SİYASET

İsmail Kılıçarslan : Çok değil, Bono kadar namus

Tarih
07 April 2016
İzlenme
2148 Kişi

'Bu sizin yaptığınız aslında sıra dışı bir şey, bir nezaket dersi. Senelerdir süren bu çatışma esnasında, bu ülkenin tüm şehirlerinde, tüm ilçelerinde insanlar ağırlandılar. Onlar komşularına kapılarını açtılar, savaşın getirdiği tüm zorluklara rağmen insanlara kapılarını açtılar. İkinci olarak açtığınız okullar, tüm dünyaya ders niteliğinde. Siz mültecileri ağırlama konusunda, dünyada zirvede olan ülkesiniz. Birçok insan bilmez ama bu listedeki ilk on ülkenin beşi Afrika ülkesi. Yakınlarda Somali sınırındaki 20 senelik kampa gittim. Burada doğanlar var ve bu nüfusla ne yapacaklarını bilmiyorlar. Siz burada Türkiye'de bambaşka bir model uyguluyorsunuz ve sizin bunu nasıl başardığınızı, bu modeli anlamamız lazım. Eminim ki eksiklikler vardır fakat gurur duyulacak çok fazla iş yapılıyor.'

Aslında bu sözlerin sahibinden, yani dünyaca ünlü müzik grubu U2'nun solisti Bono'dan pek hoşlandığımı söyleyemem. Hayır. Şarkılarıyla ilgili bir derdim yoktur. Çok iyi şarkılarının yanı sıra, müziğinin de şahane bir ortalaması vardır. With or Without You favori şarkılarımdan biridir.

Benim Bono ile temel derdim, hani nasıl derler, modern dünyanın kabul edebileceği cici muhaliflerden biri olduğu konusundaki derin endişemdir. Ne demek bu? Şu demek: Kendi cici muhalifini oluşturmaya bayılan sistem, Bono ve benzeri isimler üzerinden 'bak ne şahane. Bizim kurulu sistemimize kafa tutan karşıtlarımız var' demeye bayılır.

Sadece Bono değil elbette. Ünlü belgeselci Michael Moore'dan aktör Sean Penn'e kadar uzun bir liste ile karşı karşıya kalırız bu meseleye girecek olursak.

Genelde dünya sistemi, özelde ise Amerika, yerleşik sisteme hakikaten itiraz eden isimleri ya yaşatmaz ya da ademiyete mahkum eder. 'Onlara Kurt Vonnegut değil Paul Auster lazım gelir' diyerek özetlemişti bir dostum bu durumu.

Neyse. Bono'ya dönelim. Sistemin pek karşısında, aktivistliğin dibini bulmuş bu İrlandalı aynı zamanda Forbes Dergisi'nin de %40 oranında ortağıdır. Bir taraftan 'dünyadaki açlığı durdurun' deyip bir taraftan da dünyadaki açlığın temel nedeni olan vahşi kapitalistlere övgüler düzülen derginin sahibi olmaktan bahsediyoruz burada. Yani durum çok karışık…

Buna da bir 'neyse.'

Bono, yazımın başında alıntıladığım bu cümleleri Çankaya Köşkü'nde, doğrudan Başbakan Ahmet Davutoğlu'na hitaben kurdu. 'Dünyaya bir nezaket dersi verdiniz' dedi.

İşte tam burada şöyle dua etmeme izin verin: 'Bizim muhaliflere de çok değil, Bono'nunki kadar namus ihsan eyle Allah'ım.' (Zorunlu açıklama: Buradaki namus 'dürüstlük ve haysiyet' manasında kullanılmaktadır. Başkaca bir çağrışımı yoktur.)

Bırakın dünyaya verdiğimiz insanlık dersini takdir etmeyi; 3 milyon insana, din, etnik köken, mezhep, dil ayırt etmeksizin kapısını açmış Türkiye'ye bunu yaptığı için ateş püsküren muhaliflerimiz var. Geçen seçim hem CHP hem de MHP 'mültecileri Türkiye'den kovacağız' sloganıyla oy toplamaya kalkışmışlardı. Bu kervana en son HDP ve onun cici başkanı Selahattin Demirtaş da katıldı.

Son Adres Defteri'ne konuk ettiğimiz 'Tüm Yönleriyle Suriye Devrimi' kitabının yazarı Abdülkadir Şen, mültecilerle ilgili enteresan bir öneride bulunmuştu. Şen, mültecilerin suç işleme oranlarının incelenmesini istemişti. Suriye halkının çok onurlu bir halk olduğundan bahsetmiş ve 'araştırılırsa suç işleme, dilenme v.b konularında Türk vatandaşlarına nazaran daha düşük bir ortalama ile karşılaşacağımıza inanıyorum' demişti.

Böylesi bir araştırmanın yapılmasın�� hararetle destekliyor ve ilgilileri göreve çağırıyorum. 3 milyona yaklaşan devasa bir sosyolojik katmanı 'dilenci, hırsız, bilmem ne' olarak yaftalayıp Türkiye'yi yaptığı bu kahramanca hareket sebebiyle takdir etmek yerine tahkir etmeyi seçen muhaliflerimize de kapak olur bu araştırmadan çıkacak sonuçlar.

Türkiye, 21. yüzyılın gördüğü en şık hareketlerden birini yapmıştır mültecileri ülkemize kabule ederek. İlerde çoluğumuza çocuğumuza, torunumuza torbamıza anlatacak son derece asil bir öykü hediye etmiştir bize. Utanç içerisinde 'Suriye'de milyonlarca insanı ölüme terk etmiştik' demek yerine gururla 'kapılarımızı mazlum insanlara açmıştık' diyebilmek bence çok önemlidir.

Bütün bunlar ortadayken Forbes Dergisi'nin sahibi cici muhalif Bono kadar samimiyet, haysiyet ve dürüstlük talep ediyorum memleketimizin canım muhaliflerinden. Çok şey mi talep ediyorum sizce?

Ne diyordu Bono: 'Hafızım, şimdi sen öyle diyorsun da sizin muhalefet Türkiye'nin hayrına olabilecek bir şeye imza atmamak hususunda keçi gibi inatçıdır. Saf olma Allahasen.'

Yenişafak
6 Nisan 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER