GÜNCEL

Erem Şentürk : Bir jötemden, iki ayaklanma, üç kanlı sokak olayı ve en az bir terör örgütü çıkabilir. Deneyelim mi?

Tarih
09 November 2015
İzlenme
1839 Kişi

9 Kasım 2015

Çözüm, barış, kardeşlik, birlik, beraberlik, demokratik... vs. süreçleri. Adını ne koyarsanız koyun meselenin hayırlı bir sona gelmesinin önündeki en büyük engel yaraları sarmak yerine saklamaya çalışmamız.
Bölgeye “pozitif ayrımcılık” yapıp yatırımlar gidiyor paralar akıyor. Helali hoş olsun daha fazla olsun inşallah. Yollar, köprüler, havaalanları, tarım teşvikleri, hastaneler ve daha neler neler. Hepsi için emeği geçen kim varsa, Allah’ü Teâlâ evlatlarına bile sadaka-i cariye yazsın inşaallah.
Hani adalet? Bunların adaletle ilgisi yok ki!
Kenan Evren’den ne kadar ümitliydim. Hapse girecek adalet yerini bulacak diye beceremedik, geç kaldık, hayırlı işlerde yapılması gereken gibi elimizi çabuk tutamadık hapse giremeden mezara girdi. Asitçiler, betoncular, beyaz Toroslular, insanları öldürüp çöpe atanlar, köyün ortasında diz çöktürenler, “Türkçe konuş çok konuş diyenler”, en iyi Kürt ölü Kürt’tür diyenler, Kürt’ten evliya, koyma avluya diyen sözüm ona hocalar, Türkiye Türklerindir diyenler, diyenler, yapanlar, edenler, vuranlar, işkence edenler, kesenler, yakanlar neredeler şimdi. Birini bile bulup kamunun önüne çıkarıp bu işte, işte bu alçaklığı yapanlardan biri ve yargılandı hesabı soruldu şimdi cezasını çekiyor niye diyemiyoruz. Diyemediğimiz gibi “jötem” Fransızca “seni seviyorum” diye dalga geçmesine müsaade ediyoruz.
Niye önemli ceza çekmeleri ve niye önemli bizim bu cezaya şahit olmamız? Adalet lazım çünkü. Devlet dediğin sistemin adaletten daha önemli ne işi var ki? Hatta adaletten başka bir işi var mı?
Adalet olmayınca ortaya çıkan boşluğu duble yollar dolduramıyor şeytan yerleşiyor o boşluklara. Adalette boşluk olunca şeytan geliyor ve o boşluğu intikamla dolduruyor.
Bana adaletsizlikten kaynaklanan bir boşluk verin size bir haftada PKK’nın yerine daha barbar olanını bir haftada kurayım. Şeytana fırsat veriyoruz o da çocuklarına hendek kazdırıyor biz de haberleri izlerken üzülüyoruz.
Her neslin imtihan olduğu bir İlber Ortaylı vardır. Bari bu sefer kaybetmeyelim.
İlber Ortaylı’nın şahsı değil ama temsil ettiği bir davranış modeli vardır. Vıcık vıcık bir küstahlıkla sürekli halkı ezen ve kayık bir telaffuzla üstten üstten ders veren adamlar. 1951 yılından sonra burnunu yerden kaldıramayan Türkiye’nin sözüm ona seçilmiş madrabazları Anadolu’dan intikamını bu semboller marifetiyle alıyorlar. Sürekli aşağılayarak konuşurlar ve “sin kaflı” zırvalarından bile hikmet tevil edilir bu adamların.
Niye yapıyoruz bunu? Çünkü birbirini doğuran bir ksır döngüye sokuyorlar herkesi. Bu öncü aşağılayıcılar vurdukça eziliyoruz biz, ezildikçe vuruyorlar onlarda. Sonunda öyle bir an geliyor ki, adam bize sövüyor bizde hikmet tevil edip “hi hi hi” diye doğru söylüyorsunuz hocam diyoruz.
Necip Fazıl sakal bırakınca, maymuna dönmüşsünüz diyen zibidiye peki o zaman bende başka yöne döneyim diyerek arkasını dönüp yoluna devam etmiş. Üstad ilham olsun bize inşaallah. İlber Ortaylı hakeret edince yüzümüzü ileriye dönüp onun kendi genzinde yankılanan sin ve kaflarla başbaşa bırakalım.

Diriliş Postası

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER