GÜNCEL

Cihat Yaycı Paşa’dan BM’ye flaş çağrı: Acilen tarafsız ve ilkeli olun!

Tarih
25 July 2021
İzlenme
125 Kişi
Cihat Yaycı Paşa’dan BM’ye flaş çağrı: Acilen tarafsız ve ilkeli olun!

MUHAMMED SEYİTOĞLU / ANKARA 

Müstafi Tümamiral ve TÜRKDEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, BM Güvenlik Konseyi’nden Türkiye’yi kınayan açıklamasını yeniakit.com.tr’ye değerlendirdi. 

“BM tarafsızlığını şüpheye düşürmektedir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’a yönelik  yaptığı “Maraş bölgesinin yüzde 3,5’u kadar bir bölgenin de açılacağı” yönündeki açıklamasına kınama yapılmasının doğru bir karar olmadığına dikkat çeken Cihat Yaycı, şöyle konuştu:

“BM tarafsızlığını şüpheye düşürmektedir. BMGK’nın son Türkiye ve Kıbrıs Türk varlığı aleyhtarı yaklaşımı Birleşmiş Milletler’in tarafsız ve adil misyonu için oldukça kaygı vericidir. ABD Dış İlişkiler Senatosu toplantısında Senato başkanı Mendenez’in Türkiye aleyhtarı açıklamaları ve Yunanistan’a ve GKRY’ye yönelik desteklerinin ardından BMGK’nın bu tarz bir açıklama yapması oldukça manidardır.ABD’deki hükümetin Kıbrıs konusundaki tüm dış politik tavrını Yunanistan’a ve GKRY’ye endekslemesi ve BM’nin de bu yaklaşıma uyumlu tavırlar geliştirmesi uluslararası arenanın ABD tahakkümünde kaldığını göstermektedir.”

“Türkiye’yi ve Kıbrıs Türk’ünü baskı altına almaya çalışıyorlar”

Türkiye’nin BMGK’ya yönelik gösterdiği tepkinin yerinde bir tepki olduğunu söyleyen Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dışişleri Bakanlığımızın açıkladığı üzere normalde BMGK’nın bu metni Çarşamba günü yayınlaması bekleniyordu fakat aynı gün toplanan ABD Dış İlişkiler Senatosunun Türkiye aleyhtarı açıklamalarının ardından BMGK’nın da mesajı erkene alması BM’nin tarafsız ve hakkaniyetli bir kurum oluşuna yönelik endişeleri arttırmıştır. Türkiye, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuka ve bölgesel sahiplik ilkesine saygılı bir politika izlemektedir. Türkiye’nin bölgede adaleti ve hakkaniyeti önceleyen tavrını reddemeyen ülkeler bu tarz altı boş açıklamalarla Türkiye’yi ve Kıbrıs Türk’ünü baskı altına almaya çalışmaktadır.”

“BM, Rum Kesimi’ni ve Yunanistan’ı tatmin etmeye çalışıyor”

“BM’nin bağımsız ve tarafsız bir yaklaşımdan uzak tavrı nedeniyle Kıbrıs Türk’lerinin Maraş üzerindeki hakları da BM’ye devredilemez.” diyen Cihat Yaycı,  “Diğer yandan; 24 Nisan 2004 tarihinde BM tarafından referanduma sunulan Annan Planı çerçevesinde Maraş’ın Rumlara devredilmesi öngörülmüş fakat Rumların % 75.38 gibi ezici bir çoğunlukla hayır demesinin neticesinde plan ve uygulama geçersiz kalmıştır. Bugün Rum Kesimi’nin ve Yunanistan’ın şımarık tavırlarını tatmin etmeye çalışan bir BM ile karşı karşıyayız.

Maraş her fırsatta Rumlara altın tepside sunulacak bir taviz değildir.” şeklinde konuştu. 

“Maraş Bölgesi’nde BM barış gücüne ihtiyaç yoktur”

BM Barış Gücünün işlevsizliğine dikkat çeken Cihat Yaycı, şöyle konuştu:

“Bölgenin Rumlara teslim edilmesini talep eden BM, inatla Maraş’ın Barış Gücü’ne devredilmesini talep etmektedir. Öncelikle BM Barış Gücü’nü bölgesel olarak değerlendirmek ve diğer Barış Gücü misyonları ile kıyaslamak gerekir. Bugün, Sudan, Burundi, Batı Sahra, Golan Tepeleri gibi oldukça istikrarsız ve yoğun çatışmaların yaşandığı bölgelerde BM Barış Gücü ihtiyaç dolayısıyla görev yapmaktadır. Maraş Bölgesi’nde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildir.”

“BM Barış Gücü’nün inatla Maraş’ı Rumlara vermek üzere talep etmesi kabul edilemez bir koşuldur”

Cihat Yaycı, şunları kaydetti:

“Kıbrıs’ta son çatışma ve istikrarsızlık Yunanistan’ın organize ettiği Enosis Planı doğrultusunda EOKA terörizmiydi. O dönemde de yetersiz ve etkisiz kalan BM Barış Gücü misyonu, Türklerin sistematik şekilde soykırıma maruz kalmasına ve yerlerinden edilmesine engel olamamış ve Türkiye inisiyatif kullanarak Rum terörüne karşı soydaşlarını öz kuvvetiyle korumuştur. Aynı BM Barış Gücü Misyonu Srebrenitsa katliamını da önleyememiştir! Birleşmiş Milletler Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önleyememiştir. Tarihimizde hem Kıbrıs hem de Srebrenitsa acıları tazeyken bu acıları önleyemeyen BM Barış Gücü’nün inatla Maraş’ı Rumlara vermek üzere talep etmesi kabul edilemez bir koşuldur.”

“Türkiye’nin tahammülü ve zamanı kalmamıştır”

“Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün, Yunanistan ve Rum Kesimi’nin şımarık tavırlarına ne tahammülü ve ne zamanı ve ne de imkanı kalmamıştır.” diyen Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Annan Planına % 75.38 gibi ezici bir çoğunlukla hayır diyen, kendi anakarasının 30 katı büyüklüğünde deniz yetki alanı talep eden, uluslararası terör örgütleri olan PKK ve ASALA örgütlerinin üs olarak kullandığı Melkonian Enstitüsünü barındıran Rum Kesimi’ne altın tepside sunacak bir tavizimiz ve toprağımız yoktur. Küresel barışı ve adaleti misyon edinen BM’nin yayılmacı, saldırgan ve terör örgütlerine kucak açan Rum Kesimi ve onun hamisi Yunanistan’ı kınaması beklenirken hukuktan ve barışçıl yollardan tüm kışkırtmalara rağmen bir milim sapmayan Türkiye’yi kınaması ancak tarafgirlikle açıklanabilir.”

"Türk halkının kaderini yine Türk halkı belirleyecektir"

On yıllardır devam eden bir zulmün varlığını dikkat çeken Cihat Yaycı, şunları söyledi:

“Federasyon Planı defalarca çökmüş ve herhangi bir gerçekliği kalmamış hayalden başka bir şey değildir. 1878 yılından beri İngiliz, Yunan ve Rum baskısından dolayı ağır bedeller ödeyen, katliamlara maruz kalan ve yurtlarından edilen Kıbrıs Türklerinin bağımsız bir devlete sahip olma gerekliliği güçlü şekilde küresel kamuoyunun önünde durmaktadır. Kıbrıs Türk’ünün, Yunanistan ve Rum Kesimi’nin şımarık tavırlarını, yayılmacı politikalarına tahammül edecek enerjisi kalmamıştır.

Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığı hiçbir pazarlık masasının konusu ya da hiçbir kurum ve devletin inisiyatifine bırakılamaz. Akdeniz’in en ciddi zulümlerine ve homojenleştirme politikaları kapsamında etnik ve kültürel soykırımlara tabii tutulmuş Türk halkının kaderini yine Türk halkının kendisi belirleyecektir.”

"Maraş, Rumlara altın tepside sunulacak bir taviz değildir"

Maraş konusu, Doğu Akdeniz’e sınırı dahi olmayan ülkeleri ilgilendiren bir mesele olmadığını söyleyen Cihat Yaycı,  “Türkiye elindeki caydırıcı askeri güce ve politik imkanlara rağmen 1974 yılından beri hiçbir şiddet olayı gerçekleştirmemiş, savaş esnasında dahi sivil kayıpları önlemek için canı pahasına mücadele etmiştir. Türk Ordusu’nun barışçılığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hakkaniyetli tavrı yadsınamaz bir gerçek olarak dünya kamuoyunun önünde durmaktadır. Maraş, Rumlara altın tepside sunulacak bir taviz değildir” dedi. 

“BM, acilen tarafsız ve ilkelerine sadık olmalı”

“Tarihinde Srebrenitsa ve Kıbrıs Türk katliamı gibi onlarca başarısızlık bulunan BM Barış Gücü’nün Türkiye’ye baskı oluşturacağı herhangi tarihsel ve güncel bir leke bulunmamaktadır.” diyen Müstafi Tümamiral ve TÜRKDEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin Kıbrıs’ta barış atmosferi için harcadığı enerji ve özveride reddedilemeyecek bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Her fırsatta Yunanistan ve Rum taleplerine göre şekil alan ABD politikaları BM’yi domine etmemelidir. BM uluslararası hukuk ve küresel barış misyonuna sahip bir kurumdur. ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın ya da Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian kendi ulusal çıkarları doğrultusunda yönlendirdikleri. Taraf haline getirdikleri bir BM ciddi şekilde itibar ve nüfuz kaybı yaşayacaktır. Bu nedenle BM’nin acilen tarafsız ve ilkelerine sadık bir modele geçmesi, Maraş hususunda realiteden ve hukuktan uzak yanlı yaklaşımları terk etmesi şarttır.”

 

(Yeniakit)

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

DİĞER MAKALELER