DÜNYA

Ergün Diler : Aynı kafa

Tarih
16 October 2020
İzlenme
1034 Kişi
DÜNYANIN neresinden bakarsanız bakın ABD ile Çin arasında bir rekabetin, mücadelenin olduğunu görürsünüz. Perde gerisinde bu ne kadar sahici ve yıpratıcı bilemeyiz. Çünkü dünyanın ABD-Sovyet dengesini anlaması 50 yıl sürdü. Hala anlamayan çok. Kağıt üzerinde büyük bir çekişme sürmekte.
Bu öncekilere benzememekte.
Çünkü TEKNOLOJİK DEVRİMLE DİJİTAL DEVRİMLE iç içe geçen bir değişim bu. İki büyük savaşın yapamayacağını yapacak olan bir değişim kapıda.
Para da ülkeler de enerji de madenler de trafik de denizler de ordular da uzay da paylaşılacak.
Olan bu. Öncesinde yaşanan ise sancı! Hem de büyük sancı...
Türkiye de bu hesabın tam ortasında...
Açarak gidelim.
Çin, ABD'nin yaptığını yapmıyor. Güler yüzle gelerek sadece ve sadece ekonomik olarak kapıyı çalıyor. Ortaklık öneriyor. "Gelin birlikte kazanalım" diyor. Hal böyle olunca ÇİN bir eliyle İsrail'le diğer eliyle de İran'la iş yapabiliyor. Rejimlerle siyasi kadrolarla liderlerle uğraşmıyor.
Jandarmalık yapmıyor.
Sorgulamıyor. İş üzerinden kazanç üzerinden ilerliyor. Tablo böyle olunca dünyanın her yerine ayar vermeye çalışan ve bunun için didinen Amerika Birleşik Devletleri hem yükünü hem sorumluluğunu artırmış oluyor.
Çin ise siyasi mühendisliğe soyunmadığı için AZ MALİYETLE ÇOK YERE giriş yapmış oluyor... Pekin yönetiminin, ORTADOĞU'da iş yapmadığı ülke var mı? İran da İsrail de Suudi Arabistan da ortağı... NET... ABD rekabet içinde olduğu ÇİN'i çevrelemek ve kısıtlamak için ekonomikteknolojik baskı kuruyor. Bunu yaparken de doğal olarak ortaklarını belirlemiş oluyor.
Mayıs'ın başına gidelim...
İsrail'de yaklaşık 1.5 milyar dolara mal olması beklenen deniz suyu arıtma tesisinin kurulumu için yapılan ihalede son ikiye kalan şirketten biri ÇİNLİ Hutchison Water International'di. Bu gelişmeden haberdar olan POMPEO pandemi de resmi ziyaretler yapılmazken soluğu TEL AVİV'de aldı.
İsrail'e "ÇİNLİ ŞİRKETE VERMEYECEKSİNİZ" dedi.
Karşı çıkanlar olsa da dediğini yaptırdı. İsrail üzerinde büyük etkisi olan BÜYÜKELÇİ DU WEİ de sonrasında hayatını kaybetti... Çinli şirket bu arıtma işini alsaydı 25 yıl oranın sahibi olacaktı. Oysa ABD 6. FİLO'su HAYFA LİMANI'nı sık sık kullanıyordu.
ARITMA üzerinden ABD DONANMASININ kontrolü söz konusuydu.
ABD için tehlike atlatılmıştı. Zaten öncesinde de İSRAİL'E YATIRIM İÇİN GELECEKLERİ
ARAŞTIRMA KURULU oluşturulmuştu. Bu kurul ABD'nin istemediklerinin üzerini çiziyordu... 5G için de aynı parantez geçerliydi. Huawei kapının dışındaydı! Bunun öncesi de vardı. Savaşın tarihini geri götüren örnekler çoktu!
Mesela 1999 yılında İsrail ile Çin, PHALCON erken uyarı uçağı için anlaştı. Çin peşinat da verdi. Ancak Pentagon devreye girdi. Anlaşma çöpe gitti. HARPY'lerde de aynı şey oldu. Parası verilip alındığı halde depoda el konuldu!
Güvenlik bağlarından çok ekonomik bağlara odaklanmaya devam eden Çin, büyük ölçüde Orta Doğu'nun temel fay hatlarının kenarında kalmaya devam ediyordu. İsrail-Filistin çatışması da İsrail İran gerginliği de onları bağlamıyordu... Çin herkesle ekonomik-diplomatik ilişki kurarken GÜVENLİK sadece ABD'ye kalıyordu...
Bu da mücadelenin rengini ve şiddetini değiştiriyordu.
Türkiye'nin durumu, Suriye'deki yürüyüşü, Akdeniz'deki tutumu, Kafkaslar'daki aksiyonu herkesi rahatsız ediyordu. TEPKİ verenlere bakılınca iş iyice ilginç bir hal alıyordu...
Ekim başında BM'de UYGUR KRİZİ görüşüldü.
ABD'nin ısrarla köpürttüğü konu çoğunluğu BATILI 39 ülke tarafından sahiplenildi.
Aralarında İngiltere-Almanya- Avustralya-Avusturya- Finlandiya-İrlanda-İtalya-Fransa gibi ülkelerin bulunduğu BLOK Çin'i uyardı!
Huawei ve 5G teknolojisine bakıldığında da ABD'nin kritik ülkelerdeki baskısı sürmekteydi. Washington, Pekin'in KAZANMA yollarını tıkıyordu. GÜVENLİK FATURASINDAN uzak kalarak büyüyen Çin'i ekonomik kayıplarla dizginlemeye çalışıyordu.
UYGUR İTTİFAKI'nın bir benzerini garip şekilde biz AKDENİZ'de-Suriye'de- ERMENİSTAN-Azerbaycan savaşında da görüyorduk...
AVRUPA BİRLİĞİ dün toplandı. Ve Türkiye için karar verdi. 
Germany, France call for alliance for multilateralismBöylece kimin ne olduğu net olarak ortaya çıktı. Çünkü bazen yazmak yetmiyor. Fransa ve Almanya Türkiye'yi, Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri nedeniyle "Avrupa Birliği'ni provoke etmeyi sürdürmekle" suçladı.
İki ülke Türkiye'ye, Doğu Akdeniz konusunda tutumunu netleştirmesi için bir hafta süre verdi.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, "Bize göre, Türkiye'nin sürekli provokatif faaliyetler içinde olduğu açık.
Bu, kabul edilemez. Doğu Akdeniz konusunda top artık Ankara'da. Türkiye diyalog yolunu seçmezse AVRUPA BİRLİĞİ güç dengesini değiştirmeye hazır..." dedi.
KARABAĞ'ı da unutmayan FRANSIZLAR "Bölgede askeri bir zafer olmayacak.
Ateşkes uygulanmalı. Bugün ateşkese saygı duyulması çağrısı yapmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz..." çıkışıyla Türkiye'nin aslında kimlerle mücadele ettiğini ortaya koydu...
İki gündür yazdığım Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da geri durmadı. Rol aldı. "Oruç Reis'in yeniden Doğu Akdeniz'e gönderilmesi kabul edilemez" dedi...
Türkiye, en uzun sınırı olmasına rağmen AKDENİZ'den, kardeşlerinin imdadına koşmasından dolayı da Azerbaycan'dan sökülüp atılmak isteniyordu... Tablo kabaca böyleydi. Biraz güç topladığın zaman, bayrak gösterdiğin zaman hepsi üzerine çullanmak istiyordu. ANLAŞMA'dan anladıkları Türkiye'nin haklarından vazgeçmesiydi... Bu olmayınca basınç artıyordu. Ve sık sık yazdığım gibi artacaktı da... Çünkü amaç üzüm yemek değildi... ABD, İsrail'i Çin'den çekip alıyordu. Arkasından ORTADOĞU'yu İsrail'le uyumlu hale getiriyordu. İsrail gazının AVRUPA'ya ulaşması için de büyük koalisyon kuruluyordu.
Türkiye kendi haklarını korumaya çalıştığı için de hedef oluyordu...

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER