DÜNYA

Kürşad Zorlu : Macar halkı Türk heyetini böyle karşılamış: "Geliniz, Türkler, karındaşlar!"

Tarih
14 February 2021
İzlenme
729 Kişi

Geçtiğimiz hafta Macaristan’ın Türkiye için önemine ve Atatürk dönemine ait çok bilinmeyen bir görüşmeye dikkat çekmiştim. Bunun üzerine daha farklı ve çarpıcı bir detaya ulaştım. Öyle ki Türk-Macar ilişkileri aslında Sultan Abdülhamid döneminde de tarihi anlara sahne olmuş.

Yıl 1877...

Vaktiyle Buda’dan İstanbul’a götürülen (tahminen Kanuni Sultan Süleyman dönemi) ve o zamandan beri Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen kitap ve belgelerden oluşan 35 cilt el yazması, Sultan II. Abdülhamid’in talimatıyla oluşturulan bir heyet tarafından Macaristan’a iade ediliyor.

macaristan abdulhamit han ile ilgili görsel sonucu 

İşte önemli kısım bu noktada başlıyor. O dönem Osmanlı heyetine tercümanlık yapan Dr. Béla Erödi tüm detayları bir kitapta topluyor. Yıllar sonra Macaristan’da Türkiye büyükelçiliği görevini yürüten Erkin Arat’ın öncülüğünde kitap Türkçeye tercüme ediliyor.

Kitabın adı “Çok Yaşa! Türk Heyetinin Ziyaretinden Hatıra Kitabı”

Abdülhamit’in bu kararından sonra neler olmuş devam edelim.

1877 yılı başında el yazmalarının iade edileceği haberi Macaristan’da büyük bir heyecan yaratmış ve Türk heyetini selâmlamak için Trieste’ye bir heyet göndermişler. Ancak, Monarşi yönetiminin direktifiyle heyet, Budapeşte yerine Viyana’ya gitmek zorunda kalmış. Bu sebeple Macar karşılama heyeti Sultan II. Abdülhamid’in yaveri Mustafa Tahir Bey başkanlığındaki Türk heyeti ile görüşmüşse de heyetin Viyana’dan Budapeşte’ye geçmesi mümkün olmamış.

macaristan türk heyeti 1877 ile ilgili görsel sonucuErödi, Osmanlının gönderdiği heyete izin verilmeyişini şöyle yorumluyor: “1877 başlarında, Moskova ile gittikçe güçleşen koşullarda, savaşın patlayıvermesi her gün beklenebilirdi. Bu nedenle Rus hariciyesinin amacı Osmanlılar’a yarayabilecek en ufak girişimi bile daha yeşeremeden engellemekti. Bu sempatinin işareti olarak 1877 yılı ocağında Macar gençleri, Serdar-ı Ekrem Abdülkerim Paşa’ya bir tören kılıcı yolladılar. Bu jest, güç dengesini etkilememekle beraber, Rusların dikkatinden kaçmadı.”

Belgeler Viyana üzerinden Budapeşte Krallık Üniversitesi kütüphanesine götürülmüş. Arasında Hariciye Vekili Saffet Paşa’nın 17 Nisan 1877 tarihli mektubu da varmış. Mektupta “Haşmetmeap Efendimiz bu eserleri iade etmekle, iki millet arasında kopmaz bağları oluşturan dostluk ve takdirin yeni bir delilini ifade etmek arzusundaydı...” yazıyormuş.

Ve şimdi asıl kritik anlar başlıyor…

Elyazmalarını götüren heyete Macaristan’a giriş izni verilmediği için 15 kişilik yeni bir heyet yola çıkıyor. Yine durdurmaya çalışsalar da Sadrazam, heyetin özel kişi statüsünde seyahat ettiğini ileri sürerek Habsburg tarafını ikna ediyor.

Böylece Türk heyetinin Budapeşte’ye varıncaya kadar yol boyunca büyük bir çoşkuyla karşılandığı anlar ortaya çıkıyor. Trenin geçtiği her şehirde zaman adeta duruyor ve Macarlar kadın-erkek sokaklara akın ediyor. Erödi bu anları bir zafer bayramı kutlamasına benzetiyor.

Heyettekiler ise bu sevgi gösterileri karşısında şaşırıyor. Örneğin heyette yer alan gazeteci Mehmet Tevfik Bey, İstanbul’a dönünce bu anları şöyle kaleme alıyor:

“Bir istasyonun önüne geldik. Büyük kalabalık/halk durmuş, muzıka çalar. Macar-Türk arması bir yerde olduğu halde sancaklar dalgalanır. Bütün halk, çoluk çocuk, kadın, erkek ‘Elyen Török’ (Yaşa Türk) diye bağırır...

Ahali, kadın, erkek vagonlara atılıp güya kırk yıllık hasret çekmiş baba, ana, evlat gibi bize sarılır, yüzümüzü öper. ‘Geliniz, Türkler, karındaşlar. Biz bir vatan evladıyız, bizi ve vatanınızı görün’ derler."

Ben bu satırları yazarken inanın çok duygulandım ve bir yandan da gururlandım. Böylelikle Türkiye ve Macaristan arasındaki ilişkilerin sadece siyasi ve ekonomik beklentilerle değil...

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER