SİYASET

Nedim Şener : ABD, yine FETÖ’yü devreye sokuyor

Tarih
03 May 2021
İzlenme
1112 Kişi

Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin genel başkanları Kılıçdaroğlu ile Akşener’in aynı anda, FETÖ’cülerle ilgili “haksızlık yapıldığı, masumların tutuklandığı” gibi sözleri ne anlama geliyor?

Ben, bunu FETÖ’nün merkezi Amerika’da yaşanan gelişmelerle birlikte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Ne demek istediğimi yazının sonunda daha iyi anlayacaksınız...

ÖRGÜTTE ÇÖZÜLME

Özellikle 15 Temmuz’dan sonra ortaya çıkan deliller, örgüt üyelerinin itirafları, ihanetin boyutu Fetullahçı Terör Örgütü içinde tartışmalara ve çözülmelere sebep oldu. Tabanın, tavana inancı zayıfladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve tüm istihbarat birimlerinde yürütülen etkili temizlik faaliyetleriyle örgütün devlet içindeki operasyonel gücü iyice azaldı. Buna karşın FETÖ ile mücadelede bazı zorluklarla karşı karşıyayız. Birincisi içeride yargı, ikincisi ise FETÖ’yü koruyan ve kollayan Amerika ve Avrupa.

FETÖ temizliğini, istihbarat çalışmaları, Emniyet araştırmaları, soruşturma ve yargılama aşamalarında ayrı ayrı değerlendirmeliyiz. İlk iki aşama çok etkili yürüyor. Üçüncü aşamada, yani soruşturma ayağında, bazı savcılıkların etkin soruşturma ve araştırma yapmaması ve sonunda verilen yersiz “takipsizlik” kararları önemli bir zafiyet alanı.

Kılıçdaroğlu ve Akşener′den ″seçim″ çağrısı | TÜRKİYE | DW | 25.11.2020Yargıdaki asıl mesele ise mevcut somut delillere rağmen verilen beraat kararları. Bu kararlar oldukça can sıkıcı. Yargıtay’ın kararlarına rağmen özellikle TSK içindeki FETÖ mensupları hakkında verilen “ankesör soruşturmalarındaki” bazı beraatler örgüt ile mücadeleye önemli darbeler vuruyor. Bu konuya ileriki yazılarımda somut örneklerle döneceğim.

BIDEN: ‘BEDEL ÖDEYECEK’

Bugün asıl üzerinde durmak istediğim konu, FETÖ ile mücadelede önümüzdeki en büyük engel olan Amerika Birleşik Devletleri’nin tutumu olacak.

ABD, bugünlerde yalnız engel olmakla kalmıyor, FETÖ üzerinden Türkiye’ye yeni saldırılar planlanabileceğini de gösteriyor.

Biden, 1915 olaylarını 'soykırım' olarak tanıdığını duyurdu - Sputnik TürkiyeObama döneminde ABD Başkan Yardımcısı olan Biden, Türkiye’nin yakın dönemde yaşadıklarıyla ilgili ilk elden bilgi sahibi. Asıl mesele, Türkiye’nin, ABD tarafından Suriye topraklarında terörist PKK/YPG kontrolünde kurmak istediği terör devleti yapılanmasına engel olması. 2013’te dönemin ABD Başkanı Obama, Suriye konusunda işbirliği yapmayan Türkiye’yi açık biçimde eleştirdi. 2013’ten sonra Türkiye’de FETÖ eliyle gerçekleşen her operasyonun arkasında gerçek neden olarak ABD ile bu görüş ayrılığı var.

15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi de Amerikan operasyonundan başka bir şey değildir. Türkiye bu tarihten sonra geri adım atmak yerine, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve İdlib operasyonlarıyla Amerika’nın Suriye topraklarındaki planlarını tam anlamıyla altüst etti. Obama’dan sonra ABD Başkanı olan Trump’ın Suriye’den asker çekmesi şimdiki Başkan Biden’i kızdırmıştı. Adaylık sürecinde aynen şunları söyledi: “Beyaz Saray Durum Odası’nda binlerce saat geçirdim. Suriye ve Irak’ta sahada da saatlerimi harcadım ve bilin bakalım ne oldu? Sınırdaki komutanlarımız, eskiler ve şimdikiler, orada olanlardan utanç duyuyorlar. Burada esas sorun Türkiye. Ve ben Erdoğan ile ciddi bir konuşma yapıp yaptıkları için çok ağır bedel ödeyeceğini bilmesini sağlardım; bu bedel ödetilsin.”

Biden 2019 Aralık ayında New York Times gazetesi editörleri ile yaptığı görüşmede de, Türkiye’de muhalefeti destekleyerek Erdoğan’ı devirme planını, “bedel ödemeli” diye ifade etmişti.

SOYKIRIM YALANI

Dolayısıyla, ABD tarafından aksi bir ifade ve tutum görmedikçe Biden’ın bu sözlerinin Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğini gösterdiğini söyleyebiliriz.

Biden 20 Ocak 2021’de başkan olduğu günden beri “istikrarlı” biçimde bu cümleyi hayata geçiriyor. “Sözde müttefik” ifadesi, Doğu Akdeniz’deki hak arama çalışmalarına karşı tepkileri, Türkiye’nin Karabağ operasyonundaki rolüne öfkesi, Rusya ile ilişkiler, S-400 alımına ağır eleştirileri, kendisinin taraf olmadığı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına tepkisi, insan hakları, hukuk, demokrasi eleştirisi, yaptırım kararları, en son “Ermeni soykırımı” yalanı izlediği stratejinin devamı. Bitti sanmayın, bunlar sürecek. 14 Haziran Erdoğan-Biden görüşmesi de bana pek umut vermiyor.

Biden Türkiye’de iktidar değişikliğini sağlayacak hangi araç varsa onu kullanacak. Beşinci kol faaliyetlerini de yürütecek; muhalefetten kendisine yakın duranları da legal örgütleri de terör örgütlerini de kullanacak. Bunu anlamak için gerek Amerika’daki gerek Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmek gerekiyor.

PKK’YA VİZE TÜRKİYE’YE YAPTIRIM

ABD
, çıkarlarına hizmet ettiği için PKK/YPG ile FETÖ terör örgütlerinin yanında, Türkiye’nin karşısındadır. Geçen hafta bu konularda iki adım atıldı. Birinci adım şuydu; ABD Kongresi’nin Demokrat üyesi Jason Crow ve Cumhuriyetçi üyesi Michael Waltz, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin gövdesini oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG) için özel vize verilmesini önerdi.

İkinci adım olarak ise yine Demokrat Partili senatörler Edward J.Markey, Ron Wyden ve Jeff Merkley 2019’daki gibi ‘Türkiye İnsan Haklarını Geliştirme Yasası’nı gündeme getirdiler. ABD Başkanı Joe Biden’a, “Türkiye hükümeti yetkililerine Magnitsky yasası kapsamında yaptırım uygulaması” çağrısında bulundular. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ise Kaşıkçı Yasağı kapsamında bu isimlere vize kısıtlaması getirmesi talep edildi.

Peki bu yaptırım ve vize kısıtlaması talep edilen yasa tasarısındaki en önemli konu neydi biliyor musunuz? Evet, FETÖ...

FETÖCÜLER KONGRE TASARISINDA

Yasa tasarısında, FETÖ’cüler; kurdukları kumpaslar, işledikleri cinayetler, giriştikleri darbe girişimi ile değil, insan hakları, demokrasi ve hukuk etrafında tartışma konusu yapılıyor. Tasarıda şu ifadeler yer aldı: “Temmuz 2016’dan bu yana, Türk yetkilileri darbe girişimine yardım etmekle ya da terörü desteklemekle suçladıkları on binlerce kişiyi gözaltına almış; gazeteciler, muhalefet siyasetçileri, karşıt görüşlüler ve diğerlerini tutuklamıştır. Türkiye Hükümeti’nin çeşitli olağanüstü hal hükümlerini kanun olarak düzenlemesi nedeniyle 2018’de OHAL’in sona ermesi Türkiye’deki temel hakların iyileşmesine katkıda bulunmamıştır.

Teröristbaşı Gülen itirafçılara beddua yağdırdı - A Haber Son Dakika Gündem HaberleriTürkiye Hükümeti, daha sert tedbirler almak için darbe girişimini bir gerekçe olarak kullanmıştır. 2016 yılındaki darbe girişiminden bu yana yetkili merciler, hükümetin “Fethullahçı Terör Örgütü”nün lideri olarak belirlediği ve darbe girişimini düzenlemekle suçladığı Fethullah Gülen hareketiyle bağı olduğu iddiasıyla, 60.000’den fazla polis ve askeri personel ile yaklaşık 125.000 devlet memurunu görevden almış ya da görevden uzaklaştırmış, yargı mensuplarının üçte birinin görevine son vermiş, 90.000’den fazla vatandaşı tutuklamış veya cezaevlerine göndermiş ve 1500’den fazla sivil toplum kuruluşunu terörle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatmıştır. Türkiye hükümeti 2016 yılından bu yana 4000 hâkim ve savcının görevine son vermiştir.”

Anlayacağınız, Türkiye ile arasındaki anlaşmalar çerçevesinde;

yazının devamı 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER