EKONOMİ

Kerem Alkin : Fiyatlarda ‘kur’ manipülasyonu bitmeli

Tarih
06 June 2020
İzlenme
624 Kişi
'Kur manipülasyonu' Türkiye Ekonomisi'nin yabancı olduğu bir kavram değil. Türkiye, 2013 Gezi Olayları'ndan bu yana, siyaset alanı üzerinden yürütülen 'dış kaynak' kökenli saldırıların etkisinin katlanması adına, aynı çevrelerce yönetilen manilatif ekonomi aktörlerinin 'kur saldırıları'nı da göğüslüyor; bertaraf ediyor. Ancak, 'kur manipülasyonu'nun sadece 'dış kaynak' kökenli bir operasyon olduğunu sanmayın. Yurt içindeki ekonomi aktörlerinin, iş çevrelerinin azımsanamayacak bir kesiminde de, 'dövize endeksli' fiyat belirleme alışkanlıkları da bir başka cephede yürüyen 'kur manipülasyonu' olarak karşımıza çıkıyor ve Türkiye'nin 'enflasyonla mücadele'sini zora sokuyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası uzmanlarınca hazırlanarak Mayıs 2019'da yayınlanmış bir çalışma, Türkiye Ekonomisi'nde tüm sektörlerin 'ithal girdiye bağımlılığı'nın direkt etki olarak yüzde 10,6, dolaylı etki de dahil olarak hesaplandığında ise yüzde 19,3 olduğuna işaret ediyor. 
Yeni haftada takip edilecek ekonomik gelişmeler - Ekonomi haberleriBu etki, tarım sektöründe doğal olarak direkt yüzde 5,1, dolaylı etkiyle birlikte yüzde 10,1 iken, sanayi sektörümüzün kendine özgü dinamikleri çerçevesinde ithalata bağımlılık direkt etki olarak yüzde 20,3, dolaylı etkiyle birlikte yüzde 32,6, inşaat sektöründe sırasıyla yüzde 6,6 ve yüzde 19,3, hizmetler sektöründe de sırasıyla yüzde 4,4 ile yüzde 9,9 olduğunu gösteriyor.
Ne enteresandır ki, bilhassa ithal girdiye bağımlılığın direkt ve dolaylı olarak hayli düşük olduğu sektörlerde dahi, mal ve hizmetlerin fiyatlandırılmasında, açıklanması hayli zor bir 'kur etkisi' manipülasyonu gözlemlenmekte. 20'nın üzerinde sektörde ara mamul ve nihai ürün fiyatlandırmasının sanki bu sektörlerde de ithal girdi bağımlığı yüzde 40 ve üzerindeymiş gibi izlenim vermesi, reel sektörde fiyat belirleme alışkanlıklarının ne kadar bozulduğuna işaret etmekte.
Konaklama ve yiyecek hizmetleri endüstrisinde, direk ve dolaylı birlikte olmak üzere, ithal girdiye bağımlılık sadece yüzde 11,9 düzeyindeyken, fiyatlandırmanın ithal girdiye bağımlılık sanki 'yüzde 30'ların üzerinde'ymiş gibi 'manipüle edilmesi bu yaklaşıma iyi bir örnek teşkil edebilir. Keza, sanayi alanında ithal girdiye bağımlılık direkt olarak yüzde 20,3, toplam etki yüzde 32,6 olmasına rağmen, hatta imalat sanayindeki kimi sektörlerin, azımsanmayacak sayıdaki imalatçıların...

yazının devamı 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

  • YORUMLAR
  • VATANSEVER

    13 June 2020
    0 0
    Bu ülkede sürekli Dolar Euro yükselişi bahane edilir iğneden ipliğe her şeye zam yapılır.Dolar Euro düşer ama zam yapılan ürünlerin fiyatında düşme asla olmaz.Milletimiz iyice fırsatçı oldu.Yeter artık bu ne yahu hergün zam ,hergün zam bu kontrolsüz zulümdür. Hükumet bu işe mutlaka bir çözüm bulmalıdır.Tek haneli enflasyon hedefi deniyor ama maalesef ülkede %30,%40'larda dolaşan gizli enflasyon vardır.Mutlaka buna bir çözüm bulunmalıdır.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER