GÜNCEL

Ergün Diler : Kaçış yok

Tarih
12 Kasım 2023
İzlenme
1439 Kişi
UZUN zamandır yazsam da düşük tonda ilerlesem de GERÇEK değişmiyordu, değişmeyecekti. Türkiye'nin merkezde olduğu bölge büyük basınç altındaydı. Tarihte az görülür cinsten bir periyottan geçtiğimiz netti. Dikkat çekmek istediğim de buydu.
Özellikle 7 Ekim'den bu yana... HAMAS ya da bir başka oluşumun yapacağı eylemle BÖLGENİN dinamiklerini değiştirme ihtimali SIFIR bile değildi. Ancak bunu SEBEP olarak görüp, gelip bölgeye park eden güçlerin bu yeteneği vardı!
Biraz daha açarak gidelim ki tabloyu yakından görelim...
Öcalan KENYA'da yakalanıp bize teslim edildi. Orada PKK ya da YPG yoktu! Sanırım KÜRT bulmak da kolay değildi. Veren ABD'ydi.
Öcalan'dan nefret ettikleri ya da Türkiye'yi çok sevdikleri için bunu yapmıyorlardı. SİYASİ ÇÖZÜM ile BÖLGENİN RİTMİNİN değişmesini talep ediyorlardı.
Belki adım atıldı. Denendi. Sonuç alınamadı. Doğru mu? Kesinlikle...
Peki amaçları neydi? Çin'le uğraşacakları için ORTADOĞU'da HUZUR ve GÜVEN istiyorlardı.
Enerjilerini tüketecek eylemlerle baş başa kalmak niyetinde değillerdi. İyi de ORTADOĞU denilen coğrafya çok değişkendi! 
City of London progresses new tower rules | News | Building DesignVe unutulmaması gereken City of London ile DERİN İNGİLTERE'nin burada çok güçlü olduğu gerçeğiydi! Bölge ile tarihsel ilişkileri vardı. Herkesin parası CİTY'deydi! Onların kontrolündeydi... Saddam'ın da, Kaddafi'nin de, Hüsnü Mübarek'in de... Bütün kralların, şeyhlerin, aile fertlerinin, önemli isimlerin, yönetime yakın ailelerin parası da oradadır. Gücü de budur zaten...
ABD'nin önleyemediği yönetemediği alan da tam bu noktadır!
ÇATIŞMANIN merkez üssü de...
Bu nedenle City of London'un Ortadoğu'daki SİYASİ gücü bitirilmek istenmekteydi. Ve bu konu dönüp dolaşıp bize kadar geliyordu.
Hatırlayın! Trump, Windsor Şatosu'na gidiyor 100 yaşına gelmiş olan Kraliçe II. Elizabeth'i 20 dakika ayakta bekletiyordu. Seramonide de resmen aşağılıyordu. Gücünü konuşturuyordu. Hareketlerinin altında yatan gerçek City of London'a duyulan tepki ve öfkeydi!
Frekansı değiştirelim... Katar şeyhi Tamim bile Trump için "Fazla kalamaz gider" diyordu. Gidiyordu ancak değişen bir şey olmuyordu.
2019'a gidelim...
Trump, Suriye hakkında Kongre liderleriyle yaptığı toplantıda Türkiye'nin askeri operasyonuna yeşil ışık yakmadığını ispatlamak için Erdoğan'a "ağır" bir mektup yazdığını söylüyordu. Trump'ın ricasıyla Cumhuriyetçi Kevin McCarthy de mektubun kopyasını dağıtıyordu. Mektupta Trump, Erdoğan'a, "Sayın Cumhurbaşkanı, gelin iyi bir anlaşma yapalım! Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemeyiz ve bunu yaparız.
Size bunun bir örneğini Pastör Brunson olayında yaşatmıştım.
Sorunlarınızın bazılarını çözmek için çok uğraştım. Dünyayı yüzüstü bırakmayın. Harika bir anlaşma yapabilirsiniz. General Mazlum sizinle müzakere etmek istiyor ve daha önce vermedikleri bazı ödünleri vermeye niyeti olduğunu söylüyor...
Eğer bu işi doğru ve insani bir şekilde yaparsanız tarih de sizi iyi yazar. Sert adamı oynama. Seni sonra arayacağım..." ifadeleriyle sesleniyordu. 
Trump'ın Erdoğan'a yazdığı mektup ne anlama geliyor? | Independent TürkçeMektubun geldiği gün 9 Ekim 2019'da TÜRKİYE de cevabı sahada veriyor Türkiye'ye bölgenin değişimi için baskı kurulması yeni bir adım değildi. Öncesi de sonrası da vardı.
Trump gitse de sorun ortadan kalkmıyordu! Rakibi Biden geliyor sorun artarak devam ediyordu.
Tırmanıyordu. 7 Ekim'deki HAMAS saldırısından önce PARAMOTORLARLA Türkiye'ye geçen teröristler ANKARA'da eylem yapmak istiyordu. Cevabı yine sahada vermek isterken ABD F-16'ları SİHA'mızı düşürüyordu.
Tansiyon fırlıyordu. Mesajlar netleşiyordu.
Bunlar yetmiyormuş gibi Biden 14 Ekim'de BAŞKANLIK KARARNAMESİNİ uzatacağını açıklıyordu. Bu nedenle KONGRE'yi bilgilendiriyordu. Ve konuyu bize getiriyordu! Biden, "özellikle Türk hükümetinin Suriye'nin kuzeydoğusuna askeri harekat için attığı adımların bölgedeki barışı, istikrarı ve güvenliği tehdit ettiğini, DEAŞ ile mücadeleyi zayıflattığını" savunuyordu.
Suriye içindeki ve Suriye'yi ilgilendiren mevcut durumun "ABD'nin ulusal güvenliği ve dış politikasına alışılmadık ve olağanüstü bir tehdit" oluşturmaya devam ettiğini ileri sürüyordu. ABD İkinci Dünya Savaşı'nda bile böyle bir ifade kullanmıyordu!
ABD politikasının BAŞKANLARA bakan tarafı yoktu. Olsa da çok zayıftı. Türkiye ile ABD arasındaki KOPUŞ Obama dönemine denk geliyordu... IŞİD, İngiliz gücüyle bölgede oluşturulan ve KÜRTLER tarafından bölgenin değişimini önlemeye yönelik çok akıllıca bir operasyondu. IŞİD'in içinde elbette ABD de vardı. Akıl Londra'nındı. Türkiye Obama döneminde birlikte mücadele verme kararlılığı gösterse de masada "EVET" dese de işin sonunda KÜRT KARTININ önüne geleceğini gördü.
Doğal olarak rotadan vazgeçti.
Obama'nın eski danışmanı: Biden'in 2024 seçimlerinde aday olma ihtimali demokratları korkutuyor - 06.11.2023, Sputnik TürkiyeABD çok öfkelendi. Musul'da KONSOLOSLUĞUMUZUN basılıp 49 vatandaşımızın kaçırılması tepkilerinden biriydi!
Yani son 3 ABD Başkanı bize karşı samimi olmayan tehdit içeren politikaların uygulayıcıları gibiydi. Pentagon ise İKİ KÖRFEZ HAREKATI yapıyor, Kürtler'i ARAPLAR'dan ayırıp kuzeyde güvenli bölgede tutuyor, Öcalan'ı Kenya'da alıp bize teslim ediyordu. Türkiye ve Kürtler'le birlikte BÖLGEYİ değiştirmek istediklerinin işaretleriydi bunlar.
Zaman zaman masa kurulsa da ANKARA gelen teklife olumlu yaklaşmıyordu. Bölgenin son hali ile üzerine düşen sorumluluk ve pay konusunda ikna olmuyordu. Bu da çatışmayı beraberinde getiriyordu.
Bu uzun zaman sonra kapımızda gördüğümüz en büyük risklerdendi.
İşin özü buydu. Bu sebeple 7 EKIM HAMAS saldırısından bu yana "Bu savaş İsrail ile HAMAS arasında değil" diye not düşüyordum. Bölgeyi etkileyecek sarsıntının öncüsüydü bu! GAZZE başlangıçtı... Bölgedeki hiçbir sorun artık KÜRTLER'den ayrı değildi. İngilizler'in bölgedeki egemenliğine silah çekiliyordu. Bu 70 yıldır ilk kez oluyordu. Panikten ya da yıkılma korkusundan..
Bilemem. Ancak AKDENİZ de Süveyş de Körfez de bunun işaretleriyle doluydu. KATAR yani EL CEZİRE de yayınlarını baştan ele alıyor ve ABD'ye yaklaşıyordu!
Blinken'ın uyarısının işe yaradığı görülmekteydi. KATAR da direksiyonu Washington'a doğru kırdığının sinyallerini veriyordu! City of London için, Buckingham için bu iyi bir haber değildi. Hem de hiç.
Londra-Pekin üzerinde yoğunlaşan BATI basıncı buraları da etkiliyordu, etkileyecekti. CHP'de olduğu gibi başka partilerde de değişim olacaktı. İsimler üzerinden de görecektik bunu...
Çok sık ve sarsıcı şekilde hem de...
İYİ PARTİ sarsılmaya başladı bile... Devamı da gelecekti. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki çekişme de bunun sonucuydu!
Başka kurumlarda da görecektik türbülansları. Türkiye, SON KARARINI vermek için SON viraja giriyordu. En fazla YEREL seçimlere kadar uzatılabilirdi..

yazının devamı 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER