SİYASET
Arzu Erdoğral : Sır ölümlerin hedefi ASELSAN!
Tarih
15 Ocak 2015
İzlenme
3307 Kişi
2 Şubat 2013
7 Ağustos 2006 ASELSAN mühendisleri için düğmeye basıldığı tarih!
Karabulutların en siyaha büründüğü bu tarihte ilk olarak ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen, ardından da peşpeşe Halim Ünsem Ünal, Evrim Yançeken ve Burhaneddin Volkan adlı mühendisler yaşamını yitirdi.
O günlerde cinayetlerle ilgili birkaç kişinin dışında hiç kimse konuşmak istemedi. Ulaştığım bazı mühendislerden sadece yaşlı ve emekli olan bir mühendis konuştu. İntihar denilen ölümlerin cinayet olduğu ile ilgili ortaya çıkan tabloyu ilk ondan dinlemiştim.
Birkaç gün önce ise ASELSAN’da mühendis olarak çalışan Hakan Öksüz trafik kazasında! hayatını kaybetti. Kaza sonrası mühendisin ne kimliği ne cüzdanı ne de cep telefonu ortalarda yoktu. Tıpkı dört mühendisin şüpheli ölümü gibi onunkisi de kuşkularla doluydu.
Türkiye’nin gelişimi için çok önemli olan teknoloji projelerine imza attıkları bilinen mühendislere ABD ve İsrail gibi ülkelerden teklif gelmesi ve onların bu teklifi reddetmesi de kayıtlara geçen diğer dikkat çekici bir bilgiydi.
Milli tank projesi, F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu, komuta kontrol ve şifreleme,uçakları saldırıdan koruyan dost-düşman tanıma sistemi gibi kritik projeler üzerinde çalışılıyordu.
Bu, gün geçtikçe dışa bağımlılığı ve özellikle ABD ve İsrail gibi ülkelerin gizli yazılımlarındakendi uçaklarının dost uçak olarak görülmesi devrinin sona erdirilmesi anlamına geliyordu. Gelinen noktaysabirilerinin hoşuna gitmedi.
Genelkurmay ve TÜBİTAK'ın raporlarında; ‘askeri casusluk çetesi’nin milli projelere el attığının ve sızan belgelerin terörle mücadeleyi zaafa uğratacağının tescillendiğinin ortaya çıktığı günlerde, TSK, TÜBİTAK, HAVELSAN ve GES Komutanlığı gibi devletin en stratejik kurumlarına sızarak hücre şeklinde örgütlenen, bu yolla 5 bin kişiyi fişledikleri söylenen bu çeteye ne oldu açıkçası çok merak ediyorum!
Böylesine önemli bir olayın birkaç medya kuruluşu dışında üzerine yeterince giden de olmadı.
Tıpkı "Ulusal Türk Hızlandırıcı Merkezi Projesi"ndeçalışan ve Türkiye'nin nükleer enerji ve toryum madeniyle ilgili projelerinde yer alan 6 nükleer fizikçinin aynı uçakta ölmesinin üzerine gidilmediği gibi…
Bilindiği üzere Türkiye, AK Parti hükümetinin AR-GE yatırımlarını artırmasıyla savunma sanayiinde millileşme sürecini hızlandırdı. Askeri teçhizat, silah ve mühimmatın üretimi, testleri, planlamaları, projelendirme ve ihaleleri arka arkaya yapılmaya başlandı.
ABD'nininsansız hava aracı 'predatör' ve İsrail'in sorunlu Heron'larının yanı sıra ülkemiz kendi araçlarını da üretti. Üretilen İHA’lar ise çok daha kullanışlı, yazılımı yerli, silah montesi de mümkündü.
İşte tam da ölümlerin başadığı tarihten bir iki yıl önce kritik silah teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltmak için bu ve benzeri bir dizi tedbir alınmıştı. Bu da Türkiye’nin silahlara tam olarak hükmetmesi anlamına geliyordu.
Sebep bu olsa gerek millî tank üretimi konusunda çalışan ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen ile sözde intiharlar başladı.
Konuyu daha iyi anlamak için bir örnek verelim;
TSK’nın yabancı yazılım uçaklarının,yazılımların millileştirilmesi en çok kime dokunur?
Savaş uçaklarında kendi programlarının kalmasında ısrarlı olana… Yani ABD’ye!
Daha geniş bir ifadeyle ortalama olarak dünya savunma sistemlerinin yıllık 1,5 trilyon dolarlık pazarında 50 milyar dolarlık payı kapan İsrail, ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya bundan vazgeçmek ister mi?
İstemez! Peki, ne ister?
Geriye kalan yüzde 5’lik paya Türkiye, Hindistan gibi ülkeler razı olsun ve bir ülke için en önemli unsur olan savunma konusunda ilerleme kaydedilmeyerek dışarı bağımlılık devam etsin.
Stratejik projelerin engellenmesi için dış güçler tarafından mühendislerimizin öldürülmüş olabileceği herkes tarafından biliniyor.
Şimdiye kadar anlattıklarımda bilinen şeyler.
Asıl beni çılgına çeviren mühendislerimizi koruyamamış olmamız…
Dışa bağımlılığın engellemesi için görünen o ki sadece kesenin ağzını açmak yeterli olmuyor.
İsrail ve ABD gibi ülkeler mühendislerimize “ya işbirliği yap, ya gel bizle çalış yada hazin son” derken biz ne yapıyoruz?
Mesela ne kadar korunaklı bir ortamda çalışıyor ve yaşıyorlar, araçları neden sıradan? Korumaları var mı?
Var ise neden cinayete kurban gidiyorlar?
Bu ölümler yaşandıkça gün gelip çalışılacak mühendis bulabilecek miyiz?
Büyük beyinler kolay yetişmiyor, 5 tanesi gitti… Ailelerine yaşatılan acıyı söylemiyorum bile…
Çok kahredici, daha kahredici olansa onları koruyamamamız!
Başta Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz olmak üzere tüm hükümet yetkililerine ve muhalefete açık çağrı yapıyorum…
Büyük bir vebal içerisindesiniz, gerekli önlemleri almak ve tepki göstermek için daha ne bekliyorsunuz?
Onları korumak adına ne gerekiyorsa yapmak boynunuza borçtur!
habervaktim.com
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.