GÜNCEL

Ahmet Kekeç : Ortopedik ama her eve lazım!

Tarih
07 January 2020
İzlenme
1105 Kişi

İki şehit haberi peş peşe geldi. Fırsatı kaçırır mı, hemen Selahattin Demirtaş’a “özgürlük” istedi. Yasin Börü’nün katili Demirtaş’a...

CHP’nin “nazar boncuklu” genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum, başka kim olabilir ki?

Hayatı boyunca şöyle keyifle arkasına yaslanıp “PKK terör örgütüdür” diyememiş, bilakis bu örgütün terör faaliyetlerini manidar bir suskunlukla karşılamış ve hatta “Niye silah bıraksınlar ki? Onlar DEAŞ’a karşı savaşıyor” diyerek bu teröre zımni destek vermiş Kılıçdaroğlu...

Hendek ve çukur döneminde de, “Hendekteki arkadaşlardan rica ediyorum, lütfen böyle şeyler yapmasınlar” diyerek, zımni desteğini bir başka (ileri) boyuta taşımıştı, hatırlayacaksınız.

Soru şu:

Selahattin Demirtaş’a özgürlük istemek için neredeyse her fırsatı değerlendiren Kılıçdaroğlu, neden PKK’ya (ve yan kuruluşlarına) gönül rahatlığıyla “terör örgütü” diyemiyor?

HDP’den gelecek oyları mı düşünüyor?

Hayır, görevini yapıyor.

Canı istediğinde “terör örgütü” diyor, canı istemediğinde o alanlara hiç girmiyor.

Evet, canı istediğinde “terör örgütü” diyor...

Hatırlayalım: Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey Kemal, PKK, PYD terör örgütü müdür? Yiğitsen açıkla!” demişti.

Kılıçdaroğlu da, “Evet, yiğidim. Bunlar terör örgütüdür” demişti.

Sonra da Yargıtay’ın 21 Mayıs 2015’teki “PYD, YPG, PKK terör örgütüdür” kararının atıf yaparak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı terör örgütüne yardım ve yataklıkla suçlamıştı.

Suçlamasının nedeni ise, Salih Müslim’in Ankara’ya davet edilmesi...

Kemal Bey’den dinleyelim: “Sen mahkeme kararına rağmen, terör örgütü saymasına rağmen, sen hangi vatansever duygularla Salih Müslim’in ayağına halılar serdin? Yiğitsen açıkla.”

Esasında Kılıçdaroğlu PKK ve PYD’nin terör örgütü sayılmamasını arzu ettiğini söylemeye çalışıyor: “Terör örgütü olsalardı, Salih Müslim’in ayağına kırmızı halı serilmezdi. Madem terör örgütü diyorsunuz, o zaman siz de yardım ve yataklıktan suçlusunuz.”

Bu Kılıçdaroğlu çok kurnaz.

Hem de ortopedik.

PKK silah bırakma kararı aldığında, “PKK terör örgütüdür” diyorlardı.

PKK yeniden silaha sarılınca “terör örgütü” ifadesini lügatlerinden çıkardılar.

Bir kere, kimse Salih Müslim’in ayağına kırmızı halı sermedi.

Evet, Ankara’ya çağrıldı ama kendisine “müstevli”yle iş tutmaması ve ülkede yürümekte olan “çözüm süreci” çerçevesinde hareket etmesi gerektiği söylendi. Bunun tarihi de, Yargıtay’ın mahut kararından çok öncedir. Ama Salih Müslim (ve örgütü), Türkiye’yle düşman olmayı seçti. Tıpkı, “silah bırakıyoruz” deyip masa kurduran, sonra masayı devirip kaçan sahtekâr PKK/HDP gibi...

Hafızamızı yoklayalım:

Bugün “barış olsun, sorunlar müzakereyle halledilsin” diyenler çözüm süreci yürürlükteyken anti-Kürt bir çizgiye savrulmuşlardı. Barıştan ruh gibi tırsıyorlardı. PKK’nın silah bırakacak olması uykularını kaçırıyordu. Çözüm sürecinin bir parçası olarak devreye sokulan “Akil İnsanlar Heyeti”ne etmedikleri hakareti bırakmamışlardı.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER