GÜNCEL

Cem Küçük : FETÖ'nün elinde kimler oyuncak oldu?

Tarih
07 August 2017
İzlenme
2048 Kişi
Türkiye Cumhuriyeti'nin Fetullahçı terör şebekesiyle mücadelesine önemli katkı yapanlardan biri olduğu resmî kayıtlarda da bulunan Hüseyin Gülerce'ye saldırıların hâlâ organize şekilde sürmesini nasıl yorumlamak gerekir? Bu saldırılardan tek mutlu olacak kişi Fetullah Gülen'dir. Bu çok açık. Üstelik Gülerce'ye saldıranların hepsi Türk devletine karşı bir şekilde bir dönem FETÖ'ye destek vermiş isimlerdir. Yeniden söylüyorum: "Hüseyin Gülerce büyük harfle DEVLET'in adamıdır." Paralel devlet tanımını yapmış ve bu kavramı yayarak paralel devlet ile mücadeleyi başlatmış DEVLET'e 11 Şubat 2012'den itibaren tam hizmet etmiştir ve DEVLET için bilgi toplamıştır. Bu bir iddia değil resmî bir gerçektir. Özellikle FETÖ'nün medya yapılanmasının göçertilmesinde Gülerce verdiği gizli bilgilerle hayati rol oynamıştır. DEVLET asla bunu unutmaz.

14 Aralık 2014 tahşiye operasyonu sürecinde Gülerce'nin katkısı çok büyüktür. FETÖ medyasına yapılan tüm operasyonların temelinde Gülerce'nin harcı vardır. Hidayet Karaca ve Ekrem Dumanlı'yı tutuklatma kararı çıkartan Gülerce'dir. Hidayet Karaca hâlâ içerdeyse Gülerce sayesindedir. Oysa Gülerce'ye saldıran alçakların tamamı Dumanlı denen teröristin serbest kalmasını savundular 14 Aralık 2014'te. Biz tek başımıza mücadele ettik ve maalesef AK Parti de dik duramayınca dönemin hâkimi ortamdan etkilenip bu alçağı serbest bıraktı ve herif kaçtı. O dönem FETÖ ile mücadelede DEVLET kurumsal anlamda yapayalnızdı ve Gülerce'nin o dönem aldığı gizli DEVLET görevi ile getirdiği bilgiler dehşet önemlidir. Hüseyin Gülerce çekirdekten yetişme Fetullahçı olmadığı için örgütün polis ve asker bağlantılarını neredeyse hiç bilmiyordu ama medya yapılanmasını iyi biliyordu ve DEVLET'in de yönlendirmesiyle içeriden kritik bilgiler edinebiliyordu. Türkiye'de biraz gazetecilik olsa hem İpek grubuna hem Zaman grubuna el konmasının hukuki temeli olan mahkeme kararlarında Gülerce'nin büyük rolü bilinir.

Şimdi çok farklı görüşlerdeyiz ama Zaman'a el konmasını hukuken sağlayan bir diğer isim de Etyen Mahçupyan'dır. Zaten bu da resmî mahkeme kayıtlarında vardır. Bu gerçeği ifade etmek adaletin ve dürüstlüğün gereğidir. Mahçupyan, Mabeyn toplantısı gibi çok önemli bir bilgiyi çok kritik bir zamanda savcılarımıza detaylı anlatarak, Türkiye'ye büyük hizmet etmiştir; tıpkı Gülerce gibi.

Gülerce'nin DEVLET görevi Fatih Altaylı'nın karanlık 90'larda G.T. ile kurduğu kirli ve kriminal ilişkiye benzemez. DEVLET arşivinde Altaylı'nın "ajancılık" oynamaya kalktığı o kirli yıllara dair detaylı bilgiler var. Bir gün gerekirse o bilgiler de açıklanır ama suratına tükürülse "yarabbi şükür" diyenler DEVLET tokadı yemeden uslanmazlar. O kirli ilişkide bir zerre DEVLET'e hizmet yok ama Gülerce net şekilde 11 Şubat 2012'den itibaren Fetullahçılara karşı DEVLET'e hizmet etmiştir ve karşılığında hiçbir maddi menfaat talep etmemiştir.

Fatih Altaylı ise yalanlarına yalan katmaya devam ediyor. Adamın hayatı yalan. Şubat 2014'te kendim ayrıldım diye yine -savcılarımızdan paparayı yer yemez kıvırdığı ve 10.5 yılla yargılanacağı son olay gibi- yalan söylüyor. Halbuki savaşı FETÖ'cülerin kaybedeceği anlaşılınca GYY olmaktan kovulduğu tarih 29 Mart 2014'tür. FETÖ kazanacak olsa görevine devam edecekti. Çünkü hem 7 Şubat hem 17-25 Aralık darbe girişiminde Fatih Altaylı'nın yönettiği medya grubu net şekilde FETÖ'nün yanında durmuştur. Kanıtlar ortadadır.

Hele 7 Şubat darbe girişimi sürecinde Altaylı Fetullahçı polis şeflerinin tam emrinde Türkiye aleyhine iğrenç yazılar yazmış ve hain manşetler atmıştır. Zaten o sayede Ali Fuat Yılmazer, Altaylı tarafından golf sopasıyla saldırıya uğradığı mahkemece kesinleşen Serap Çil dosyasının üstünü örtmüştür. O süreçte Altaylı'nın en büyük kankası Teke Tek programına sürekli çıkan Mehmet Baransu ve Altaylı'nın şefi gibi olan Ekrem Dumanlı'dır. Hatta Ali Ağaoğlu'nun Altaylı aleyhine verdiği bir ilanı o dönem sadece Zaman gazetesi basmamıştır. Altaylı bu yüzden dostum diye andığı Dumanlı'ya köşesinden yalvar yakar teşekkür etmiştir. Bunlar hep 7 Şubat ihanet sürecidir. Özü itibariyle korkak bir adam olan Altaylı o dönem 28 Şubat davasından da çok korktuğu için FETÖ'nün tam kucağına oturmuştur. FETÖ de 28 Şubatçı Altaylı'yı korumuştur o dönem. Kısacası Hem 7 Şubat hem 17-25 Aralık sürecinde Altaylı'nın bu ülkeye ihanet ettiği çok açıktır. DEVLET bu ihaneti asla unutmuyor ve hesabını sorması sadece verilecek bir karara bakar. DEVLET işlerinde her şeyin bir öncelik sonralık sırası ve hiyerarşisi vardır. Yapılan tüm ihanetler tüm hukuki detaylarıyla DEVLET'in elindedir. Hainleri koruyan kollayan şirketler, holdingler varsa da o şirketlerin de Akın İpek gibi bitmesi DEVLET'in bir kararına bakar.

Türkiye
7 Ağustos 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER