GÜNCEL

Ali Karahasanoğlu : SP ve İP, aile düşmanları ile nasıl ittifak yapacak?

Tarih
06 July 2021
İzlenme
505 Kişi

Hanımefendi ilkokul ve ortaokulu New York’ta bitirmiş..

Bundan mıdır bilmiyorum, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çıkılmasını, “laikliğe meydan okuma” olarak yorumlamış..

Kim mi?

Yakın Ertürk isimli bir kadın profesör..

İsmini eminim, benim gibi ilk defa duyuyorsunuz.. O halde niye önemsiyorum?

Çünkü CHP’nin yarı resmi yayın organı Cumhuriyet’te tam sayfa röportajı yayınlanıyor..

Birinci sayfadan manşet oluyor..

Hani Saadet Partili kardeşlerimiz diyorlar ya.. 

“Günahın büyüğü olanla ittifak yapılmaz!”

Ve bu tanımlama ile, CHP’yi değil de AK Parti’yi gösteriyorlar ya..

 Devamında da.. “CHP eski söyleminden vazgeçti. Artık dindarlara karşı daha hoşgörülü bir söylem içinde.. Bizim de ittifak yapmayı düşündüğümüz CHP, işte bu CHP” diyorlar ya..

Yakın Ertürk’ün Cumhuriyet’te yayınlanan ve kabul gören CHP zihniyetini ifşa eden söylemlerini aktararak, “tehlikenin farkında mısınız” uyarısını yapıyorum..

internet budur: Prof. Dr. Yakın Ertürk kimdir - Hayatı ve görüşleriProfesörümüzün söylemi, şu iddia ile başlıyor: “Erdoğan, kürtajı cinayet olarak tanımlayıp, sezaryenle doğuma karşı çıkarak yasal hakkını kullanan binlerce kadına katil imasında bulunmuş oldu. Bu söylem kadın haklarına açık bir savaşın ilanı niteliğindeydi.”

Erdoğan’ın o tespiti, kendi şahsi görüşü müydü? Hayır.. 

Saadet Partililerin de iman ettiği üzere, İslam’ın görüşü idi..

Kürtaj, bir cinayettir.. 

Bana göre, ona göre değil.. İslam’a göre, kürtaj cinayettir..

Ama, CHP’nin yayın organındaki röportajda, kürtaj bir kadın hakkı olarak gösteriliyor!

Bu profesör yarın, kocasını öldüren kadınların da, “bir hakkın ifası çerçevesinde eşlerini öldürdüğü” iddiasında bulunursa, hiç şaşırmayın..

Masum bebeği öldürmeyi “kadın hakkı” olarak gören kişinin, “eli ayağı tutan bir eşi öldürmeyi, kadın hakkı olarak görmemesi için” bence hiçbir haklı sebep yok.. Profesörümüzün karşı çıktığı tek konu, kürtaj değil..

Hz. Peygamber’in hadisi şerifine de karşı çıkıyor, CHP kafasındaki Mustafa Kamalak’ın ittifak için değerli bulduğu zihniyet:

“Kadınların biyolojik özelliklerine indirgendiği, öldürüldüğü, taciz edildiği, annelerin yuhalatıldığı bir toplumda ‘cennet annelerin ayaklarının altındadır’ söylemi daha çok bir günah çıkartmadır.”

Kadına değer verildiğini ifade etmek için hadisi şerif okursunuz..

“Günah çıkartıyorsunuz” diye itiraz ederler.

Ama, kendilerine şu itirazın yapılabileceğini hiç düşünmezler:

“Bir tam sayfalık röportajında, tek kelime ile de olsa, genelevlerde çalıştırılan kadınların, pavyonlarda sirk maymunu gibi oynatılan kızların (ki artık sirk maymunu oynatmak bile yeni kanuna göre yasaklanacak), baldır bacak fotoğrafları yayınlanarak itibarsızlaştırılan insanların mağduriyetinden tek kelime ile bahsetmeyen profesörlerin, ‘kadın hakları’ndan bahsetmeleri, bir günah çıkartmadır!” 

Evet, buyursun Cumhuriyet’in kadın muhabiri, yüreğinde bu soruyu yöneltecek cesaret varsa, o sorsun..

Yakın Ertürk isimli profesör de, cevaplasın..

Dine, dindara, ahlaki ilkelere saldırmak kolay..

Hele hele..

“Ben çok önemli birisiyim abi.. Benden başka kimse önemli değil.. Ben günahın büyüğünü kime yıkarsam, o günahkar olur. Ben hangi günahkarı masum gösterirsem, o cennetlik olur” modunda söylemlerle karşımıza çıkan, oğlu İyi Parti’de, kendisi Saadet Parti’sinde abilerimiz ortalıkta dolaştığı müddetçe..

Yakın Ertürk de, daha büyük bir cesaretle, dindarlara saldıracak, hadisi şeriflere laf etmeye devam edecektir..

Yakin Ertürk interview on women's rights, human rights, and the United Nations - YouTubeŞu ifadeye bakar mısınız:

“İstanbul Sözleşmesi’nin dinci sağa, HDP’yi kapatmanın ise milliyetçi sağa sunulması, esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik ilkelerine bir meydan okumadır.”

Nato kafa...

İstanbul Sözleşmesi’nden geri çıkış, “demokratik ve laik ilkelere meydan okumak”mış..

 Sorsak bu hanıma, “İlkokulu ve ortaokulu bitirdiğin ABD İstanbul Sözleşmesi’ne imza atmamış. Onlar da demokratik ve laik ilkelere meydan mı okuyorlar” diye..

Bir cevap verebileceğini hiç sanmıyorum..

Veya sorsak, “Sen İstanbul Sözleşmesi’ne, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937’de imza attığını mı sanıyorsun” diye..

Biraz düşünüp, “Beni şaşırtmayın, 1937’de laiklik ilkesi anayasaya daha yeni girmişti.. Dolayısı ile, 1937’de laikliğin gereği olan İstanbul Sözleşmesi, hemen o yıl değil.. Mustafa Kemal 10 Kasım 1938’de vefat etmeden hemen bir ay önce imzalanan sözleşme idi” diyebilir..

Biz bu hanımefendiye hatırlatalım..

2011 yılına kadar, İstanbul Sözleşmesi diye bir şey yoktu.

Dolayısı ile, Türkiye de, diğer mümzi devletler de, Yakın Ertürk Hanım’ın kafasına göre, “demokratik ve laik ilkelerine meydan okuyor” idi..

Kafa bu kadar basit, bu kadar çalışmaz bir kafa..

HDP’nin kapatılması ile ilgili açılan davanın,  “sağ siyasete sunulduğu”nu söyleyip, onun da demokratik ve laiklik ilkelerine meydan okuma aracı olduğunu söylemek, gerçekten tam bir hokkabazlık..

Adam teröristin heykelini dikeceğini iddia etsin..

Bu söylem, demokrasiye meydan okuma olmasın..

Adamlar, teröristin cenazesine katılmayan milletvekillerini disiplin soruşturması açacağı tehdidinde bulunsun..

Bu tehdit, demokrasiye meydan okuma olmasın..

Ama.. Teröristlerle ilişkisini kesmeyen partiye kapatma davası açılınca..

Bu dava, demokartik ilkelere meydan okuma olsun..

Hani bu hanım ablaya sorsak, “Refah Partisi’nin kapatılması, demokratik ilkelere meydan okuma mıydı” diye..

Hiç şüpheniz olmasın..

“Haketmişlerdi” diyecektir..

Kafa bu kafa..

Ama bu kafalarla ittifak hazırlığında olan başka kafalar var.

Dindar kafalar.. 

Dindarlardan oy isteyen kafalar..

Eski Saadet Partisi Genel Başkanı Kamalak hakkında 'terör' iddianamesi | Independent TürkçeMilliyetçi kafalar.. 

Toplumun temelinin aile olduğuna inandığını iddia eden ve savunan kafalar..

Bakın onlara hangi mesajı veriyor, Yakın Ertürk isimli profesör: “Modern toplumda, aile kurumu çelişkili fikirlerle algılanarak bir taraftan bir konfor alanı, diğer taraftan ise gelenek ve baskı kurumu olarak nitelendirilir. Sanırım her iki bakış açısının da gerçeklik payı var, kimin açısından baktığımıza bağlı olarak. Ev erkeğin sarayıyken pek çok kadın için risk alanıdır.”

Aileyi erkek için saray, kadın için risk alanı gibi gören bu kafalar..

Bakın daha ne laflar ediyorlar:

“Cynthia Enloe, ailenin temel bileşeni olan annelik ve doğurganlığın militarizmle yakından ilişkili olduğuna

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER