DİNİ YAZILAR

Faruk Beşer : Katılım bankaları: Tespitler, tenkitler, teklifler

Tarih
05 December 2014
İzlenme
2450 Kişi

5 Aralık 2014

Borsa İstanbul’un bir süre önce düzenlediği Katılım Bankalarının Durumu ile ilgili uluslararası toplantıda sunduğum bildirimi kısmen değiştirerek ve özetleyerek ilgilenen okuyucularıma da duyurmak istiyorum

Önce Tespitler

Ekonomi modern dünyada, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil amaç, hem de asıl amaç olarak görülüyor. İslam’da ise ekonominin, iyi bir kul olmanın sadece bir aracı olduğu açıktır.

Bu yüzden ‘Ekonomi, uygulamalı ahlaktır’ sözü çok anlamlıdır.

İmam Muhammed’den züht ve takva, yani ahlak konularında bir kitap yazması istendiğinde, ‘Kitabu’l-buyu’u/Alışveriş Hükümleri’ni yazdım ya diye cevap vermiş. Bunun anlamı, alış verişini ahkamına uygun olarak helal yollarla yapan ve kimsenin hukukuna tecavüz etmeyen kişi züht ve takvanın en önemli ayağını tamamlamıştır demektir.

Hz. Ömer dermiş ki, kişinin namazı ve orucu sizi sakın aldatmasın. Siz onun parasal ilişkilerine bakın.

Annemin de sıkça tekrarladığı sözlerinden birisi şudur: Adama, kardeşin nasıl bir insandır, diye sormuşlar, alışveriş yapmadım, bilmiyorum demiş.

İslam ekonomisinin en ayırıcı özelliğinin, Kur'an ifadesiyle “batıl, yani haksız ve haram yollarla mal/kazanç elde etmeme” olduğu, bu yolların başında da faizin geldiği bellidir. Özelikle dünyadaki cezası bakımından Kur'an-ı Kerim’de faiz kadar büyük tehdit alan bir başka haram yoktur. Faizi bırakmayanların Allah’a ve O’nun Resulü'ne karşı savaş halinde oldukları duyurulur.

Mübadele araçlarının değişmesiyle çok farklı uygulamalarla faiz oluşabileceği için, Hz. Peygamber tarafından, ‘her türlüsü’ denerek haram kılınmıştır. Her hangi bir mübadelenin faiz olmamasını sağlayan en önemli ayraç, mübadelenin alış-veriş olması, faizin en önemli alternatifi ise zekâttır. Kur'an-ı Kerim ifadelerinden anlaşılan budur. Çünkü faizle alışveriş arasında ne fark var? İkisi de alma verme değil mi? Diyenlere; “Allah alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır” denmiş, diğer yönden “Allah faizi mahveder, zekâtı ve sadakaları bereketlendirir” buyurulmuştur. Bu da yine İslam’ın kendi ahlak anlayışını yerleştirmeden kendi ekonomisini oluşturamayacağını gösterir.

Bundan olacak ki, İslam’ın tamamlanması sürecinde faiz yasağı dört ayrı aşamada ve ancak Müslüman insan unsuru yetiştirildikten sonra nihaî olarak gerçekleştirebilmiştir. İçkide de yine böyle dört aşamalı bir yasaklama süreci vardır. Çünkü alkolik olma ile malkolik olma en zor tedavi edilecek hastalıklardandır.

Malı batıl/haram ve haksız yollarla elde etmenin diğer sebepleri arasında, faizli işlem sayılan fasit alışverişler vardır. Bunları oluşturan sebeplerin başında da sözleşmelerin ve karşılıklı işlemlerin garar ve cehaleti fahişe içermesi ve niza götürebilir özellikler taşıması yer alır. Kumar da ayrı bir batıl kazanç yoludur.

Garar, alışverişte, bedellerden birinin aslının mevcut olup olmadığının bilinmemesi sebebiyle aldanma ihtimali, cehaleti fahişe ise bedellerden birinin evsafındaki bilgisizliktir.

 Bu itibarla BORSA temel esprisi bakımından faizin en büyük alternatiflerinden biri olarak İslam’a uygun bir kurum olsa da, bugünkü işleyişiyle saydığımız bu olumsuzlukların hemen hepsini içeren bir kazanç aracı olma görünümündedir. Böyle olunca da İslam açısından cevazı tartışmalı hale gelir. Oysa borsaya dayalı Katılım Endeksi dedikleri şey şimdilerde Katılım Bankalarının en önemli kazanç yollarından biridir.

Pazar günü bitireceğiz inşallah

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER