POLEMİK

Okay Gönensin : Yargının ve adaletin en örgütlü çöküşü

Tarih
19 January 2015
İzlenme
1077 Kişi

19 Ocak 2015

Hukuk eğitimi veren okullarda mutlaka okutulmalıdır bu vaka, yargı nasıl kendi eliyle kendini çökertir, adalet nasıl el birliğiyle yok edilir.

 

Vaka, 8 yıl önce işlenen Hrant Dink cinayetidir. Yargı bu sekiz yıl boyunca adaletin yerine gelmemesi için çalışmıştır.

 

Hakimler değişmiş, savcılar değişmiş, yargının onuru yolunda, adalet yolunda, yakın günlere kadar tek adım atılmamıştır.

 

Hrant Dink cinayetinin, bir milliyetçi muhafazakar arkadaş grubunun öfkesinin ürünü olarak sunulmasına karar verilmişti.

 

Önce, daha ertesi gün görevlilerin yayınları başladı, insanlar katillerle empati yapmaya çağırıldı. Hrant Dink’in, Sabiha Gökçen’in tehcir yetimi bir Ermeni çocuk olduğunu açıklamasına, Hrant Dink’i hedef göstererek tepki gösterenlerin aynı şahıslar olduğunu hatırlayalım.

 

Yargılama başlayınca da görevli hukuk insanlarının bütün çabası bu cinayetin örgütlü bir siyasi cinayet olmadığının kanıtlanması üzerineydi.

 

Cinayetin gerisinde polislerin, askerlerin jandarmanın, istihbaratçıların bulunduğu en açık kanıtlarıyla ortaya çıkmış olsa da ettiği yemini hiçe sayan hakimler ve savcılar bütün kanıtları buharlaştırmak için de çalıştı.

 

Bu sırada cinayet mahallindeki önemli kamera kayıtlarının gizli eller tarafından alınıp yok edildiğini de hatırlatalım. Katillerden biri dışardayken Mehmet Ali Ağca’nın onunla bir kahvede “tesadüfen” karşılaşıp görüştüğünü de hatırlatalım.

 

Hrant Dink’in öldürülmesinin bugün 8’inci yılı. Bu sekiz yıl, yargı utançlarıyla, pervasız manipülasyonlarla geçti.

 

Nihayet, cinayetin  sekizinci yıldönümünün arifesinde yargının gerektiği gibi çalışacağına ilişkin bazı işaretler çıktı.

 

Adaletin yerini bulmasını beklerken, adına “paralel yapı” denilen Gülen Cemaatine mensup olduğu bilinen polis, hakim ve savcıların bu cinayet öncesi ve sonrasındaki icraatlarının da tam olarak ortaya dökülmesi gerekiyor.

 

Bu cinayetin bazı boyutlarının gelip Cemaat mensuplarına dayanmasının açıklamasını da yine Cemaat yapmak zorunadır.

 

Hrant Dink cinayeti davasının sonucunda ya Türkiye’nin bir hukuk devleti olabileceğine ilişkin bir inanç ortaya çıkacak ya da bütün umutlar yitip gidecektir.

 

nt�piyX@� "sans-serif"'>yolsuzluk” iddialı bu operasyon yapılınca da, günün başbakanı Erdoğan, bu paralel yapıyı aynı zamanda “Haşhaşi” olarak ilan etti. Fatih Altaylı ise, 17 Ocak 2014 tarihli Habertürk gazetesinde, “Haşhaşi benzetmesi ilk kez 16 yıl önce yapıldı” başlıklı yazısıyla, benim, yıllar önce Cumhuriyet’te yayımlanmış olan o makalemi gündeme taşıdı. Bunun üzerine Akit gazetesi, sanıyorum Gülen’in dosyasına da girmiş olan bu makalemle ilgili sorular sordular. Söylediklerimden rahatsız olan Fetullah Gülen ise, bana elli bin TL tazminat davası açtı. Buna rağmen, bu yapıyla yaklaşık 30 yıllık mücadeleme rağmen, 17-25 Aralık operasyonunun hemen arkasından devreye girdim. Eğer Fetullah Gülen, hükümete karşı bir darbe girişimi olarak nitelenen bu operasyonun içinde değilse, Türkiye’ye döneceğini derhal açıklaması gerektiğini hem Hüseyin Gülerce’ye ve hem de Meclis Başkanı’nın danışmanı ve Gülen’in de halasının oğlu olan Kâzım Hoca’ya söyledim. Defalarca konuştuk; ama bir cevap gelmediği gibi, Hüseyin Gülerce de yollarını ayırdı.” 

