GÜNCEL

Yusuf Kaplan : Türkiye’nin prangaları ve medeniyet iddiası

Tarih
26 September 2020
İzlenme
733 Kişi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lozan Antlaşması etrafında yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin bir iddiası olması gerektiğinden söz etti. BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da benzer söylemleri dillendirdi.

Lozan’ın bizim medeniyet iddiamızı terk ettiğimizi tescil eden bir anlaşma olduğunu, ancak Soğuk Savaş sonrası süreçte geldiğimiz noktada -pek çok alandaki zaaflarımıza rağmen- önümüzde yeniden tarih yapabilmemizi mümkün kılacak bir imkân belirdiğini, bunun için Türkiye’nin medeniyet iddiasını yenileyerek içselleştirmesi, derinleştirmesi ve dünyaya sunması gerektiğini tartıştığım bir yazımı paylaşıyorum sizlerle.

LOZAN, TÜRKİYE ENGELİ’Nİ KALDIRDI!

Bu ülkeye Sevr’de ölüm gösterildi ama Lozan’la sıtmaya razı edildi Türkiye.

Türkiye, Lozan görüşmeleri sırasında verilen sözlerle laikleşme ve dolayısıyla zihnen kendi kendini sömürgeleştirme sürecine girdirildi.

Türkiye'nin tapu senedi: Lozan - Güncel haberlerSonuçta, dünyada dışardan sömürgeleştirilemeyen tek ülke Türkiye, içerden kendi kendini sömürgeleştiren tek ülke olarak tarihe geçti!

Özetle: Türkiye, Lozan süreci’yle birlikte kaskatı bir laikleşme / Batılılaşma çıkmaz sokağının eşiğine sürüklendi; böylelikle Batılı emperyalistlerin önündeki en büyük potansiyel engel bertaraf edildi.

LOZAN: İSLÂMÎ İDDİALARIMIZIN TERKEDİLMESİ

Lozan Antlaşması’ın yıldönümlerinde hep o bildik içi boş nutuklar atılır: “Lozan, Türkiye’nin çağdaşlaşması ve devrimlerin temelini teşkil eden, ülkedeki bütün kurumların laikleştirilmesi sürecinde kilit rol oynayan kilometre taşlarından biridir”.

Ne demek bu?

Osmanlı’yla ve İslâm’la bağlantıları kesinkes koparan bir sürecin başlatılması demek.

Peki bunun, “Türkiye’nin bağımsızlaşması”yla ve “çağdaşlaşması”yla alakası ne?

Bir kere, Lozan dolayımında, “Türkiye’nin bağımsızlaşması” ile “çağdaşlaşması”ndan Türkiye’nin laikleşme sürecine girmesi, önceden İslâm’a göre tanımlanan ve yapılandırılan siyasî, ekonomik ve kültürel yapıların, Batılıların çıkarlarını garanti altına alan değerlere, dinamiklere göre tanımlanmaya ve yapılandırılmaya başlanmasıdır.

Lozan süreci, Türkiye’nin resmen Osmanlı’dan, İslâm kültüründen koparılması, medeniyet iddialarını terk etmesi ve Batı’ya bağımlı hâle getirilmesinin bir başka adıdır.

Mahkeme, Lozan Antlaşması'nın aslını istedi - Sputnik TürkiyeBaşka bir ifadeyle, Batılılar tarafından fiilen teslim alınamayan Türkiye’nin zihnen (İslâm’dan uzaklaştırılarak) “teslim bayrağı çekmesi”, bütün medeniyet iddialarından vazgeçtiğini küresel sistemin lordlarına açıkça deklare etmesidir.

İyi de, “bağımsızlaşma” ve “çağdaşlaşma” bunun neresinde?

BİR TERMİNATÖR OLARAK LOZAN

Tanzimat’la birlikte başlayan süreç, hastalıklı bir savunma psikolojisi’nin ürünüydü.

Tanzimat’ın hamlesi, ülkenin, kendi iddialarından vazgeçerek Batı’ya “teslim olması”yla sonuçlandı.

İşte Lozan, bu teslimiyet’in resmen tescil edilmesidir.

Düşünsenize, bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz, “yedi düvel”i (Batılı sömürgecileri) Müslümanlığın verdiği dinamizm, ruh ve haysiyet’le ülkeden kovuyoruz; ondan sonra da bu galibiyetin ardından Türkiye’yi her bakımdan Batı’ya bağımlı hâle getiriyor, Batılı yörüngeye kilitliyoruz!

Türkiye, tarih yapmasını mümkün kılan ve bizim varlık nedenimizi oluşturan İslâmî iddialarını terk ediyor; medeniyet değiştirme aymazlığına soyunarak yörünge’sini yitiriyor, İslâmî dinamiklerini kendi elleriyle dinamitliyor!

Gelin de çözün bu puzzle’ı (“bilmece”yi)!

Osmanlı’yı dünyanın en asil medeniyetlerinden biri hâline getiren İslâm’ın sunduğu bütün iddiaları, yeni bir ruhla ve dinamizmle yeniden bir imkân, bir dinamik, bir güç haline getirebilmenin yollarını araştırmak yerine, bütün iddialarımızdan vazgeçiyoruz! Söyleyeceğimiz, bağlanacağımız, bize ait hiçbir Söz, hiçbir İddia bırakmıyoruz; her bakımdan başkalarına bağımlı hâle geliyoruz.

Özetle: Kendi medeniyet dinamiklerimizi, ruh köklerimizi inkâr ederek intiharın eşiğine sürükleniyoruz!

Tarihte başka hiçbir toplumun yapmadığı, aslâ yapamayacağı bir intihar biçimi bu!

Gördüğünüz gibi Lozan, bizim için bir teminatör işlevi görmüştür: Bizim iddialarımızı bitiren, bizi, başkalarının iddialarına ve projelerine bağımlı hale getiren, kısacası kendi ayağımıza kurşun sıkmamız anlamına gelen bir terminatör.

Bin yıllık köklü dayanaklarımızı, ruh köklerimizi bizzat kendimiz yok ediyoruz, sonra da bağımsızlaştığımızdan söz ediyoruz?

Akıl tutulması, zihin körleşmesi değil de, nedir bu peki?

MEDENİYET İDDİASI

Bu sütunda bıkmadan usanmadan tekrarladığım şeyi, Lozan ‘puzzle’ı dolayısıyla yeniden tekrarlamakta yarar görüyorum:

Türkiye’nin büyük bir güç olabilmesi, kendine ait bir Söz’ünün, bir İddia’sının, bir Medeniyet Tasavvuru’nun olabilmesiyle mümkün.

Türkiye, başkalarının iddialarını, sözlerini, projelerini tekrarlamakla bir çıkmazdan ötekine yuvarlanmaktan kurtulamayacak, hep başkalarına bağımlı kalacak, itilecek-kakılacak yani Terminatör her zaman iş başında olacaktır.

Mazlum halkların, hatta Batılıların “Türkiye, yeni bir hamle yapacak mı, acaba?” diye bize baktıkları bir zaman diliminde, Türkiye’nin güçlü bir medeniyet fikriyle donanması, bunun için de yakın ve uzak geçmişiyle derinlemesine yüzleşmesi, hesaplaşması ve geleceği kuracak bir medeniyet hamlesi başlatması gerekiyor...

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

  • YORUMLAR
  • Ahh ki ah

    27 September 2020
    1 0
    Turkislami anlatmak felsefeci gecinen kekeme bir sinemaciya kalmis. Yusuf bey niye kenardan koseden gidiyorsun? Dumduz ortadan yar, anlat. Dunyada en uzun sureli tek musluman devleti Turkiyedir. Turkiye islamin öncüsü muslumanlarin tek lideridir. Turku islamdan ayiran kafirdir.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER