Farkında mısınız, Suriye’deki Esad rejiminin 34 askerimizi şehit ettiği alçakça saldırının ardından “Gerçek rakam 34 değil, 334, 634, 1034” diye saçma sapan yalanları ortaya atanlarla, “Türkiye’de koronavirüsten ölenlerin sayısı daha fazla ama saklanıyor” diyenler aynı. FETÖ’cüsünü, PKK yardakçılarını bir kenara bırakıyorum, bu “siyasi şizofrenik” kafalara göre Türkiye her zaman ve her koşulda “ölülerini saklayan ülke”...
Şimdi de eline hesap makinesi alan, ölüm sayısını vaka sayısına bölüp “Türkiye’de ölüm oranı yüzde 2.1’in üzerine çıkmıyor, oranı buraya sabitlediler, vakaları ve ölümleri saklıyorlar” diye ortalıkta geziyor, sosyal medyada naralar atıp duruyor. Ama bu tartışmanın buraya geleceği belliydi. O nedenle pazartesi günü, konuya ilişkin yazdığım ‘Ölüm rakamları gizleniyor mu?’ başlıklı yazıda konuya açıklık getirmeye çalışmıştım. Bu kafanın hangi olayda ne tepki vereceğini bildiğimden yazmıştım o yazıyı. Ama yine de konu hafta içinde gündeme geldi.
TÜRKİYE’NİN İKİ BAŞARISI
Türkiye, 2019 yılı Aralık ayında Çin’de baş gösteren koronavirüs salgının sınırlarından içeri girmesini geciktirerek ilk başarısını sağlamıştı.
Şimdi de 11 Mart’ta ilk vakanın ortaya çıkışından itibaren sağlık ordusuyla tedavi konusunda önemli başarılar sağlıyor.
Test sayısı 15 Nisan itibarıyla 477 bin 716, vaka sayısı 69 bin 392 oldu. Günlük test sayısı 35 bine yaklaştı.
Yoğun bakımdaki hasta sayısı 1820, entübe hasta sayısı bin 52, vefat eden insan sayısı 1518 oldu.
Yoğun bakıma ihtiyacı olan hasta sayısında yaşanan olumlu gelişmeler, iyileşen hasta ve vefat sayısının artmasının da önüne geçiyor.
Çünkü evde tedavi değil de hastaneye yatırılan hastalara hızlı ve etkili müdahale, hastaların ve genel olarak Türkiye’deki koronavirüs salgını tablosunun kötüleşmesinin önüne geçiyor. Bu nedenlerle iyileşen hasta sayısı 5 bin 674’e çıkarken, vefat sayısı günlük ortalama 100 civarında kalıyor.
Ancak yazımın girişinde bahsettiğim kesimler, 5 Nisan’dan itibaren yüzde 2.1 olan ölüm oranını dillerine dolayıp vefat sayılarının düşük gösterildiğini yayıp duruyorlar.
Oysa vakaların görüldüğü ilk günlerde oran daha düşüktü. Bir ara bu oranın üstüne çıktığı da oldu. Örnek vereyim: Ölüm oranı 18 Mart’ta yüzde 1.57, 20 Mart’ta yüzde 1.34, 22 Mart’ta yüzde 2.42, 29 Mart’ta yüzde 1.42, 3 Nisan’da 2.03 olduktan sonra, 5 Nisan’da tekrar yüzde 2.12’ye çıktı. O günden itibaren oran yüzde 2.10 ile yüzde 2.15 arasında dalgalandı. Salgının yayılmasının önlenmesi konusunda kurallara uyuldukça, tedavide sağlık çalışanlarının etkili mücadelesi devam ettikçe, hem bulaşma, hem vaka, hem vefat sayıları ve oranlarında iyileşme olması kaçınılmazdır. Bilim Kurulu üyeleri de işi gücü bırakıp bu yalanlara televizyonlardan cevap veriyorlar. COVID-19 nedeniyle vefat edenlerin buna göre raporlaştırıldığını, tüm istatistiklerin de Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine göre tutulduğunu gece yarılarına kadar anlatıyorlar.
Gel gör ki laf ancak anlayana söylenir.
İYİLEŞEMEYECEKLER!
Evet, Türkiye’nin mücadelesi devam ettikçe rakamlarda ve oranlarda iyileşme kaçınılmaz.
Rakamlar iyileşecek ancak “iyileşmesi” mümkün olmayan bir grup var ki “İdlib’de şehit olanlarla koronavirüs nedeniyle ölenler açıklanandan çok daha fazla” yalanını yayan, tutmayınca da bir sonraki yalan için hazırlık yapanlardır.
Şunu da belirtmeliyim: Bu tür yalanları okumadan, kendini inandırmadan yaşayamayan hatta nefes alamayan bir kesim de yok değil. Zaten yalanı yayanların hitap ettiği müşteri kitlesi de onlar. Nasıl olsa ürettikleri yalanın müşterisi olduğunu biliyorlar.
Benim uyarım, sağduyusunu yitirmemiş insanlara. Zaman zaman uyarıyorum: Tıpkı koronavirüse karşı “sosyal mesafe” kuralı gibi, cebinizdeki telefon ya da bilgisayarınız üzerinden size ulaşan bu yalancı virüslere karşı mücadele de ancak “sosyal mesafe” ile mümkün.
KORONAVİRÜS ÇATIŞMALARDA BİTİŞ DEĞİL, BAŞLANGIÇ
ARALIK 2019’da Çin’de başlayan ve bugüne kadar 150’den fazla ülkede küresel salgına dönüşen COVID-19 nedeniyle iki milyondan fazla insan hastalandı, 130 binden fazla insan hayatını kaybetti. Salgının Avrupa ve ardından Amerika’ya yayılması ise yeni tartışmalara sebep oldu.
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.