 

Bir okurum da bu arada Ahmet Şık’ın “Gülen’e 25 soru”sunu göndermiş. Onun da bir kısmını alıntılıyorum:

1-AKP-Cemaat kavgası devlete sahip olma savaşı değilse nedir? 2-AKP iktidarında devlet rantından yararlanmadıysanız, “Ne istedilerse verdik” diyen RTE neyi kastetti ve AKP döneminde neler elde ettiniz? 3-AKP ile koalisyon ortağı değildiyseniz 2007-2012 arasında, doğal “düşmanları” tuzaklarla ortadan kaldırma birlikteliği nedir? 4-Polis ve yargıyı örümcek ağı gibi kuşatan Cemaatçiler, AKP’nin de onayıyla kontrgerilla yöntemlerine başvurmadı mı? 5-Bir sohbetinizde “Sahte CD’ler, çipler hazırlamak müminlik değildir” derken neyi kastettiniz? 6-Sahte CD ve çiplerle kimler kimlerin başını yaktı? Hapsetti? Cemaatinizin polisi ve yargı mensupları bu çetenin içinde değil mi? 7-Cemaatinizle ilgisi yoksa size yakın medya organları neden hep bu sahtecilikleri yapanları savunan yayınlar yaptı, yapıyor? 8-MİT krizi darbe girişimi değilse Erdoğan neden “hedef bendim” dedi? Darbe girişimi değilse Erdoğan’ı hedeflemekte amaç neydi? 9-Adına yanıt verdiğiniz O.H.Ö. kimdir? Cemaatinizdeki yeri, konumu ve görevi nedir? Emniyetin imamı mıdır? Diğer imamlar kimlerdir? 10-Neden devlet kurumları içinde imam dediğiniz sorumlularınız bulunuyor? 11-STK olduğunu öne sürdüğünüz cemaatiniz polis, asker, yargı ve MİT içinde örgütlenmeyi neden bu kadar önemsiyor? 12-Militarist kurumlar başta olmak üzere devlet içinde örgütlenmenize rağmen nasıl sivil kalabildiğinizi iddia ediyorsunuz? 13-Cemaat mensuplarınız, kendi arkadaşları ya da gönüllüleri de dahil olmak üzere neden fişlemeler yapıyor? 14-Şantaj içeren, pis kokular yükselen her olayın ardından, haklılık payı yoksa neden ilk şüpheli cemaatiniz oluyor? 15-Cemaat gazetecilerinin Ergenekon konusunda yazıp söyledikleri, “objektif, tarafsız, özenli, sorumlu gazeteci” kriterlerine uygun mu? 16-Gülen Cemaati neden şeffaf değil? Gizliliğe bu kadar önem vermeniz, cemaatçi savcılar gibi sorarsak “hayatın olağan akışına uygun mu?” 17-Cemaatin finans kaynakları nelerdir? Cemaatinizin sahip olduğu finansal hacim ne kadardır? 18-Himmet adı altında toplanan paraları kim, nerede kullanıyor? Bugüne dek ne kadar para topladınız? Himmet oranları neye göre belirleniyor? 19-Kaynağı belirsiz para girişleri için cemaatin sahip olduğu finans kuruluşları mı kullanılıyor?  20-ABD’de oturum iznini almanız için CIA mensupları neden ve hangi ilişkiler nedeniyle size referans oldu? 21-CIA patentli ve kurucularından olduğunuz Komünizmle Mücadele Derneği, Cemaatinizin örgütlenme modelinde örnek alındı mı? 22-Sizin Dünya İmamı olarak adlandırıldığınız Cemaatinizde ev, sokak, mahalle, ilçe, il, bölge, ülke ve kıta imamları ne işler yapar? 23-Hiyerarşinin bu kadar katı ve keskin olduğu bir yapı sivil midir? Demokratik midir? Kimin ne kadar söz hakkı vardır? 24-Ergenekon, Balyoz, KCK, Devrimci Karargah, Şike, Cübbeli Ahmet davalarındaki komplo ve tuzakları kimler kurdu? 25-Sorular daha çok şimdilik şununla son vereyim: “Cemaatin nihai hedefi nedir?” 

Bu günlük te bu kadar. 

Selam ve dua ile.

Vatan

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER