GÜNCEL

Ali Karahasanoğlu : Ne kazandınız, hastaları korkutarak?

Tarih
12 December 2020
İzlenme
1015 Kişi

Daha öncesinde de bu yönde eleştirimi yapmıştım. Ama o, Nasreddin Hoca’nın fıkrasındaki gibi, damdan düşenin tecrübesi ile değil..

Teorik bilgilerle yapılmış eleştirilerdi.

Sağlık üzerinden insanlara korku salmayın, telaşa sevketmeyin demiştik.

Hasta olarak değil, çevresinde hasta insanlar olan bir gazeteci olarak yanlışa dikkat çekmiştik.

Şimdi hasta yatağındaki, damdan düşen birisi olarak, çok daha net olarak söyleyelim, “Sağlık üzerinden, insanları korkuya düşürecek açıklamalar, asla affedilemez.

İnsanlık açısından da affedilemez. Tıbbi açıdan da affedilemez..

Hasta yatağındaki insanlarda, “İlaç yok, maske yok, hastanede yataklar doldu” tedirginliği oluşturanların, en çok morale ihtiyaç duyulan hastalık dönemindeki insanları karamsarlığa itenlerin ne dünyada yatacak yerleri var, ne de ahirette. 

Süreci, şöyle bir hatırlayalım mı?

Salgının en başından bu yana.

Hatta salgının da öncesinden başlayabiliriz.

Döviz operasyonu döneminde “ilaç bulunmuyor” diye başlatılmıştı.

Türk Eczacıları Birliği açıklıyor “piyasada 400 ilaç yok” diyor..

O da açıklamasını bitirmeden, İstanbul Ecza Odası Başkanı başlıyordu: “Bulunmayan ilaç sayısı 700 oldu.”

Gerçekten piyasada ilaçlar bulunmadığı halde, bunlar yalan söylesin, toz pembe tablo çizsinler demiyorum.

Ama..

Yaptıkları açıklamaların yönünden gerçekleri çarpıttıkları anlaşılıyordu zaten..

Araştırıp sormuştuk, “700 ilacın listesi”ni..

Güneş kremine varan liste ile çıktılar karşımıza.

“Yapmayın.. Etmeyin.. Hasta yatağında yatan insanları korkutmayın.. Onları ‘İlacımı bile alamadan, ölecek miyim’ derdine düşürmeyin” dedik. Dinletemedik..

“Bu ülkenin düşmanı mısınız siz?” dedik, cevap alamadık.

Gerçekten de, eczanelerde ilaç bulunamadığında, sevinç mi duyacaklardı, bundan..

700 değil ama..

Fiilen günlük kullanımda olan ve bir rahatsızlığın tedavisi kapsamında gerekli olan 10-15 ilaçta sıkıntı yaşanıyor idiyse.

Bu ülkenin insanı olarak, çıkar derdiniz ki, “İstanbul’da şu ilçelerde şu ilaçlarda sıkıntı var. Şu ilçelerde takviye ettik. Şu ilaç eşdeğeri şu ilacın yazılması için girişimler başlattık.. Bakanlığı uyardık, şu ilacın tedarikindeki sıkıntı hakkında neler yapılabilineceğini raporladık. Eşdeğer ilaçta da sıkıntı yaşanmaması için tedbir alınması için üzerimize düşeni yaptık.”

Biz de size, “Allah razı olsun. Yapıcı diliniz dert görmesin..” derdik.

Korona önceki dönemde, ilaç ile ilgili iddialara eşzamanlı olarak, bir de “Grip aşısı yok” söylentisi çıkarmışlardı.. Ayrıntısına girince, “zatürre” deyip çıkmışlardı.

“Zatürre aşısı herkes olmuyor, kaldı ki her yıl olunmuyor, niye bu kadar abarttınız” dedik.

Dediğimizle kaldık.

Geçtiğimiz yıl, bu noktadaki vaveylalar ile ilgili olumsuz bir tablo yaşandı mı? 

Hayır..

Ama halkı tedirginliğe sevkedenler, halkı korkutarak ideolojik saplantılarını güçlendirmeye çalışanlar, pes etmediler.

Korona Türkiye’nin sorunu imiş gibi.

Dünya güllük gülistanlık, sadece Türkiye’de bir maske sorunu varmış gibi..

Corona virüsü tablosu 17 Eylül: Korona virüs vaka ve ölü sayısı - Günün Haberleri“Maske” üzerinden ne algılar oluşturdular..

“Bir maskeyi dağıtamadılar” mı dersiniz..

“Kime dağıtılıyor, belli değil” mi dersiniz.. 

“Barkod mu gelecek, biz mi eczaneden gidip alacağız” tartışmasını hatırlayın..

Barkod gelmeden, “paramızla alamıyor muyuz” soruları ile günleri doldurduk.

Hatta öyle ki, “AK partililere öncelik tanınıyor” ahlaksızlığına varıncaya kadar neler duyduk, neler okuduk.

Ama hepsinde..

Türk Tabipleri Birliği’nin, Eczacılar Odası’nın yapıcı bir dil yerine, kötümser, halkı paniğe sevkeden açıklamaları gördük..

İnsanlar korktular, “Ne oluyoruz, maskesiz toplu ölümler mi yaşanacak” telaşına düştüler..

Oysa, “Bakanlık maske dağıtımını şöyle planladı. Ama doğrusu şudur.. Önerimiz dikkate alınırsa, şu yanlışlar da telafi edilmiş olacaktır” açıklaması yapılmış olsa, halk tedirginliğe sevkedilmese ne olurdu?

Kıyamet mi kopardı?..

Neyse ki, halkımızın ya bu meslek odalarına güvenleri sıfır.

Ya da..

Bu söylemlere karşı çok büyük bir metaneti var ki, sallamadılar.

Maske gitti. Sağlık çalışanlarının özel elbiseleri konusu başladı.

Orda da eksikler hızla giderildi.

Sonrasında “hasta sayısı-vaka sayısı” tartışması başlatıldı..

Allah rızası için söyleyin, iki hafta önce yaptığımız “hasta sayısı mı, vaka sayısı mı” tartışmasını bugün ikisini de açıklayarak şeffaf hale getirdikten sonra, günlük hayatımızda ne değişti?

Hasta sayısı 6 binlerde, vaka sayısı 30 binlerde olduğu açıklanınca, her şey güllük gülistanlık mı oldu?

Sonra, “Ankara’da yoğun bakım yatakları doldu” propagandası..

“Şu kadar doldu, aman halkımız, biraz daha dikkat. Ne kendi canınızı, ne de kardeşinizin canını tehlikeye atmayın.. Yataklarımızın % 70 doldu. Böyle giderse % 80 dolar. Aman dikkat” demek çok mu zordu?

Ki, “Hastaneler artık hasta kabul etmiyor” propagandasını pompaladılar?.. 

Şimdi de.

“Grip aşısı siparişinde geç kalındı. Yaya kaldık” denildi..

Bakanlık açıkladı, hem de klasik grip değil, Kovid-19 aşısı için 50 milyon’a baliğ olan rakam ilan edilince.

“Aşı için, AK Partililere öncelik tanınıyor” ahlaksız iftirasını attılar..

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER