GÜNCEL

Hilal Kaplan : Almanya’da Türk olmak

Tarih
26 Nisan 2019
İzlenme
1116 Kişi
23 Nisan'da yapılan o meşhur röportajda hayalini soran spikere "Alman vatandaşı olmak" diyen o kız çocuğumuz üzerine düşünmeliyiz. Gerçi ağacı yaşken böyle "eğenler"in olduğu bir ülkede gerçeği yazmak zor ama idealize edilen Almanya'da Türklerin yaşadıklarına bir göz atalım.
Almanya denince aklıma ilk Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) cinayetleri geliyor mesela. Alman basını, 2000-2007 arasında Türkleri sistematik biçimde hedef alıp öldüren bu örgütün yaptıklarını nasıl tanımlamıştı dersiniz: "Dönerci cinayetleri!" Bizim basının da bu tanımlamayı kullanması, ancak kodlarımızla oynamakta ne kadar başarılı olduklarını göstermektedir.
Peki, NSU davasında ne oldu? 10 cinayet ve 2 bombalı saldırı işleyen örgütü Alman istihbaratının takip ettiği ve sızmalarla yönlendirdiği açıkken gerçekler hasıraltı edildi. Dava sürerken 7 tanık teker teker "hayatını kaybetti"! En sonunda da en fazlası 10 yıl ceza alan üç piyonun üzerine kaldı bütün örgüt ve yaptıkları. Üstelik Türkleri hedef alan örgütün hiçbir siyasi motivasyonu olmadığına karar verilip, "organize adi suç" işlediğine hükmedildi.
NSU mağduru Türkleri savunan avukat Seda Başay-Yıldız'a ise ölüm tehdidi içeren mektupların Alman polis teşkilatına ait bilgisayardan "NSU 2.0" imzasıyla gönderildiği tesbit edildi. Bir mektupta, Yıldız'ın 2.5 yaşındaki kızı kast edilerek, "Türk domuzu, esas şimdi senin için büyük sorunlar başlıyor. Senin bo..tan kızının kafasını koparacağız. Geri kalan dönerci takımına da aynı muameleyi yapacağız" deniyordu.
Almanya'da Türklere yönelik saldırılar, Solingen Faciası'ndan bu yana sadece katlanarak arttı. Fakat Alman yargısı, kasıtlı olarak terör kategorisine girmesi gereken saldırıları sümenaltı etmeye, zanlılara iltimas geçmeye devam etti.
SABAH Avrupa'nın dün "Hani Berlin'de hakimler vardı" manşetiyle duyurduğu, Türklerin son birkaç yılda uğradığı büyük adaletsizliklerden sadece birkaçı:
İki yıl önce icra memurları ile 42 yaşındaki Savaş Kabasakal'ın kapısına dayanan polis, Kabasakal'ın üzerine çullandı ve nefes almasını engelledi. Ölüme neden olan polisleraylarca ifade vermeye bile gitmedi. Dosya el değiştirdi, otopsi raporu dahi çıkmadı! Aile aylarca adalet aradı, ancak sonuç alamadı. Kabasakal dosyası rafa kalktı.
Mannheim'da, 16 Haziran 2018 günü, Ferhat Emre Durna bir lokale gitti. Tuvalette uzun kalınca polis çağırıldı. Olay yerine gelen 12 polis, Emre'ye kurşun yağdırdı. Emre'nin vücuduna 7 kurşun isabet etti ancak hayatta kalmayı başardı, şikayetçi oldu. Emre polislerin yargılanmasını beklerken soruşturmanın durdurulduğu haberi geldi.
Wuppertal kentinde, 9 Şubat 2018 günü, polisler Hamit Paksoy'un evini bastı. 

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

  • YORUMLAR
  • Sorun

    27 Nisan 2019
    0 1
    Kabul etmek de var, kendimizi kandırmakta.Ülkede kafası çalışan,başarılı ve üreten genç kitle gözünü Avrupa ve Amerika'ya dikmiş vaziyette.2016 dan bu yana da bu hedefi gerçekleştiren insanların vloglarını sosyal medya kaynaklarından izliyoruz.Genç beyinler gidiyor öyle yada böyle.
  • Barış

    26 Nisan 2019
    0 1
    Türkiye'de durum farklımı, tecavüzcüler serbest, başka partiye oy verirsen ya kafirsin ya ölürsün yada yakılırsın. Sıvastakilerle Almanların tek farkı onlar bizi yakıyor biz ise biribirimizi. Ceza alanda yok.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER