GÜNCEL

Mehmet Akif Soysal : Financial Times: Erdoğan’ın muazzam oyunu

Tarih
19 February 2021
İzlenme
1933 Kişi

2021 yılı ocak ayında başlayan bir seri ile Financial Times, Erdoğan’ın küresel hamlelerinin analizini yaptı. Serinin bitmesini beklemek amacıyla şubat ayının bu vaktine kadar bekledim. Financial Times Türkiye editörü Laura Pitel ve bazılarında ikinci bir yazar tarafından kaleme alınan makalelerde Erdoğan’ın adımları detaylı şekilde analiz edilmektedir. Financial Times’ın telif haklarına halel getirmemek amacıyla kısa bilgiler ile sınırlı bilgi paylaşacağım.

Serinin ana başlığı: Erdoğan’ın muazzam oyunu

Erdoğan’ın muazzam oyunu: Askerler, casuslar ve Türkiye’nin güç arayışı

Erdoğan’ın muazzam oyunu: Türkiye Afrika’ya yardımlar, ticaret ve dizi filmler ile giriyor.

Erdoğan’ın muazzam oyunu: Balkanlar’daki Türk entrikaları

financial times erdogan büyük oyun ile ilgili görsel sonucuErdoğan’ın muazzam oyunu: AB’nin eşiğindeki Türkiye sorunu

Azerbaycan’ın zaferi ile taçlanan Türkiye dış politikasının “hard power” yani askeri yayılmacılığının üzerine vurgu yapılarak Liz Faunce imzalı haritada Türkiye’nin askeri varlığının durumu ve yerleri gösterilmektedir. Buna göre; Türkiye NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olarak 8’i yurt dışı olmak üzere 9 cephede (PKK mücadelesi) mücadele verdiğine işaret edilmektedir. En son Azerbaycan’ın topraklarını geri alımındaki Erdoğan’ın rolüne genişçe yer verilmektedir.

Türkiye’nin dünyadaki konsolosluklarının artmasını da bir grafik vasıtası ile ortaya koyan FT Erdoğan’ın iktidara geldiğinden beri 80 civarı yeni konsolosluk açtığının bunun Türkiye’nin Erdoğan evvelindeki 80 yıllık zamanda açılan kadar olduğuna işaret edilmekte. Bu arada toplam konsolosluğun 147 adet olduğunu bilginize de sunalım.

“Ajan” ile ilgili okumalarımda pek bir bilgiye rastlamadım ancak Pitel’ın bu konudaki yargıs��nın Erdoğan’ın her yurtdışı seyahatine MİT Başkanı Hakan Fidanı yanında götürmesine bağladığına vurgu yapmasıyla bir nevi çıkarımda bulunduğunu düşünebiliriz.

İlginç gelen bir bilgi ise açıklanan haliyle; Volkswagen’in salgın nedeniyle oluşan kapasite fazlası neticesinde Türkiye yatırımını askıya alması ve sonrasında iptaline karşın, ilgili makalede, 2019 yılında Kuzey Suriye’deki Kürt oluşumlarına (bize göre terörist) yapılan operasyonlar (makale de saldırı olarak ifade edilmiş) nedeniyle yatırımdan vazgeçildiği ifade ediliyor. Ekonomiyi sadece iktisadi düzen üzerinden okumayı meziyet bilen ekonomistlere bir nevi cevap olması hasebiyle bunun da altını çizmekte yarar görmekteyim.

AB’nin Erdoğan döneminde Türkiye ile olan ilişkisi her zaman karmaşık ve bazen de çelişkili olduğu ifade ediliyor. “Teknik!” olarak aday ülke statüsünde olunduğu da kibarca ifade edilmiş. Sanki Erdoğan evveli dönemde karşılıklı saygı ve sevgi varmış da yarım asırdan beri kapıda tutulan ülke konumunu unutturmaya çalışırcasına muğlak bir tablo çizilmiş. Ayrıca ana muhalefet partisinin bu konu hakkındaki yorumlarına da genişçe yer veriliyor.

financial times erdogan büyük oyun ile ilgili görsel sonucuTürkiye’nin Balkanlar ile olan ve “entrika!” kelimesi ile tanımlanan ilişki ağı sadece Gülenci Harun Çelik’in Türkiye’ye iadesi üzerinden tanımlanmaya çalışılmış ve gayet zayıf bir sav üzerine kurulmuş. Yine ana muhalefet ağzından ifadeler ile tanımlar oluşturulma gayretine girişildiğini görmekteyiz. “Entrika!” ifadesine kulp bulmakta biraz sıkıntı çekilmiş gibi duruyor. Şahsen bu iddialı başlığa daha fazla isnat beklerdim. Önce başlık atılıp sonra altı doldurulmaya çalışılmış desek sanki abartmış olmam.

Erdoğan’ın Afrika stratejisi, Afrika’nın ikinci büyük nüfusuna sahip Etiyopya örneği üzerinden çizilmeye çalışılmış. Bu minvalde Erdoğan’ın “soft power” yumuşak güç üzerinden kurguladığı sürecin ilişkilere pozitif ivmeye sebep olduğu bununda en kolay Afrika ile artan ticaret hacminden; 2012 yılından bu yana ihracatımızın yüzde elli artması örneği ile izah edilmiş. 2005 yılında Etiyopya’da 3 Türk şirket varken, şu an muhtelif sektörlerde 200 civarı Türk şirketin faaliyet gösterdiği yine bu açılımların neticesinde oluştuğuna işaret edilmiş. Çatışma alanı olarak da ifade edilen konu ise BAE ve Suud’un Türkiye’nin kazanımlarına karşılık vermek amacıyla attığı adımların Afrika ülkelerinde Türkiye aleyhine engel oluşturduğudur.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

  • YORUMLAR
  • Tespitler 4

    20 February 2021
    0 0
    En önemlisi ise gücünü baskı ve zulüm aracı olarak kullanmak yerine insani, vicdani yönde kullanıp korku yerine sevgi ve hayranlığa dayalı doğal liderliği tercih eden bir ülke olarak tüm ezilen baskı gören insanlık ailesinden destek görmekte. Bu durum ise ister istemez çıkarı bozulan malum ülkelerle çıkar çatışması doğurmakta.
  • Tespitler 4

    20 February 2021
    0 0
    Türkiye'nin Ulusal Stratejisi ise tamamen yenilenmiş durumda. İçe kapanık değil dışa dönük. Rol verilen değil oyun kurucu ve rol dağıtıcı. Söz dinleyen değil sözü dinlenen. Kendi göbeğini kesebilen, araştırma ve gelişimi yakalayıp bunları liderliğini pekiştirmede kullanabilen.
  • Tespitler 3

    20 February 2021
    0 0
    Afrika-Orta Doğu- Kafkaslar-Kırım-Balkanlar-Kıbrıs ve Doğu Akdeniz ve hatta Güney Amerika'da Venezuela gibi ülkelerle doğrudan dayanışma ve işbirliği ilişkileri kuran, düşmanca tutumlara pabuç bırakmayan, zorunluluk durumunda çatışmaya girmekten çekinmeyen ve tüm dünyada savaş stratejilerini kökten değiştirecek yenilikleri ortaya koyan güçlü bir Türkiye ezber bozuyor. İngiltere tecrübeli ve uyanıktır. Bu durumu erkenden okuyarak gerekli hamleyi yaptı.
  • Tespitler 2

    20 February 2021
    0 0
    Ama İngiliz devlet istihbaratının Türkiye'ye bakışı ve görüşü sanırım çok daha serinkanlı ve gerçekçi. AB'den çıkan ve tüm dünyada yükselen bir partner olarak gördükleri Türkiye'ye yakınlaşan bir İngiltere gerçeği bu durumu doğruluyor. Köklü devlet geleneğine sahip İngilizler için Türkiye her yönüyle tam aradıkları partner durumunda. Serbest Ticaret Anlaşmasını da bunun için bizimle imzaladılar.
  • Tespitler 1

    20 February 2021
    0 0
    Türkiye hakkında ortaya konan görüşler oldukça zayıf varsayımlara dayalı ve taraflı bir yaklaşım taşıdığı belli. Eyvallah. Bu görüşler her ne kadar önemli bir yayın organında yayınlansa da belli ki amaç da zaten bu. Gerçekler değil algı yürütme. Tüm dünyada olduğu gibi bu ülkede de medyanın kimin kontrolü altında olduğu bilindiği için bu durum çok da normal.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER