GÜNCEL

Erem Şentürk : Diriliş Postası, Hakan Albayrak ve geride kalanlar

Tarih
30 November 2015
İzlenme
2569 Kişi

Diriliş Postası bir gazete adı. Cansız, ruhsuz, önemsiz kâğıt parçalarına matbaalarda kelimeleri basan bir şirketin çıkardığı bir gazetenin adı. Kapanabilir, adı değişebilir, ara verebilir, yeniden başlayabilir, tamamen durabilir, daha sonra kaldığı yerden devam edebilir, şekil değiştirebilir ve her an unutulabilir. Bunların hiçbir önemi yok. Önemli olan insanlar. İnsanlar şirketler gibi değillerdir; çünkü insanlar bir kere doğabilir ve bir kere ölebilirler. Bizim davamız, Diriliş Postası değildi hiçbir zaman. Davanın araçlarından biriydi gazete. Yola ya da yolun sonuna hiç bakmadık ki zaten. Hep, kiminle yürüdüğümüze ve niye yürüdüğümüze baktık. Şimdi de öyleyiz.

Diriliş Postası, adı ve logosundan başlayıp, fontlarına, 0.5 çizgilerinden çerçevelerine, bütün tasarımından içeriğine kadar Hakan Albayrak’ın yaptığı bir gazetedir. Hakan Albayrak, bu işlere bulaştığı günden beri süregelen bir gebeliğinden sonra, kâğıtlar üzerinden elle tutulur olmuş neticelerinden biridir sadece Diriliş Postası. Hal böyleydi; ama logonun altına yazılmış, “BARIŞIN GAZETESİ”, “SURİYELİ AHMET’İN GAZETESİ”, “TÜRKMEN DAĞI’NIN GAZETESİ”, “KESİNLİKLE ANTİ-KEMALİST GAZETE”, “1948 TOPRAKLARINDAKİ FİLİSTİN İSLÂMİ HAREKETİNİN GAZETESİ”, “DOLMUŞÇU EMRE MOLLAHAMZOĞLU’NUN GAZETESİ”, “ŞEHİT FURKAN DOĞAN’IN GAZETESİ”, “VOLOF SAVAŞÇILARININ GAZETESİ”, “SURİYE DEVRİMİ’NİN GAZETESİ” gibi onlarca ithafla çıkardık gazeteyi. Hakan Albayrak’ın kaptanlığında, 265 sayılık büyük bir sefer yaşadık. 265 sayı içinde Hakan Albayrak’ın bizzat yazdığı yahut onayladıktan sonra yazılmış her cümleyi, her fikri, her ideali ve her iddiayı sonuna kadar sahipleniyor ve savunuyoruz.

Başka dünyalar için Genel Yayın Yönetmeni denilen makam, önemli olabilir; ama Hakan Abi ‘başında’ da abiydi, şimdi de bir abi. Hepsi bu ve bu ilişkinin içinde tirajların, politik görüşlerin, maaşların ve gazetecilik bilmemelerin hiçbir yeri yoktur.
Bir sabah patronlar kaptanımızı çağırdı ve “böyle devam edemeyiz” dediler. Hakan Abi “eyvallah” dedi ve gitti. Giderken bizi topladı, “Bu bayrağı yere düşürmeyin, daha iyisini yapın” diye nasihat etti. Sarıldık, masasının üzerinden birkaç eşyasını aldı ve kapıyı açtı. Herkesin aklına ilk gelen bizim de aklımıza geldi: “Eşyalarımızı toplayıp helâlleşip evlerimize gitmek!”

Ne kaybederdik? Rızık mı? Hâşâ. El Rızku Alellah …
Fırsat mı? Estağfirullah! Gayrete niyet etmiş olanın fırsatı aldığı nefestedir.

İtibar mı; ne alâka? İtibarımız gazeteyle ve gazetecilikle başlamadı ki, bilakis biz gazeteciliğe itibar kazandırmaya çalıştık. O halde niye duruyorduk burada? Dedim ya, Hakan Albayrak öylesine bir Genel Yayın Yönetmeni değil ki! O bizim “abimiz”. Yani dünyanın bütün genel yayın yönetmenleri toplansa, saatlerce konuşsalar, Hakan Albayrak’ın bir şakası kadar bile etkili olmazlar üzerimizde. Abimiz dedi ki: “Burada kalıyorsunuz. Bayrağı yere düşürmüyorsunuz.”
Daha sonra olma ihtimali şeyler için “nasipse” demeye… Faiz ve banka reklamlarından uzak durmaya… Başkalarının, ‘kaçak’ ya da ‘illegal’ dediği mazlumlara ‘muhacir’ demeye… Haberlerde yorum yapmamaya… Suriye’nin kahraman halkına ‘devrimci’ demeye… Bağdadi Çetesi’ne kendi bulduğumuz isimlerle hitap etmeye… “Doğu da Allah’ın Batı da Allah’ın” şiarıyla, dünyayı bir bütün olarak görmeye devam edeceğiz.

Ne Fethullah Gülen ne Aydın Doğan ne de saldırgan bir gazeteci, Türkiye’nin düşmanı olamaz. Türkiye gibi binlerce yıllık mirasın üzerinde duran büyük bir ülke için bunlar en fazla mide bulandırıcı birer ayrıntı olabilirler; ama biz, büyük Türkiye’nin gerçek düşmanlarına odaklanmaya devem edeceğiz. Mesela Netanyahu’yu düşman kabul edebiliriz, o da tankları ve uçakları olduğu için. Kemalizm’e, ırkçılığa, ulusalcılığa, mezhepçiliğe, emperyalizme, şuursuzluğa karşı açtığımız mübarek cephelerde, kıyasıya mücadele etmeye devam edeceğiz.
Hakan Abi’nin kardeşleriyiz ve biliyoruz ki, abileri abi yapan kardeşleridir. Tam da bu sebeple Hakan Albayrak’a yakışır kardeşler olmak için “sizin yeriniz burası” diye verdiği görev için nasipse bir süre daha burada duracağız.

Diriliş Postası
30 Kasım 2015

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER