SİYASET

Fuat Uğur : FETÖ'nün "Yatak odası" ve olgunlaşan istikşafi ilişkiler

Tarih
13 February 2020
İzlenme
1653 Kişi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Ahmet Davutoğlu arasındaki “İstikşafi görüşmeler”i hatırlarsınız. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında AK Parti’nin tek başına iktidar olamaması üzerine başlamıştı. Kemal Kılıçdaroğlu ile koalisyon görüşmelerini yürüten Davutoğlu, bu çalışmaya “keşfetmek, tanımak, yoklamak” anlamına gelen “İstikşafi görüşmeler” adını takmıştı.

Birbirlerini epey yokladılar, tanımaya çalıştılar ama Kılıçdaroğlu, Okyanus Ötesi’nin talimatıyla yan çizince 1 Kasım seçimlerine giden yol da açıldı. Sonrası malum, büyük bir hezimete uğrayacağını düşündükleri AK Parti, CHP-PKK-FETÖ-HDP iş birliğinin yanlış hesabı sonucunda yüzde 50 ile yeniden, güçlü bir biçimde iktidara gelmişti.

Filmin ikinci yarısında Davutoğlu, Erdoğan’ın bu zaferini kendine mal ederek sinsice AK Parti’yi ele geçirmeye kalkıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ne yazık ki Ahmet Kaya’nın “Hep sonradan” adlı şarkısında anlam bulduğu gibi, güvendiği insanların asla ihanet etmeyeceğine dair derin zaafı nedeniyle az kalsın ele geçirecekti de ama son anda MKYK’nın elini masaya vurmasıyla 2016 Mayıs ayında sepetlendi. O da intikamını “Gelecek”te almaya karar verdi.

Nitekim bugünlerde bir garip şeyler oldu, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ardından Ahmet Davutoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu, hep birlikte hareketlendiler.

Bilindiği üzere yaklaşık iki yıl önce “AK Parti’de 180 ByLock kullanan milletvekili ve bakan var, bunların dosyaları elimde” deyip, bugüne kadar iddia ettiği isimleri bildirmesini beklediğimiz Kemal Kılıçdaroğlu aniden “Önümüzdeki salı günü FETÖ’nün siyasi ayağını açıklayacağım” dedi.

Geçen salı gününü elde kalem kâğıt, merakla bekledik.

Ama baktık, 2010 öncesi, yasalarda demokratikleşme yönündeki kimi değişikliklerin FETÖ’nün işine yaradığından bahisle “FETÖ’nün siyasi ayağı Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

Alakaya çay demle.

Söylediğinin boş beleş olduğunu kendi de biliyor. Ama o kadar basit de değil. Eline tutuşturulmuş metinden okudu. Amacın gelecekte umdukları bir takım ŞEYLERE sözüm ona ALTLIK hazırlamak olduğu o kadar belli ki çakallık her yandan sırıtıyor.

Onunla zamanlaması dikkat çekici olan, kapının önüne konulmasının hıncını bir türlü üzerinden atamayan Ahmet Davutoğlu da konuşarak “Ben Başbakan olarak kalsaydım 15 Temmuz darbesini planlayanların tümü 2016 YAŞ toplantısında tasfiye edilecekti ve darbe şartları oluşmayacaktı” deyiverdi.

Hepimiz güldük ama işe bakın, adam 15 Temmuz darbesini planlayanların hepsini o vakitten tanıyormuş demek.

Erdoğan dün, CHP’nin içinden, Kılıçdaroğlu’nun en yakınındaki danışmanlarının ve belediye başkanlarının FETÖ’cü olduğunun ortaya çıkması nedeniyle “FETÖ Kemal Bey’in yatak odasına kadar girdi” diye konuşmuştu.

“Yatak odası” lafı tesadüf değil.

Kılıçdaroğlu-Davutoğlu ikilisinin aynı anda zıplamaları da öyle.

Kılıçdaroğlu “Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en çapsız adam” olarak nitelediği Ahmet Davutoğlu ile nasıl bir ilişki içinde?

Evet, 15 Temmuz gecesi, biri tankların yanından FETÖ’cü alçaklardan aldığı izinle sıvışarak evde terlikle darbe seyreden, diğeri “güvenli bir sığınakta” sonucu bekleyerek erketeye yatan bu ikiliye dikkat edelim.

İnsanın aklına “Bu iki her dem taze yeniden istikşafi görüşmelere mi başladı?” sorusu geliyor ister istemez.

Ben işin artık o noktadan çok daha ileriye gittiğini düşünüyorum. Şu anda aynı teraneden çaldıklarına bakılırsa, istikşafi görüşmelerin yeniden başladığı yer FETÖ’nün çöpçatanlığında hazırlanan bir yatak odası olsa gerek. Peş peşe yapılan açıklamalardan gördüğümüz kadarıyla ilişkiler çoktan istikşafi olmaktan çıktı ve belli bir doyum noktasına ulaştı. Partnerlerin birbirlerini yeterince tanıdığı ve işi resmiyete dökmeye karar verdikleri anlaşılıyor. Nikâhı kimin kıyacağı bile belli. Geriye kalıyor asıl debdebeli tören. Bu törenin adını da koyalım:

DARBE!

Defalarca yazdım. 15 Temmuz’da beceremediler, hevesleri kursaklarında kaldı.

Şimdi Atatürkçü ayağı Kemal Kılıçdaroğlu, muhafazakâr ayağı da Ahmet Davutoğlu hazırlıyor.

Her ikisinin hedefi de aynı:

15 Temmuz’da ve sonrasında FETÖ’cülerin anasını ağlatan, inlerine girip çatır çatır bulundukları inlerinden çıkaran, 40 yıllık kangreni kesip atan Erdoğan. Deşifre edilen, yargılanıp müebbet alan her FETÖ’cü ile birlikte içleri kan ağlayanlar onlar.

15 Temmuz gecesi Marmaris’te kaldığı MAK ve SAT timlerince evi basılan, kaçırıldıktan sonra öldürülmesi beklenen Erdoğan. Terlikle ve sığınakta o muştulu haberi almak için yürekleri heyecanla çarpanların nefret ettiği Erdoğan.

Yani bu melun, iblis örgütü bitiren adam.

FETÖ’nün siyasi ayağıymış.

kılıçdaroğlu gülen ile ilgili görsel sonucuHadi oradan!

Kepazelikte Nirvana!

Daha 15 Temmuz sonrasında bile CNNTürk’e mülakat verirken “Fetullah Gülen’in kitapları neden toplatılır, neden STV kapatılıyor?” diyen adam söylüyor bunu.

FETÖ’nün MİT tırları belgesini medyaya servis eden partinin lideri söylüyor bunu.

2015’de bile FETÖ yayın organlarının önüne yatması için milletvekillerini bariyer olun diye gönderen, en yakınındaki danışmanlarının üçü de FETÖ’cü çıkan kişi söylüyor bunu.

“Yatak odası”nda işi pişirdiler, millete nağme yapıyorlar.

Yatacak yeriniz yok ikinizin de.

 

Ahmet Zeki Üçok: Davutoğlu maç bittikten sonra konuşan futbol yorumcuları gibi

 

Ahmet Zeki Üçok eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcısı. Hâkim Albaylığı sırasında FETÖ’cülerin kurduğu bir kumpas sonucunda Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığında görevli üç astsubayın ifadelerini, hipnoz ve işkenceyle almak” gibi haince bir suçlamayla tutuklandı ve 4 yıl, 9 ay 25 gün cezaevinde tutuldu. 30 Haziran 2014 tarihinde tahliye edildi.

FETÖ ile güçlü bir mücadele veren, bu terör örgütünün TSK’ya nasıl sızdığını tarihleriyle, rakamlarıyla açıklayarak hepimizi hayrete ve aynı zamanda dehşete düşüren bir isim aynı zamanda.

Ahmet Zeki Üçok ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarını konuştum.

İddia ettiği üzere açıklayacağını vadettiği 180 AK Partili ByLock kullanıcısı vekil ve bakanın isimlerini beklediğimiz Kemal Kılıçdaroğlu geçen salı günkü parti grubu konuşmasında “FETÖ’nün siyasi ayağı Erdoğan’dır” dedi. Kılıçdaroğlu’nun “gerekçesi” AK Parti döneminde demokratikleşme çerçevesinde çıkarılan bazı yasa değişiklikleri ve yasaların FETÖ’nün de işine yaradığı iddiası.

Bunun üzerine aradım Ahmet Bey’i. Zaten kendisinin de bu konuda bir Tweet’i vardı.

Ama önce Ahmet Davutoğlu’nun “Başbakan olarak kalsaydım 15 Temmuz’u planlayanların tümünü YAŞ’ta tasfiye edecektik. Darbe şartları oluşmayacaktı” sözlerini sordum ona.

Ahmet Zeki Üçok Maç bittikten sonra konuşanlara aklım ermiyor, bol keseden atıyorlar. Bunlar televizyonlarda maçın ardından konuşan futbol yorumcularına benziyorlar” dedi ve sonra YAŞ’ta tasfiyenin nasıl imkânsız olduğunu şöyle anlattı:

 

YAŞ’TA FETÖ’CÜ TASFİYESİ İMKÂNSIZDI

ahmet zeki üçok ile ilgili görsel sonucu 

Kimi atıyorsun? Atacağım dediğin adamların hepsi orada. Kimi general, adli müşavir, orgeneral, YAŞ üyesi vs. Düşünün Okan Bato gibi savcılar yazı yazıyorlar, 40 FETÖ’cü komutan ve subayın ismini verip soruşturma açmak için, cevap bile verilmiyor onlara. Sorulduğunda Genelkurmay Başkanı’nın talimatı olduğunu söylüyorlar. Böyle bir süreci başlatamazsın, başlatsan bile YAŞ’a getiremezsin. Düşünün bu süreci resmî olarak başlatacak kişilerden biri olan Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem KöseHukuk İşleri Müdürü de Hayrettin Kaldırımcı. Şimdi ikisi de FETÖ’cülük ve Anayasa’yı ihlalden ağırlaştırılmış müebbet aldılar. Askerî yargı onların elinde. Bunu kimseye, komutanlara kabul ettiremezsin. İradenin tamamı FETÖ’cülerin elindeyken TSK’da tasfiye yapman imkânsızdı. Kimsenin gücü yetmezdi. TSK’da atılma süreçlerini yürüten tüm başkanlıklar FETÖ’cülerin elindeydi. Hükûmet getiremezdi getirse bile yüzlerce generali bir anda atacaksın. Bu mümkün değil, onları general yapanlar bunlar zaten.”

Tabii muhalefet de kıyameti koparırdı, başta CHP olmak üzere “TSK’da tasfiye, AKP kendi adamlarını yerleştirmek için Atatürkçü subayları tasfiye ediyor” demeçleri verilir, manşetler atılırdı. Nitekim Muharrem Köse’nin Atatürkçü olduğuna inanılıyordu o dönem.

Nitekim Ahmet Zeki Üçok her “TSK’da çok FETÖ’cü var” demesiyle birlikte hakkında dava açılıyordu ve işin ilginç yanı bu davalardan biri hâlâ devam etmekte.

 

BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ OLMASAYDI FETÖ TEMİZLENEMEZDİ

 

Davutoğlu’nun yavelerini bir kenara bırakırsak, Erdoğan’ın FETÖ’cüleri tasfiye için bir hazırlık içinde bulunduğunu biliyordum ben. Hatta FETÖ’cülerin iki yıl sonra planladıkları darbeyi 15 Temmuz 2016’ya çekmesinin sebeplerinden biri buydu duyumlarıma göre.

Ahmet Zeki Üçok’a “O zaman bu başarısız darbe sayesinde mi FETÖ’cüler temizlendi? Yoksa temizlenemez miydi?” diye sordum. Net cevap verdi:

“Asla temizlenemezlerdi. 2022 yılında TSK’nın Genelkurmay Başkanı’ndan en alt düzeydeki subayına kadar herkes FETÖ’cü olurdu”

İyi de o zaman neden garantili biçimde darbe yapmak varken 15 Temmuz’a çektiler?

“Yine de bir darbeyi yapacak yeterli güçleri vardı. 45 tugay komutanı katıldı darbeye. Bu ne demek? Avrupa kıtasını işgal edersin. 16 hava üs komutanı katıldı. Üs komutanı ne demek? Bir üste 40 uçaktan hesap edin”

Buna rağmen başarısız oldular…

“Çünkü halkın direneceğini hesaba katmadılar. Çünkü darbeyi öne çekmek zorunda kaldılar. Eğer belirlenen saati değiştirirsen tüm çark bozulur. Yakıt koyacak asker yatıyordur, makineci gelmemiştir, komuta edecek asker yemektedir vs. nitekim Cumhurbaşkanı’na operasyon düzenleyen ekibin birkaç saat pilot beklemesi bunun bir örneği. En önemlisi halk direndi.

ahmet zeki üçok ile ilgili görsel sonucu 

O YASA DEĞİŞİKLİĞİ KARARI YAŞ’TA ALINDI

 

Gelelim Kemal Kılıçdaroğlu’na ve geçmişte çıkarılan kanunlardan ve yapılan uygulamalardan örnekler vererek “FETÖ’ye yarayan bu kanunları yapan FETÖ’nün siyasi ayağıdır, o da Tayyip Erdoğan’dır” mealindeki konuşmasına.

Kılıçdaroğlu’nun argüman olarak ileri sürdüğü konulardan biri de 1988 ve daha önceki yıllarda mezun olmuş subayları Türk Silahlı Kuvvetlerinden tasfiye etmek için hizmet süresini 28 yıla indirecek yasal düzenlemelerin yapılması.

Ahmet Zeki Üçok bugün bir Tweet atarak şöyle dedi:

Sayın Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün siyasi ayağı tarafından çıkarıldığını söylediği o yasa değişikliği, Hulûsi Akar’ın Genelkurmay Başkanı olarak katıldığı ilk Yüksek Askerî Şûra tarafından alınan karar doğrultusunda çıkarılmıştır”

Ahmet Zeki Üçok 1987-88-89 mezunlarının FETÖ’nün en az etkinlik gösterebildiği üç albay devresi olduğunu ifade ediyor ve o dönem Meclis tutanaklarındaki konuşmaları yayınlıyor. CHP’den Aykut Erdoğdu “Bu kadar albayın emekli olması Türkiye’yi bir risk altına sokmayacak mı?” diye soruyor. Millî Savunma Bakanı İsmet Özel de TSK’de 40 bin subay olduğunu belirtip 1.000 subayın güvenlik planlamasında bir zaaf oluşturmayacağını ifade ediyor.

Sözü edilen yasa değişikliği Üçok’un da ifade ettiği gibi Necdet Özel döneminde hazırlanmış ve Akar’ın ilk katıldığı YAŞ toplantısında kucağında bulduğu bir yasa değişikliği önerisi.

 

“SİYASİ AYAK DİYORSAN ELİNDE BELGEN OLACAK”

 

Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan ile ilgili sözlerini de sorduğum Ahmet Zeki Üçok şöyle dedi:

“Ben siyasi ayak kimdir bilmem. Sayın Kılıçdaroğlu’nun verdiği örnekler daha ziyade 17-25 Aralık öncesine dair. 2012’den sonra farklı bir dönem başladı ve farklı dinamikler oluştu. Ben gördüklerimi anlatırım, kanunları konuşurum bir hukukçu olarak. Ama bu yıllardan önce Cemaatçi diye tanımlanan yapılanmayla ilişkileri siyasi ayak diye nitelemek doğru değil. Bunu iddia ediyorsan elinde belge olacak.

Üçok FETÖ’cülerin asıl mevzi kazandığı alanın Hava Kuvvetlerinde olduğunu söylüyor bu arada. O da çok ilginç. 2012 yılında yine Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde pilotların mecburi hizmet süresinin 15 yıldan 11 yıla indirildiğinibu yüzden pilotların yüzde 80’inin istifa ettiğini hatırlatıyor. Bunun sonuçları TSK hava kuvvetlerinde çok ağır oldu. Ahmet Zeki Üçok, burada 15 Temmuz’a dair “Üç beş uçakla darbe mi olurmuş canım” diye konuşanlara bir uyarıda bulunuyor.

“Evet, darbe gecesi sınırlı sayıda uçak vardı ama mukavemet de sıfırdı. Eğer darbe yapan üç beş uçağa direnen hiçbir güç yoksa, karşı güç olarak iki üç uçak bile havalanamıyorsa darbeciler o üç beş uçakla ülkeyi ele geçirebilirler ve büyük yıkıma sebep olabilirler. Nitekim Büyük Millet Meclisini ve Gölbaşı’ndaki Emniyet Müdürlüğünü, Külliye’yi vurmadılar mı?”

Doğru tabii, Gölbaşı’ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı F-16’larla vuruldu, 7 polis şehit oldu, 5’i yaralandı.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER