı nokta burasıydı!
İngiltere, BREXIT kararı sonrası dünya üzerinde en çok iki ülkeyle yakınlaşma gayreti içinde oluyordu.
İSRAİL ve TÜRKİYE... Londra, AVRUPA'ya veda ettikten sonra İsrail ile serbest ticaret anlaşması için müzakerelere başlamıştı...
Asıl anlaşma asıl imza geçtiğimiz MART ayında geliyordu. Cameron gelmeden önce Dışişleri Bakanı olan James Cleverly ve İsrailli mevkidaşı Eli Cohen, tarihi bir imza atıyordu. "2030 VİZYONU", "2030 YOL HARİTASI" diye tanıtılan anlaşma ile iki ülke adeta bütünleşiyordu. Yol haritası, ticaret, siber, bilim-teknoloji, araştırma-geliştirme, güvenlik, sağlık, iklim, cinsiyet dahil olmak üzere İsrailİngiltere ilişkilerinin genelinde işbirliğinin derinleştirilmesine yönelik ayrıntılı taahhütler içeriyordu! Anlaşmadan hemen sonra Netanyahu da LONDRA'ya gidiyordu. "CRIME MINISTER", "ISRAHELL" pankartlarıyla karşılansa da keyfi yerindeydi. İttifak sağlanmıştı. Çok dillendirilmese de İsrailli 400 TEKNOLOJİ şirketi İNGİLTERE'ye hizmet vermekteydi. Boris Johnson'un telefonunun casus yazılım ile ele geçirilmesiyle birlikte doğan endişeyi İSRAİL gidermek için sahne alıyordu. Londra da bu gücü yanında tutarak EMPERYAL ritme geri dönüyordu.
ANLAŞMA BARDAĞI taşıran son damlaydı. ABD düğmeye basacaktı. Belliydi. HAMAS böyle geldi! İSRAİL'in içindeki ABD ile birlikte TEL AVİV'i çökerttiler.
Netanyahu'yu şaşkına çevirdiler.
ABD gücünü göstermek zorundaydı.
Yapıyordu. Netanyahu, birkaç ay önce "YENİ ORTAĞIM" diyerek boynuna sarıldığı Rishi Sunak'ı, tehlikeyi görünce hatırlamıyordu, tanımıyordu! HAMAS saldırısından sonra ülkesine gelen İngiliz Başbakan'ın yüzüne bile bakmıyordu. Oysa birkaç ay önce TARİHİ ANLAŞMA imzalanıyor ve İSRAİL BAŞBAKANI sevinç çığlıkları atıyordu. Saldırıdan sonra Tel Aviv'e gelen Biden'ın önüne kendini atan Netanyahu, ışık hızıyla dönüyordu. Ancak bu DEĞİŞİM onu kurtaramayacaktı! Görevi de süresi de bitmişti!
Devam...
HAMAS'ın dünyayı ayağa kaldıran saldırısından bir süre önce Pekin'e giden İngiliz Dışişleri Bakanı James Cleverly "Çin üzerinde sahip olduğumuz etkiyi bir kenara atmamızı kimse bizden beklemesin" anlamına gelecek sözler söylüyordu.
Kendi açısından son derece haklıydı.
ABD'nin basıncıyla İngiltere'de her hafta BAŞBAKAN değişse de DERİN İNGİLTERE'nin niyeti bu sözlerde saklıydı. BREXIT'ten sonra City of London, İsrail ve Türkiye'yi yanına alıp ÇİN ile birlikte büyük kurguyu sahnelemek istedi.
City of London - visitlondon.comKarşısındaki tek güç Amerika Birleşik Devletleri'ydi.
Tarihten gelen mücadele bu nedenle hiç olmadığı kadar can yakıcı oldu.
Tüm hızıyla da devam edecekti.
Londra'nın Tel Aviv'le anlaşması aynı zamanda İsrail'in ÇİN ile yürümesi anlamına gelmekteydi!
KURGU böyleydi. Yapanlar da bozanlar da belliydi!
Netanyahu gideceği için, kalamayacağı için İSRAİL'de değişen siyaset büyük ihtimalle burada da kendini gösterecekti. Günlerdir yazmaya gayret ettiğim gibi 50+1, CHP'deki değişim, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay'ın kavgası, Ogün Samast'ın salıverilmesi kararı ve hemen arkasından itiraz gelmesi, İYİ PARTİ'nin karışması ve karışacak olması hep bu gelişmelerle ilgiliydi...

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER