SİYASET

Hasan Öztürk : HDP-PKK hamlesinde pis kokular

Tarih
18 April 2016
İzlenme
3575 Kişi

“Kandil, PKK'lı teröristlere geri çekilin çağrısı yapıyor. Stratejileri çöktü. Şehir savaşında yenildiler.” (Gazeteler)

Gerçekten Kandil, yenilgiyi kabul ettiği için mi çekiliyor?

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet güçlerinin acımasız mücadelesi sonrası darmadağın olan PKK terör örgütünün geriye kalan militanlarını kurtarmak için mi “geri çekilin” talimatı verildi?

Acaba bu talimatın başka bir boyutu olamaz mı?

Burnuma pis kokular gelmeye devam ediyor..!

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Almanya'da durup dururken, 2011'den bu yana söylediklerini inkar ederek, “Özerklik ilanı ile sonuç elde edilemez” dedi…

Aynı saatlerde “Sırtını YPJ'ye YPG'ye PYD'ye dayayan” Eş Başkan Figen Yüksekdağ, “Bu ülkeyi böldürtmeyeceğiz” çıkışı yaptı…

Siyasi kanadın manevra üstüne manevra yaptığı günün ertesinde bu kez askeri bir taktik geldi…

Kandil'deki bir terör baronu telsizin mandalına bastı…

Ve Çatışmayı bırakın. Hepiniz ülke sınırları dışına çıkın” dedi!

Merkezi bir elin bu işleri kurduğunu düşünüyorum.

Merkezi bir el… Üçüncü bir göz… Bir hâmi…

Çünkü daha dün… 17 Mart'ta Times'e konuşan PKK terör örgütünün Kandil sakini Cemil Bayık, “Biz Erdoğan'ı ve AKP'yi devirmek istiyoruz” demişti.

21 Mart'ta bu kez yine örgütün Kandil sakinlerinden Murat Karayılan, “PKK şehir savaşına henüz başlamadı” diyerek tehdit etmişti.

Peki ne değişti?

N'oldu da…

Sur'da, Yüksekova'da, Cizre'de, Silopi'de, Şırnak'ta, Nusaybin'de ve daha nicelerinde “hendek kazıp” bomba tuzaklayıp şehirleri yakıp yıkan…

300'ün üzerinde asker ve polisimizi şehit eden… 400 bin yöre insanını göçebe haline getiren…

4 bine yakın militanını kaybeden Kandil baronları, “Geri çekilin” dedi..?

N'oldu da…

Siyasal uzantıları Özerklikle olmaz, bu ülkeyi böldürmeyiz” deme noktasına geldi?

Geçtiğimiz hafta bir rüzgar daha estirildi medyada… Çözüm Süreci başlayabilir başlığı altında. “Çatışmalar ila nihaye devam edecek değil ya… Silahlar susarsa, silahlı elemanlar sınırların dışına çıkarsa… falan, filan” diye başlayan cümleler kurularak yazılan köşe yazılarıyla…

Allah'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan istikamet verdi de… “Müzakere yok” fikri etrafından birleşildi.

Anladığım kadarıyla, Oslo Süreci'nin bir benzerinin hayalini kuruyor bazıları.

Nükleer Zirve nedeniyle Nisan ayı başında Amerika'ya giden Erdoğan ve heyetine “masa” şantajı yapıldığı yazıldı, çizildi. Türkiye'nin kararlı tutumu Washington'da da netti.

Yetinmediler, bu kez HDP-PKK çizgisinin daha önce de hamiliğini yapmış olan Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaaari'ye umut bağladılar.

Ahtisaari'nin “üçüncü göz” olması için siyasiler nezdinde girişimde bulunulduğu haberleri medyada yer aldı.

O hamle de şimdilik tutmamış görünüyor.

Nihayetinde tüm hamilerine, “Bizi kurtarın, bu işi yeniden konuşalım. Muhatap alınalım” diye talepkâr bir tutum içine girdiler.

HDP-PKK çizgisi, eş başkanlar eliyle dün söylediklerini inkar ederek “siyaseten çark” etti. Kandil eliyle teröristlere “çekilin” talimatı vererek “askeri yenilgiyi” ilan etti..!

Şimdi yeniden “mazlumu oynama” sürecine girecekler mi, izleyeceğiz.

Bu konuda, bir önceki yazıda, “Bir 'üçüncü göz' ya da gözlemci sözü aldınız da 'şahin'likten 'güvercin'liğe mi evriliyorsunuz?

Bu millet sizin ne olduğunu gördü!

O elinize tutuşturulup ekranlarda çaldığınız bağlama başınızda parçalanmadıkça bu işin oluru yok!

Onca şehit, onca gazi, onca acılı aile varken… Ve her eve ateş düşerken… Size akıl değil, hesap vermek düşer” demiştim.

Düşüncemde ısrarlıyım. Zira şımarıklık ve fütursuzluğunuzun faturasını bu millet çok ağır ödedi, ödüyor, siz de bir bedel ödemelisiniz.

Dokunulmazlıkta CHP'lilere dokunan ne

Dokunulmazlıkların kaldırılması meselesinin özünde “terör” vardı. Teröre bulaşmış milletvekillerinin yargılanmasının önünü açmak için Ak Parti'nin Anayasa değişikliği teklifi muhalefet partilerinde farklı tutumlara neden oldu.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına HDP baştan karşı, MHP baştan taraf. CHP'de ise kazan kaynıyor.

Başta kulağına sürekli fısıldanan Eren Erdem gibi, uluslararası ilişkileri dilden dile dolaşan Sezgin Tanrıkulu gibi isimler “dokunulmazlık” değişikliğine hayır diyen ilk isimler oldu. Bu isimlere Hilmi Yarayıcı, Fikri Sağlar ve İlhan Cihaner de katıldı.

Farklı farklı gerekçelerle... Fikri Sağlar, 1994'te kalmış olacak ki, “Anayasa teklifi Türkiye'yi 94'e götürmeyi planlıyor” diyen çıkış yaptı. Oysa, 94 çok gerilerde kaldı. Eğer geride kalmasaydı, “PKK'ya silah taşıyan milletvekili, “sırtımızı YPJ'ye PYD'ye” dayadık diyen eş başkan çoktan Toros'a bindirilirdi!

Kılıçdaroğlu'nun diline vurmuş

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hani o bozuk ağzını daha da bozacağını söyledi ya…

Hani ettiği küfürleri daha bir ağızını doldurarak söyleyeceğini ilan etti ya…

Aklıma sadece “diline vurmak” deyimi geldi.

Ekşi sözlük “diline vurmak” deyimi için, “Eyleme geçemeyenlerin dışa vurumu” diyor.

Ben demedim.

Yenişafak
18 Nisan 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER