DÜNYA

Ergün Diler : Hurma

Tarih
14 Kasım 2023
İzlenme
1279 Kişi
GEÇTİĞİMİZ haftanın son yazısında "İSLAM ÜLKELERİ kendi aralarında toplansa da bir sonuç alma şansları yok! Sıfır..." diye yazdım. Ardından Riyad'da Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi gerçekleştirildi. Türkiye'yi dışarıda tutacak olursak ciddiye alınacak tepki yoktu. Çözüm de yol da bulunmamıştı.
Bir öneri de getirilmemişti.
Şaşırdık mı?
Elbette hayır...
Peki neden böyle?
Onlarca Müslüman ÜLKE BİR ARAYA GELİP NEDEN BİR adım atamıyordu?
Bakalım...
Petrol gibi bir silahı elinde tutmalarına dünyanın merkezinde olmalarına rağmen ORTAK bir HAMLE gelmiyordu. Ortadoğu'da BİRLİK ve BÜTÜNLÜK sağlanamazken, AKSA TUFANI saldırısı ile dengeleri sarsan HAMAS'a karşı büyük bir kampanya başlatılmak üzereydi... Google'ın eski CEO'su Eric Schmidt, Michael Bloomberg ve Dell'in CEO'su Michael Dell'in de aralarında olduğu isimlerden 1'er milyon dolar bağış istendiği belirtildi... Garip değil mi!
Neyse... Konuyu anlayalım...
Suudlar'a bakmak şarttı. Kral Faysal'dan gidelim...
Suudi hanedanının istisna kralı: Kral Faysal bin Abdülaziz1906 yılının Kasım ayında Riyad'da dünyaya gelen Faysal, Suûd kabilesinin lideri olan babası Abdülaziz Âl-i Suûd'un, Hicaz bölgesinde cereyan eden kabileler arası mücadelelere iştirak etmesi sebebiyle eğitimini annesi ve dedesinin yanında aldı. Küçük yaşta hafızlığını bitirdi. Dedesi eğitimini üstlendi. 1919'da henüz 13 yaşındayken babası tarafından I. Dünya Savaşı'nın galibi İNGİLİZLER'i tebrik etmek üzere BRİTANYA'ya gönderildi. Burada bir süre kalan Faysal; İngiltere'nin yanında İrlanda ve Fransa'yı da gözlemleme şansı yakaladı. Babası 1932'de SUUD KRALLIĞINI kurdu. Dengeler tamamen değişti.
Zamanı iyi kullanan FAYSAL, Hicaz Emirliği ve Dışişleri Bakanlığı yaptı. Çalışkan ve başarılı bir isimdi.
Doğal olarak hanedanda öne çıkan kişi oluyordu. Krallık topraklarında petrol olduğu bilinse de bu miktarda olduğu net değildi. 1938'de ÇÖL toprakları bir anda dünyanın en zengin coğrafyasına dönüşecekti.
İngiltere bunu kullanmak istedi. Kral izin vermedi. Bu şansı Amerika'nın kullanmasını istedi.
Çünkü İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI'nın galibi onlardı! 14 Şubat 1945'de ileride önemi çok daha iyi anlaşılacak olan bir görüşme gerçekleşiyordu. Amerikan Başkanı Franklin Delano Roosevelt, Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz ile Süveyş Kanalı üzerinde bulunan Acı Göl'de demirlemiş 'USS Quincy' destroyerinde bir araya geldi. Bu ZİRVE ORTADOĞU'da yeni bir dönem başlatıyordu. Dünyanın masaya yatırıldığı görüşmede Roosevelt, Kral'a petrolü Amerikan şirketlerinin çıkarmasına müsaade ettiği için teşekkürlerini iletti.
Kral Abdulaziz ve ABD Başkanı arasındaki tarihi görüşmenin 77'inci yıldönümü: Gözden uzak bir yerde buluşmak istedilerSamimiyet ve güven net olarak görülüyordu. Kral Abdülaziz'in de hassasiyeti vardı. Konu Filistin topraklarıydı. Artan YAHUDİ NÜFUSUNDAN endişe ettiğini birinci ağızdan ABD Başkanı'na iletiyordu. Bunu tehdit olarak gördüğünü de söylüyordu. ABD ile Suudi Arabistan'ın büyük ortaklığı başlattığı ZİRVEDE Roosevelt "Filistin toprakları içerisinde bir YAHUDİ DEVLETİ kurulamaz.
İzin vermeyeceğim..." diyordu. Söz veriyordu. 
Franklin D. Roosevelt - Facts, New Deal & DeathGariptir Franklin D.
Roosevelt bu görüşmeden iki ay sonra 12 Nisan 1945 tarihinde baş ağrısı şikayetiyle rahatsızlandı ve aniden hayatını kaybetti. Eşi Eleanor Roosevelt ise kocasına otopsi yapılmasına müsaade etmiyordu, edemiyordu...
1953 yılında Kral Abdülaziz'in ölümüyle tahta oğlu Prens Suûd geçti. Para harcamaktan başka bir iş yapmıyordu. İSRAF nedeniyle tahtan indirilen ilk KRAL olarak tarihe geçecekti. Ardından FAYSAL tahtın sahibi oldu. Denge değişti.
Etrafıyla hemen temas kurdu. Emin adımlarla ilerledi. 1969 yılının 21 Ağustos'unda Avustralya asıllı fanatik Michael Dennis Rohan, kuşluk vakti Mescid-i Aksâ'yı ateşe verdi. İsrail karşında alınan mağlubiyetlerin üzerine bu gelince, tepki ve öfke büyük oldu. Suudi Arabistan liderliğinde bir İslâm Konferansı Örgütü'nün (şimdiki adıyla İslâm İşbirliği Teşkilâtı) kurulmasına karar verdiler. Birliğin kurulmasına önderlik eden Kral Faysal, o dönem Arap ülkeleri içerisinde yaygın olan Arap milliyetçiliği yerine Aksâ paydasında bir araya gelinmesi istedi.
Öncesinde 5 Haziran 1967 sabahında Mısır lideri Nasır, hayatının şokunu yaşıyordu.
Suudlar'ın desteğine rağmen İSRAİL HAVA KUVVETLERİ MISIR ordusunun tüm uçaklarını havalanmadan yok ediyordu. İsrail;
Mısır, Suriye ve Ürdün'ü hezimete uğratıyordu. Topraklarını üç buçuk katına çıkarıyor, Sina Yarımadası'nı ele geçiriyordu. Nasır vefat ediyor, yerine Enver Sedat geliyordu.
Enver Sedat'ın İsrail Savaşı: Yom-Kippur - Stratejik OrtakMısır'ın sıfırlanan itibarını geri almak istiyordu. Sedat, 6 Ekim 1973 günü tam da Yahudiler'in bayramı olan Yom Kipur'da, Altı Gün Savaşı'nda kaybedilen toprakları geri almak amacıyla İsrail'e sürpriz bir harekat başlattı. Başarılı oldu. Faysal, MISIR'ın Tel Aviv'e kadar gideceğini düşünüyordu. ABD izin vermiyordu.
Faysal, BABASINA verilen sözü unutmuş değildi. Petrol kartını çekti.
ABD ve İsrail yanındaki ülkelere petrol vermeyecekti. Petrolün vanasını kapattı. Petrol fiyatları çıldırdı. Borsalar çöktü. Ekonomiler batmaya başladı. Bunu üzerine ABD Kissinger'ı yolladı. Faysal: "İsrail'e destek olmaktan vazgeçerseniz, ambargo biter" dediğinde, Kissinger petrol kuyularını bombalama tehdidinde bulundu. Faysal ise Kissinger'a, tarihe geçecek şu cevabı verdi: "Tabii ki petrol kuyularımızı bombalayabilirsiniz. Fakat unutmayınız ki, biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşıyorduk, yine öyle yaşayabiliriz; ancak artık siz petrolsüz yaşayamazsınız." 
Suudi hanedanının istisna kralı: Kral Faysal bin AbdülazizKral Faysal, ambargonun başlangıcından sadece 2 sene sonra, 25 Mart 1975'de sarayında resmî heyetleri kabul ettiği bir esnada öldürüldü. Suikastın faili, Kral'ın uzun yıllardır Amerika'da yaşayan yeğeni Faysal bin Musâid'dı.
Emri kimin verdiği hiçbir zaman öğrenilemeyecekti... Roosevelt'in neden öldüğü de...
Faysal Bin Abdulaziz, tahta geçtikten sonra ülkede reformlara imza attı. Nasır ve Kaddafi gibi liderlerin 'Arap Milliyetçiliği' fikrine karşı 'İslam Birliği' siyasetini öne çıkardı. Özel hayatı da babası ve kardeşlerinden farklıydı. 1932 yılında İstanbul-Üsküdar doğumlu İffet Sunayyan (Thunayyan) Hanım ile evlendi. Mısır'da Seyyid Kutub'un idam edilmesinden sonra yurt dışına çıkmak zorunda kalan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) mensuplarını himaye ederek Suudi Arabistan'a kabul etti.
Bir çoğuna üniversite ve okullarda görev verdi.
Aslında bugün karşımızda duran tablo, o gün de vardı!
Hatta yıllar sonra tarihler 2004'ü gösterdiğinde Başkan Bush ile Tony Blair arasındaki bir gizli konuşma sızdırılıyordu. Bush, "ABD'yi sürekli eleştiren EL CEZİRE KANALININ BOMBALANMASI gerekiyor" diyordu. Blair karşı çıksa da taraflar o gün de bugün de netti... EL CEZİRE KATAR'a aitti. Onlar da her şartta HAMAS'a Müslüman Kardeşler'e destek oluyordu.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER