POLEMİK

Cem Küçük : Hrant Dink’i öldürenlerin emrindeki gazetedir Taraf!

Tarih
21 January 2015
İzlenme
1190 Kişi

21 Ocak 2015

Dün bu ülkenin yürek ve vicdan abidesi Hrant Dink’in katledilişinin yıldönümüydü. 2015 yılı içinde bu korkunç cinayet tüm yönleriyle aydınlanacak ve inşallah önümüzdeki sene bu cinayetin tüm suçlularının cezalandırıldığı bir yılı yaşayacağız. Pazar günü de yazdığım gibi Hrant Dink cinayetinin organizasyon işi Gülenci çetenin en iğrenç işiydi. Ergenekon soruşturmasını başlatmak için cemaatin ihtiyaç duyduğu spekülatif olay Dink cinayetiydi. Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz gibi eski TSK’nın gangsterleri Dink’e o kadar düşmanlık yapıyordu ki, bir cinayet işlendiğinde olağan şüpheli olarak bu iki ismin ve eski TSK’nın görülmesi çok doğaldı. Nitekim öyle oldu ve Hrant Dink öldürülür öldürülmez gözler bu faşist gangsterlere ve bu gangsterleri koruyan, kollayan eski TSK’ya döndü. Dink’in ölümünden sonra bile hala faşizm propagandasına devam ediyorlardı. Eski TSK o kadar pervasız, o kadar kontrolsüzdü ki, hiçbir olayın kendine zarar vermeyeceğini sanıyordu. Cinayeti kendileri yapmadığı halde Hrant Dink’e de bu yüzden sahip çıkma ihtiyacı hissetmediler. Hem Türk milleti nezdinde hem de Batı medeniyeti nezdinde eski TSK’nın itibarı artık tükenmişti ve Ergenekon soruşturması denilen olay tam bu süreçte geldi. Cemaat bu soruşturmayla TSK’yı istediği doğrultuda hallaç pamuğu gibi atmayı tasarlıyordu. Nitekim istediğini yaptı.

Hrant Dink’in katli operasyonunda da esas organizatör Yılmazer’di. Ramazan Akyürek hiyerarşik olarak Yılmazer’den üstündü. Fakat Gülen, Yılmazer'in zekasının Akyürek’in 10 katı olduğunu hep söylüyordu. Tüm imamlar hiyerarşisinin dışında doğrudan Gülen'e bağlı bir operasyonel adamdı ve baştetikçisi de Nazlı Ilıcak’tı. Dediğim gibi Yılmazer zeki bir adamdı ve Ilıcak’ta Erdoğan’a karşı oluşan şahsi nefreti 2011’de bile görmüştü. Nazlı Hanım’ın çok kolay kullanılır, az zekalı, çocuksu ve inatçı biri olduğunu biliyordu. Geçmişte de Kontrgerillacı General Sabri Yirmibeşoğlu, sonra Susurlukçu polis şefi İbrahim Şahin Nazlı Ilıcak’ı tetikçi olarak kirli işler için kullanmıştı. Şimdi kullanma sırası Ali Fuat Yılmazer’deydi. Nedim Şener konusu ise Yılmazer’in hassas noktasıydı. Yılmazer, Nedim Şener ismini duyunca adeta deliriyordu. Çünkü Nedim Şener, Yılmazer'i en korktuğu alanda kıskıvrak yakalamıştı. Şener, Dink cinayetinde cemaatin ve Yılmazer’in parmağını keşfederek büyük gazetecilik yapmıştı.

Yılmazer cinayetteki rolünü deşifre eden bu kitaba karşı emrindeki beş tetikçiyi Nedim’in üstüne sürdü. Bunlar en başta elbette Nazlı Ilıcak’tı. 72 yaşında olmasına rağmen çocuk beynine sahip olan Nazlı Ilıcak açık açık Nedim Şener’in tutuklanmasını Aksiyon dergisindeki röportajında savunan tek isimdir. Bu rezaleti Yılmazer’in parlattığı muhabir Baransu bile savunmaya yanaşmamıştı o dönem. Ilıcak’ın “Her Taşın Altında Cemaat mi Var?” kitabının Nedim’le ilgili tüm k��sımları Yılmazer ekibi tarafından hazır yazıldı ve Ilıcak’ın eline verildi. Fehmi Koru da Nazlı Ilıcak’ın kitabının çıktığı günlerde bu yapıtın Ali Fuat Yılmazer tarafından yazıldığını benim de bulunduğum kalabalık bir ortamda aynen bu kesinlikte söylemişti. Fehmi Koru’nun bildiği bu gerçeği korkup tekzip etmeyeceğine eminim. Yılmazer’in Nedim’in üstüne saldığı diğer tetikçileri Adem Yavuz Arslan, Mehmet Baransu, Önder Aytaç ve Emre Uslu idi. Bunların hepsine kitaplar hazır verildi. Bunlar sadece kitap kapağına isimlerini bastılar. Özellikle Adem Yavuz’un “Bi Ermeni Var” kitabı Dink cinayetinde hedef şaşırtmak için çok profesyonel bir örgütsel kara propaganda çalışmasıydı. Adem Yavuz bir kelime bile ek yapmadı o kitaba. Aynı şey Baransu’nun Karargah ve Hanefi Avcı kitabı için de geçerli. Bu beş ismin de çoğu yazıları Vatan Emniyet’te yazıldı. Bu açık organik bağların şu an savcılık detaylı dökümünü çıkarıyor...

Ali Fuat Yılmazer Oral Çalışlar’ı kovdurup Taraf’ın başına Neşe Düzel’i ve kendi emrindeki paralel ekibi getiren de ana aktördür. Neşe Düzel bilerek ve isteyerek Yılmazer’den talimat alan biri değildi. Fakat Neşe Hanım da az zekalı ve dolaylı yollarla kullanılmaya açık bir kadındı. Çetin ve Ahmet Altan da Düzel’in kısıtlı zekasıyla sürekli dalga geçen iki yazardır. Elbette Oral Çalışlar’ın sürekli belirttiği gibi Taraf operasyonu Fethullah Gülen'in emriyle yapılmıştır. Fakat komplo ve organizasyon işi Yılmazer'in uzmanlık alanıydı. Sonrasında da Taraf’ın manşetlerinin hemen hemen tamamını Gülen örgütü yönlendirmiştir. Yani hala TARAF’IN MANŞETLERİ HRANT DİNK’İ ÖLDÜRTEN ÖRGÜT TARAFINDAN ATILIYOR. Bu tablo bu kadar net olmasına rağmen, Taraf’ın Gülen örgütünün gazetesi olduğu Washington Post'ta bile açık açık yazılmışken kendine solcu ve Hrant’ın dostu diyen o kadar yazarın hala Dink katillerinin ortağı Taraf’ta yazmayı kabullenmesi korkunç bir hadisedir. Bunun adı ya alçaklık ya da salaklıktır. Murat Belge, Hayko Bağdat, Yüksel Taşkın, Cengiz Aktar, Amberin Zaman ve diğer bütün Taraf projesine destek veren sözde solcu isimler Hrant Dink’in adını ağzına almaya bile utanmalıdır. Gidin Birgün ve Evrensel gibi solcu gazetelerde yazın. Hem Hrant’ın katili bir örgüte hizmet edip hem de Hrant’ın arkadaşlarıyız diyemezsiniz. Bunun vebalini hayat size ödetecek...

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER