GÜNCEL

Cemile Bayraktar : Kobanê'nin mağduru, Akçakale/Tel Abyad'ın zalimi mi olacak?

Tarih
19 June 2015
İzlenme
1451 Kişi

19 Haziran 2015

Kobanê günlerinde, Batı merkezli medya desteğiyle dünyanın nasıl ayağa kalktığını hatırlarsınız. Aynı günlerde HDP ve Selahattin Demirtaş'ın Türkiye'de teröristleri sokağa davet edip sivil insanları katlettirdiğini de…

O dönem bölgede bulunan kaynaklar dünyaya kahraman olarak lanse edilen PYD/YPG güçleri için aynen şunları söylemişti: “PYD/YPG güçleri, IŞİD gelmeden bölgenin çoğunu boşalttı, evet ciddi bir IŞİD tehlikesi vardı ama anlatıldığı gibi değildi, IŞİD gelmeden sivillerin çoğu oradan çekilmişti.”

Uluslararası akıl vericileri ve yer yer Esed rejimi ile birlikte çalışan PYD/YPG güçleri, tüm dünyaya kahraman olarak sunulurken, Kürtlerin hâmisi olma rolünü üstlenmişken aynı zamanda kendilerine tabi olmayan Kürt muhalif grupları da bir şekilde sindirmenin yolunu bulmuştu.

Çok ortaklı bir yapı olan aynı zamanda terör hareketi olan IŞİD'in bölgede en çok Esed ve PYD'nin elini güçlendirdiğini, onlara yaradığını da birden çok kez yazmıştım.

Bahsettiğim çok ortaklı senaryonun ikinci bölümü bugün Akçakale ve Tel Abyad'da oynanıyor. Daha açık ifade edeyim…

IŞİD yaklaşık olarak iki yıldır Tel Abyad'da kontrolü elinde bulunduruyordu. Tel Abyad coğrafi konum olarak mühim bir nokta, Tel Abyad'ın Türkiye tarafı ise Akçakale, bugün büyük bir dramın yaşandığı Akçakale, büyük bir senaryonun sahneye konduğu Akçakale…

Koalisyon güçleri Tel Abyad'ı bombalamaya başladığında Türkiye sınırına yoğun bir yığılma oldu. Bu yoğunluk arasında sınır kapısında işlemler sürerken gecikmeli de olsa sınırlar açıldı ve 23 binden fazla mülteci Akçakale'ye geldi.

Tel Abyad'da şöyle bir gerçek var: IŞİD burayı elinde bulunduruyordu ve sivilleri bir nevi kalkan olarak kullanıyordu, bu nedenle halkın burayı terk etmesini istemiyordu. Bir diğer mühim husus bölgede IŞİD'in herhangi bir çatışması söz konusu değil, öldürülen bir IŞİD elemanı da yok. Ancak koalisyon güçleri bölgeyi bombalayınca haliyle siviller bölgeyi terk etmek zorunda kaldı, koalisyon güçlerinin bombaları bölgede 20 sivilin ölmesine neden oldu.

Uzun lafın kısası, ortaya çıktığı günden bu yana, Esed Rejimi ve PYD'nin elini güçlendirecek hamlelere imza atan, muhaliflerle çatışan, Türkiye'yi terörle ilişkilendirmek isteyenlerce kullanılan IŞİD, hiç çatışma yaşamadan Tel Abyad'ı PYD'ye teslim etmiş durumda. Son tahlilde; Tel Abyad, Kobanê, Cezire bir hat halinde birleştirilecek durumda.

Tereyağından kıl çeker gibi oynanan senaryonun genel çerçevesini İbrahim Karagül, 16 Haziran günü yazdığı yazıyla çizmişti:

K. Irak-Akdeniz koridorunda, hemen güneyimizde bir tampon kuşak oluşturulduktan sonra Türkiye'nin eli Akçakele'den öteye uzanamayacaktır. Ortadoğu'nun hiçbir yerinde olamayacaktır. Arap dünyası ile bütün bağlantıları kesilecektir. Hesap budur.
Ancak ondan sonrası çok daha vahim. Bu kuşak, Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya, yeniden iç çatışmalara sürüklemeye, parçalamaya dönük son adım olacaktır. Türkiye, mezhep savaşlarından kaçarken yeniden etnik savaşın içine sürüklenecektir. Tampon bölgenin güneyinde ise İran'dan başka bir güç olmayacaktır. Irak'ta olduğu gibi…


Şimdi tüm bu realiteler gölgesinde, Kobanê günlerine, yapılmak istenene, IŞİD'in kime yaradığına, IŞİD ile Türkiye'yi ilişkilendirmek isteyenlerin kimler olduğuna ve kimin hesabına çalıştığına bir daha bakın isterim.

Muazzam işleyen bu acı senaryonun diğer yanında ise yeni doğum yapmış kadınlar, çocuklar, hamileler, yaşlılardan oluşan 23 binden fazla sivil insan var. Bu insanlar, PYD'nin sınırı kapatması sonucu Akçakale'de çok zor şartlarda yaşıyorlar. Ramazan ayında zor şartlarda, oruçlu bir şekilde savaştan kaçan bu insanları yurtlarından kaçıran koalisyon ve IŞİD, tehlike geçtikten sonra sınırı kapatıp yurtlarına almayan PYD/YPG ile karşı karşıyayız.

Bölgede yalnızca İHH, AFAD, Kızılay ekipleri var ve ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Ayrıca geçtiğimiz bayramı Kobanê'de geçiren, şimdi ise Akçakale'de olan Ak Parti gençlik kolları var. Allah hepsinden razı olsun.

Şimdi geriye birkaç soru kalıyor: Dün Kobanê'deki sivillerin dramı vasıtasıyla elini güçlendiren PYD/YPG, bugün Tel Abyadlı sivillerin zalimi olurken, dün “Suriyelileri geri göndereceğiz, gelmesinler…” diyen alçaklık, bugün bronzlaşmaya durmuş tenleriyle şezlonglardan sınırları açın direktifi verirken, bu ülke kaosa; binlerce insan dayanılmayacak şartlara çekilirken, bu ülkede bu dramın zeminini hazırlayanların oyunlarını kimse görmeyecek mi? Bile isteye gerçeği çarptıranların bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içtiğini düşünürsek, bu izleyiş sonucunda iş işten geçtiğinde ne yapacağız?

Arap/İslam dünyasıyla sınırımızı kesen, bağlantımızı koparan, Akdeniz enerji koridoruna Türkiye dışında alternatif ve yönetebileceği bir düzen kuran iç ve dış aktörler bu kadar net bir şekilde ortadayken izlemeye devam mı? Yoksa….

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER