SİYASET

Mehmet Metiner : Sahi siz kimsiniz, imtiyazınız nereden geliyor bay profesör?

Tarih
04 January 2022
İzlenme
970 Kişi

Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden birinde profesör titri taşıyan bir öğretim üyesi derslerinden birinde evladı yaşındaki kız öğrencisine dönerek son derece buyurgan, sorgulayıcı ve alaycı bir dille, “Başındaki örtü niye farz, ne diye takıyorsun?” diye sorup açıklama istiyor.

Nedir bu şimdi?

Nasıl tanımlamalı bu zihniyeti?

Bir öğretim üyesi kendi ideolojisini zerk ederken kendinden farklı düşünen öğrencilerini tahkir ve tezyif hakkını nereden buluyor?

Tabii bu tarz tahkir ve tezyife yönelik davranışı fakültede sıkıntı oluşturuyor. Dindar öğrenciler haklı olarak tepki gösteriyorlar. Yayınladıkları bildiri, üniversitelerde din ve inanç özgürlüğü bahsinde okunması gereken bir metin hüviyetinde.

Merak etmeyin ey okurlarım, işte o üniversitenin de o fakültenin de o bay profesörün de adını yazıyorum: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Metin Kazancı.

BAŞI AÇIKLIK SORGULANABİLİR Mİ?

28 Şubat zihniyeti sürüyor besbelli.

Bu ülkede Recep Peker laikçiliği de birileri üzerinden devam ediyor hâlâ.

Recep Peker, CHP’nin o tek parti döneminin en muktedir genel sekreteri. CHP’nin köktenlaikçi ideoloğu.

Ne diyordu Peker laisizmi tanımlarken? Aynen şöyle: “Dinin sadece devlet hayatından değil memleket ve toplum hayatından da sökülüp atılması.”

CHP’nin günümüzdeki genç ve toy yöneticilerinden birinin okul öncesi çocuklarımıza Diyanet kurslarında Kur’an öğretilmesine, “Orta Çağ zihniyeti” diyerek karşı çıkması, işte bu laikçilik anlayışının ürünüdür. Kemal Bey varsın istediği gibi başörtüsü-helalleşme deyip dursun, CHP’nin asıl genleri değişmiyor işte. Değiştirmek istiyorsa yani sahiden helalleşmek istiyorsa bu tarz düşünen yönetici olarak seçtiği isimleri değiştirerek koyulsun yola ki inandırıcı olabile! Neyse bu bahsi diğeri kapatarak Bay Profesör’e geleyim.

Ama öncesinde bir küçük tespit yapayım izninizle.

Diyelim ki bir öğretim üyesi dindarlık kisvesi altında tam tersini yapmış olsaydı yani başı açık öğrencileri doğrudan kastedip onların giyimini kuşamını bu tarzda tahkir ve tezyif konusu yapmış olsaydı ne olurdu?

Diyeyim hemen: O malum kesim kıyamet kopartırdı. O hocanın derhal üniversiteden ihracı istenirdi. Hatta hızlarını alamayıp Erdoğan’ın iktidarında Türkiye’nin, Cumhuriyet değerlerinden nasıl uzaklaştırılıp dindar ve kindar bir iklime sürüklendiği söylenip durulurdu.

Ama konu başörtüsü veya başörtülüler olunca nasıl da görmezlikten gelebiliyorlar, nasıl da susabiliyorlar?

Bu kesimin anlayışına göre normal olan şey başı açıklıktır, başı kapalılık ise anormaldir.

Bakmayın siz mecburiyet tahtında teorik olarak “demokrasi, özgürlük ve eşitlik” dediklerine. Onların istediği demokrasi, özgürlük ve eşitlik sadece kendileri içindir. Başkaları sadece onlar tarafından belirlenen çerçeve içinde kalmakla yükümlüdürler. Herkesi de kendi eşiti olarak görmezler.

Tam sırası gelmişken belirteyim: Bu kesimin Erdoğan’a düşmanlıklarının asıl sebebi, bu ülkede Recep Peker laisizmine/laikçiliğine dayalı imtiyazlı vatandaşlık sistemini kökten değiştirmiş olmasıdır. Herkesi kamusal alanda hiçbir ayrıma tabi tutmadan görünür kılınıp eşitlemesidir.

HADDİNİ BİLMEYENE HUKUK İÇİNDE HAD BİLDİRİLMELİ…

Metin Kazancı’nın derslerinde “Kamusal alanda başörtüsüne karşıyım. Polise ve hâkime başörtüsünü yakıştırmıyorum” dediği bizzat öğrencileri tarafından aktarılıyor.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER