GÜNCEL

Nurettin Veren : Askeriyenin içerisinde yeterli Fetö operasyonu yapıldı mı

Tarih
10 August 2017
İzlenme
1548 Kişi
 İki üç gündür Sözcü gazetesi, Nurettin Veren’in 2006 yılında genelkurmaya çağırılarak, Fetö ile ilgili Kanaltürk’teki programında söylediklerinin, detaylarını anlatmasını istediği, 8 saatlik kaybolan görüntülü ifadesinin bulunmasını konuşuyor.

11 yıldır bulunamayan kasedin, en son araştırmalar ile Genelkurmay’ın arşivinde olduğu açıklandı. İfademi alan savcı yarbay Z.D, ifadeyi aldıktan kısa bir zaman sonra, kendisine ve Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilen, ahlaksız bir kaset ile istifa etmeye mecbur bırakıldı. 

Bu açıklamayı eski başsavcı Saim Öztürk yaptı ve bu kumpası kuranların Fetö olduğunu bildiğini söyledi. Bütün genelkurmaydaki üst düzey sorumluların, Fetö’nün üzerine gidip mücadele etmesi gerekmez miydi?

Sadece Z.D’yi istifa ettirerek olayın üzerini örtmek yerine bu kasetin içeriği anlaşılıp, genelkurmayda ve bütün ordu içerisinde Nurettin Veren’in verdiği, bilgiler doğrultusunda operasyonlar yapılsaydı, belki de 17-25 ve 15 Temmuz darbeleri yaşanmayacaktı.

2001’den bu yana birçok dergi ve gazetede yapmış olduğum röportajlarda, Aydınlık, Haftalık, Nokta, Töre, 2000’e Doğru dergilerinde, birçok önemli açıklamalarda da bulunmuştum. 

Genelkurmay’da vermiş olduğum ifade kasetim şunun için çok önemliydi.

Ulusal Kanal’da her hafta yapmış olduğum, 2 yıla yakın Aydınlık Kürsü programlarıyla kamuoyuna Fetö’nün canavarlaşan ve devleti ele geçirmeye yönelik stratejilerini, sahte, dindar yüzünü göstermeye çalışmıştım.

Diğer kanallar kapılarını kapattı ve hiçbirisi beni konuşmacı olarak almadığı için, Ulusal Kanal’da konuşmalarımı iki yıla yakın devam ettirdim. (“Başka kanal mı yoktu?” diyenlere ithaf olunur)

Daha sonra Kanaltürk’ten gelen bir teklifle, olayları aynı şekilde bütün açıklığıyla, Tuncay Özkan’ın kanalında anlattım. Programın başında, bütün cumhuriyet savcılarını bu konuyu masaya yatırmaları, Fetö’yü acilen durdurmaları ve bu programı beni sorguya çağırmaları ve davet etmeleri için yaptığımı söyleyerek programa başladım. Kanaltürk’te 2 hafta üst üste yaptığım program 4 tekrar olarak verildi.

Maalesef İstanbul’daki birkaç mahkemeden ifadeye çağrıldıysam da, anlattıklarımın hiçbir etkisi olmadı ve Fetö’ye karşı hiçbir tedbir alınmadı ve mücadele yapılmadı, takipsizlik verildi.

Daha sonra Genelkurmay’dan bu açıklamalarımla ilgili bir davet geldi, ben artık bu işin asker tarafından takip edileceğini düşünerek, masaya yatırılacağı umuduyla beklemeye başladım.

Genelkurmay’dan beni arayan numara, ankesörlü bir telefondan bölge dışına çıkarak, verdikleri numarayı aramamı söyledi, ben de öyle yaptım. Hangi gün gideceğimi o numaradan birlikte kararlaştırdık ve Sabiha Gökçen Havalimanı’na giderken, 1 saat kala yolda gelen bir telefonla açık bir tehdit aldım.

Telefondaki şahıs şöyle diyordu: Nurettin Veren, seni gelecek olduğun yerden arıyorum, söylediklerimi dikkatle dinle, bir seferde anla. Tekrar etmeyeceğim. Eğer Genelkurmay’a gelirsen, aynen Ahmet Taner Kışlalı gibi infaz edileceksin. 

Bu tehdit karşısında kararsız kalıp, ne yapacağımı görüşmek üzere güvendiğim emekli askeri hakim bir dostuma bu durumu sordum ve gitmememi söyledi. O gün gitmeyi iptal ettim, tehdit eden numara telefonumda açıkça görülüyordu ve halen elimde mevcut.

Ben buna rağmen aradan 10-15 gün sonra, oraya da olan güvenimi yitirmiş olmama rağmen, randevusuz olarak geleceğimi ve bana adam göndermemelerini ve randevu vermeden gidebileceğimi söyledim. 

Hiç belirlenmemiş bir günde, kapıya tembih ettikleri için, kimliğimi göstererek genelkurmay merkezine gittim, kapıdan beni karşıladılar ve özel bir odada kamera kurulu vaziyette beni bekleyen, adının Zekeriya olduğunu söyleyen birisi ve yardımcısıyla konuşmalarımı kayda almaya başladı.

Ben askerin Fetö ile mücadeleyi, bu derece ağırdan almasını ve geç hareket etmelerini, görmezden geldiklerini anlatmak, tahrik etmek ve onları uyarmak için, askerin şu anda Fetö tarafından oturdukları sandalyenin, 3 bacağının Fetö’nün elinde olduğunu, dürbünle dahi en yakındaki Fetö teşkilatlanmasını görmediklerini, benim normal vatandaş olarak dürbünsüz olarak örgütlenmeyi gördüğümü anlattığımı, 3 kitap yazarak Fetö’nün şifrelerini ve ABD’nin Truva atı olarak Türkiye’yi nasıl kuşattığını ve bu yapılanmanın, o gün için askeriyenin içerisinde subaylar arasında %45’lere ulaştığını, eğer önlem alınmazsa, çok yakın bir gelecekte iki trenin kafa kafaya geleceğini, yani bu Fetö yapılanması ile devletin çarpışacağını anlatmaya çalıştım ve bütün ünite imamlarını, özellikle Kara, Deniz, Hava imamlarını ve Fetö yapılanmasının bütün detaylarını anlattım.

Bir hayli beklememe rağmen kasetle ilgili 11 yıldır hiçbir davet ve açıklama gelmemesi çok düşündürücüdür. 

Savcı Z.D’nin, yapılan kumpasla emekli edilmesi, o gün bu olayı bilip de üzerine gitmeyen Fetö ile mücadelede kenara çekilen ve ayak sürüyenleri sorumluluktan kurtaramaz.

Ben hâlâ Genelkurmay emanetinde bulunduğu söylenen kasetimin içeriğinin niçin basına yansıtılmadığını soruyorum.

YeniAkit
9 Ağustos 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER