GÜNCEL

Ersin Çelik : Mescit diye trafo basan CHP ile mi?

Tarih
20 July 2015
İzlenme
2174 Kişi

20 Temmuz 2015

İlk tur görüşmeleri bitti. İkinci tur öncesinde ise Bahçeli'nin kapattığı koalisyon kapısını sonuna kadar açan CHP var karşımızda…

Yüzde 25 oy ile başbakanlık hayali kuran Kılıçdaroğlu her ne kadar, “koalisyonda anlaşırsak hükümette yer almayabilirim" sözleri ile AK Parti ile aynı çatı altında olmayı “zül addetse" de başka bir şansı görünmüyor.

Dikkat ederseniz, üç parti seçimlerin yenilenme olasılığını konuşurken, CHP sandığı gösteren beyanlardan köşe bucak kaçıyor. Tüm enerjilerini 7 Haziran'da tüketmiş gibiler. Oylarını kaptırdığı HDP'nin barajı aşması ile kutlama yapan CHP, mevcut yapısıyla yeni bir seçimi kabus gibi görüyor anlaşılan.

Seçimin hemen ertesinde maddeler sıralayıp yıkılmaz duvarlar ören Kılıçdaroğlu, yaklaşan kongre öncesinde Muharrem İnce, Deniz Baykal ve Umut Oran cephesine karşı, iktidar ortağı olarak çıkmak istiyor. Bu yüzden de, kendi deyimi ile “tıpış tıpış" koalisyon kurmak isteyen bir Kılıçdaroğlu var karşımızda.

Gerçi, siyaseti ve toplumu dizayn edenlerin yüzde “60'lık blok planı" işletilebilseydi, AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu'nun gerçekleştirdiği koalisyon turlarının hiç bir anlamı olmayacaktı bugün.

Seçime gidilmeyecekse eğer, AK Parti'nin de önünde bir tek CHP seçeneği var. 7 Haziran öncesinde, HDP ile Demirtaş'ı sırtlayan Doğan Grubu ve paralel yapının, TÜSİAD destekli kampanyası da bu yönde. “Seçime giden kaybeder" haberlerini, “AK Parti-CHP koalisyonunu ile oluşacak berekete" kadar bağladılar. Yayın organları koalisyonun 100 günlük planını bile yayınladı.

Peki, AK Parti hangi CHP ile kabine oluşturacak?

12 Haziran 2011 seçimlerinin hemen sonrasıydı… AK Parti yüzde 50 almış, ilk seçiminde ilk yenilgisini alan CHP lideri Kılıçdaroğlu bu sonucu 'Stockholm Sendromuna' bağlamıştı. Yani, o gün AK Parti'ye oy verenleri “bizi kurtarmayın" diye polise direnen rehinelere benzetmişti Kılıçdaroğlu.

Geride bıraktığımız 13 yılın şeceresi, AK Parti-CHP koalisyonu gerçekleşirse partiler düzeyinde bir sendrom yaşanacağını gösteriyor.

Bu millete AK Parti iktidarının ilk 7-8 yılına kadar 28 Şubat zulmü yaşatmayı başarmış CHP'den bahsediyoruz.

2006 yılının Kasım ayıydı. Aydın Doğan'ın gazete ve televizyonlarında “lisede namaz" ve “öğrenciler topluca saf tutuyor" haberleri ardı ardına patlarken, CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki, AK Parti iktidarının park ve bahçelere yaptırdığı 'kaçak mescitlerin' peşine düşmüştü! Bir grup gazeteciyi yanına alan Tiryaki'nin kapısına dayandığı yapıların mescit değil de estetik görüntü olsun diye boyanıp süslenen trafo binası olduğu ortaya çıkmıştı. Rezil rüsva olmasına rağmen mescit skandalını haber yapan Yeni Şafak'ı dava eden Tiryaki'yi en fazla da Samanyolu TV eleştirip, ti'ye almıştı. STV muhabirinin ifadeleri birebir şöyleydi: “Hafiye ruhlu vekil bu yapıların trafo olduğunu kabul etmek istemiyordu. Kapıyı zorla açtı, içeride hala seccade görmeyi hayal ediyordu…"

Trafo örneğini, CHP'nin inançlı kesimin haklarını gasp eden sicilinin ne tür pervasızlıklarla dolu olduğunu göstermek için verdim.

2007'de Abdullah Gül'ü, dindar ve eşi başörtülü diye cumhurbaşkanı seçtirmemek için 367 garabetine sarılan, beraberindeki e-muhtıra'ya da “tam zamanıydı" diye destek veren CHP'den bahsediyoruz.

2008 yılında AK Parti'nin MHP ile birlikte çıkardığı ve üniversitelerde başörtüsü özgürlüğünü getiren düzenlemeyi, “411 el kaosa kalktı" manşetinin gölgesinde Anayasa Mahkemesi'ne taşıyıp iptal ettiren de aynı CHP'ydi.

Bu CHP, 4+4+4 eğitim sistemini AYM'ye götürüp, “Kur'an-ı Kerim" ile “Hz. Peygamberimizin Hayatı" derslerinin, ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulmasının engellenmesini de istedi.

Yine bu CHP, daha 4 ay önce yayınladığı seçim beyannamesinde; 1+8+4 sistemini getirip 4+4+4 ile tekrar açılan İmam Hatiplerin orta kısmını kapatmayı vaat ederek bizleri bir kez daha yanıltmadı.

CHP değişti mi peki? Hayır! Değişir mi? Asla! O zaman bu koalisyonun kurulması için tek bir seçenek var; AK Parti taviz üstüne taviz verecek. Bu da mümkün değil. Diyelim ki koalisyon kuruldu ve AK Parti beklendiği gibi hiç taviz vermedi. CHP rahat mı duracak? Katil Esed'in avukatı, din eğitimi karşıtı, Fethullah Gülen ve örgütünün kalkanı, Sisi ve zihniyetinin temsilcisi CHP'ye; İçişleri, Dışışleri ve Milli Eğitim bakanlıklarından hangisi gönül rahatlığı ile verilecek acaba?

Daha düne kadar Erdoğan ve Cumhurbaşkanlığı makamına savaş açan CHP, bir anda tansiyonu düşürüp "her şeye rağmen uzlaşı" imajı çizmeye başladı. Bu CHP'ye referans olanlar, kurulacak 63. Hükümeti yönetememe faturasının AK Parti'ye kesileceğini de iyi biliyor olmalı.

İmkansızı denemek, “fedakarlık yaptım" fotoğrafı verip politikalarını meşrulaştıracak CHP ile seçimden başka hiçbir formüle yanaşmayan MHP'yi ihya etmenin ötesinde, paralele hücre yenilenmesi yapmayacaksa, kurulsun o zaman bu koalisyon.

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER